- Advertisement -

Yüzüklerin Efendisi dünyada büyük bir fenomen. Ben büyük bir hayranı olmasam da beğenerek izlediğim bir film olmuştu. Kitabı da okumadım açıkçası. Middle-earth: Shadow of Mordor ise ilk çıktığında benim hiç ilgi alanıma girmemişti, sonra nedense benim içime bir yüzük aşkı girdi. Steam’de de indirime görüp aldım. Bir hafta başından kalkamadım. Hikaye olarak serinin sıkı takipçileri bayağı eleştirse de ben hikaye açısından da oynanış açısından gayet beğenmiştim. Middle-earth Shadow of War ise taa aylar önce duyurulduğundan beri heyecanlıyım. Oyun birkaç aylık ertelenmesinden sonra 10 Ekim’de çıkışını yaptı. Boyutu birazcık fazla olunca (70 GB) heves kursakta bir gidip geldi ama sonunda kavuştuk. Middle-earth Shadow of War inceleme Başlat Tuşu’nda karşınızda.

Shadow of the War, Yüzüklerin Efendisi dünyasında geçen ve hikaye olarak da spin-off olarak tabir edebileceğimiz bir oyun. Mordor’da açık bir dünyada geziyor, mayoz bölünme ile çoğaldıklarını düşündüğüm yüzlerce ork kesiyor ve verilen görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz.

Karakterimiz ilk oyundaki yiğit cengaverimiz Talion ile oyunumuz devam ediyor. Zaten ikinci oyun da ilk oyunun hikaye olarak devamı. (DİKKAT! İLK OYUN SPOILERI!) Ruhani eşimiz Celebrimbor ve Talion oyun sonunda Sauron ile savaştıktan sonra “Hacım bu yüzüğün yenisini yapalım, bu iş böyle olmayacak.” (SPOILER SONU). demesinden sonraki olayları konu alıyor. Yüzüğü Kıyamet Dağ’ında yaptıktan sonra kandırılıp yepisyeni çiziksiz yüzüğü gidip kaybediyorlar. (Facepalm) Sonrasında olaylar olaylar.

Eğer ilk oyunu oynadıysanız size hiçbir şey yabancı gelmeyecek. Savaş ve kombo sistemi, arayüz, düşmanlar, Nemesis kısmı, yetenekler… Her şey olduğu gibi duruyor. Bazı noktalar aynı kalsa da, bazı noktalarda geliştirmeler olmuş.

Artık o yüzüğü de sahibine verin, ayıptır.

İlk oyunda en çok konuşulan ve ses getiren olay Nemesis sistemiydi. Oyunda ork kaptanları bulunuyor ve tabii ki bu arkadaşlar normal orklardan daha güçlü, belirli yetenekleri ve özellikleri bulunan kişiler. Nemesis ile birlikte savaşabileceğiniz ork kaptanları rastgele bir biçimde karşınıza çıkıyor. Yani bir oyuncunun karşılaştığı kaptanlar ile diğer oyuncunun farklı oluyor. Bu kaptanları ise sadece öldürmüyoruz, istersek kontrolümüze alıp düşmanlarımıza karşı savaşmasını sağlayabiliyoruz. Ancak ölürsek öldüremediğimiz kaptan daha da güçleniyor, Mordor’daki güç dengeleri değişiyor. İşte bu noktası Nemesis’in en vurucu kısmı. Oyuna büyük bir çeşitlilik katıyor ve tekdüzelikten oyunu uzaklaştırıyor.

İşte bu Nemesis yeni oyunda da tam gaz devam ediyor. Zaten bu kadar övülen bir şeyin yeni oyunda görmemek şaşırtıcı olurdu. Yine haritada beklenmedik yerlerden kaptanlar çıkıyor, gelip saçma sapan konuşuyorlar. Etrafınızda bir sürü ork ve kaptanı varken aniden ikincisi geliyor. Hatta olayı uzatırsanız üçüncüsü de gelebiliyor. Bazı kaptanlar mevki için birbirine düşman oluyor, onlar kendi aralarında savaşırken araya giriyorsunuz. Karşılaşabileceğiniz çeşit bol anlayacağınız. Ancak canımı sıkan şu karşılaştıktan sonra yaptıkları konuşma. Ya savaşın ortasında herkes duruyor, bu kaptan sanki WWE maçına çıkar gibi bana konuşuyor. Bazısı cidden kısa kesiyor da, bazısı da Hikmet Baba gibi uzattıkça uzatıyor. Yüzük diyor ki vur kılıcı kafasına geç…

Neyse, sakinleştikten sonra devam edeyim. Savaş sistemindeki akıcılık da aynen devam ediyor. İlk oyunda zaten sistem mükemmeldi, açıkçası pek de bir şey değiştirilmemiş. Kombo simülasyonluğu tam gaz sürüyor. Bu oyun için ne dersek diyelim savaş sistemine diyecek lafımız yok. Çok zevkli. Öyle olmasa zaten sürekli ork kestiğimiz bir oyunu oynamak keyifli olmazdı.

E bu yüzük aynısı olmuş?

Şimdi ben oyunu yukarıda övdüm ama aslında bu övgülerim ilk oyunda da vardı. Shadow of War hikayeden başka bir yenilik getirmedi mi bize? E, birazcık.

Görsellik daha iyi. E ama bir zahmet iyi olsun, önceki oyundan o kadar süre geçti. Oyunun renk tonları ve etraf ise aynı sayılabilir. O bildiğiniz Mordor havası aynı. (Farklılıklardan söz edecektim, yine aynı noktalara döndük.) Güzel ama sıkıntı yok.

Görevler de biraz çeşitlendirilmeye çalışılmış. Ancak eski hissiyatını koruyor. Ana hikayeden kopup saatlerce yan görevlere dalabiliyorsunuz. Ama bu görevlerin bazıları yine saman tadı vermiyor değil. İlk oyundan beri yaptığımız bazı görevler aynen duruyor.

Yetenek ağacı ise nispeten en büyük değişimlere sahip kısımlardan biri. Artık yetenek içinde yetenek (yetenekception) var. Bir yeteneğin altında o yeteneğin çeşitleri var. Bu çeşitlerin ise sadece bir tanesini kullanabiliyorsunuz. Bence gayet başarılı bir değişiklik olmuş ve oyuna renk getirmiş, ben beğendim.

Eskiden oyunda çeşitli şekillerde rune elde edebiliyor ve çeşitli geliştirmeler yapabiliyorduk. Artık hem eşya hem de rune düşüyor. Bu eşyaların, her oyunda olduğu gibi, seviyeleri var. (Bu nokta birazdan anlatacaklarım için önemli.) Seviyeye göre kılıcı hasarı artıyor, zırhın savunması yükseliyor gibi beklediğimiz şeyler. Bu konu hakkındaki diğer bir yenilik ise artık kutulardan da eşya düşmesi. Bu kutular tahmin edebileceğiniz gibi oyun içi parayla alınabiliyor ama gerçek parayla da alınabiliyor. Ve birazdan anlatacaklarım oyunun tadını resmen kaçırıyor.

Yüzük dediğin halkındır, parayla satamazsın efendi.

Artık oyunlarda bu kutu işine yapımcılar bizi alıştırdı. Kimisi tadında bırakıyor, kimisi tam fiyat istediği oyunu oynaması bedava oyunmuş gibi mikro ödeme koyuyor. Artık bu noktadan geri dönüş olmadığını biliyorum. Tadında bırakana da sözüm yok. Benim en büyük sıkıntım bu kutudan çıkanların oyunu etkilemesi. İşte Shadow of War öyle bir yerde baltalıyor ki kendini, çok yazık ediyor kendine.

Oyunu oynadıkça oyun içi para kazanıp, kutu açabilirsiniz. Para ödemek zorunda değilsiniz. Ama şöyle bir durum var: Yapımcılar siz para harcayın diye bazı “arkadaşları” o kadar güçlü yapmış ki, ya işinizi gücünüzü bırakıp saatlerce oynadıktan sonra “Legendary” seviyesi eşya düşüreceksiniz ya da aynısını parasını bastırıp yapacaksınız. Bu nokta işte sıkıntılı. Artık olay parayı ver, oyunu kolayca bitire gelmiş durumda ve tekli senaryo olarak oynanan bir oyunda bu kabul edilemez.

Eğer zamanınız varsa, oyundan zevk alıyorsanız ve uzun süreler geçiriyorsanız bu durum geçerliliğini kaybedebilir. Ama oyun oynamaya kısıtlı bir vaktiniz varsa bu noktada oyun hem sizden tam oyun fiyatı alıp, zaman kazanmanız için de fazladan para istiyor. Kabul edilemez.

Gölgelerin yüzüğü adına.

Shadow of War tek başına bakılınca gayet güzel bir oyun. Ancak ilk oyunu oynayanlar için çok fazla bir yenilik sunmuyor, hikayeyi devam ettiren bir görevi var. Burası size bağlı. İlk oyunu oynadıktan sonra Orta Dünya’da farklı bir tat arıyorsanız Shadow of War bunu size veremeyecektir. Ancak ilk oyunun tadı damağınızda kaldıysa Shadow of War ilaç gibi gelecektir.

Seriye hiç başlamamış oyuncular ise ilk oyundan başlamalı. Şu anda fiyatı dip yapan ilk oyunu alıp, bitirdikten sonra da ikinci oyunu indirimde kapabilirsiniz. Yüzüklerin Efendisi izlememiş olsanız bile bir aksiyon açık dünya oyunu olarak gayet güzel bir deneyim elde edeceğinizi garanti ediyorum.

Kutu işiyse… Neyse, kapitalist dünya diyip geçelim.

Oyunu Playstore üzerinden temin etmek için tıklayın.