Sword Legacy: Omen inceleme

- Advertisement -

Yaz mevsimindeyiz ve haliyle AAA oyunlar yerini indie (bağımsız) yapımlara bıraktı. Steam ve GOG gibi platformları açıp baktığımızda da bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Bu dönemlerde yayınlanan hemen hemen her oyun bağımsız yapımcıların elinden çıkıyor. Sword Legacy: Omen de Firecast Studio ve Fableware Narrative Desing’ın geliştirdiği, Team 17 Digital’in ise yayıncılığını yaptığı taktiksel sıra tabanlı bir RYO. 13 Ağustos itibarıyla Steam üzerinden çıkışını gerçekleştiren yapım, yaz aylarındaki oyun boşluğunu doldurabiliyor mu? Sword Legacy: Omen inceleme yazımızda bunun cevabını bulmaya çalışacağız.

Büyük Britanya ve beş krallık

Her şeyden önce, oyun bizleri Büyük Britanya’ya götürüyor. Toplamda beş farklı krallık var: Mercia, Northumbria, Anglia, Kent ve Wessex. Oyunun hemen başında Mercia kralı suikaste uğrar ve krallık dağılır. Şövalyelerin Kumandanı Uther’de bu görevinden düşmüş olur. Eşi kaçırılan Uther’in vatanı da kalmamıştır. Uther eski bir kumandan olarak yol boyunca yeni arkadaşlar edinecek, topladığı ekibi idare etmeye çalışacak ve nihai amacı olarak da efsanevi Excalibur kılıcını elde ederek Wessex’in başındaki adamı bozguna uğratacak ve intikamını alacaktır.

Sword Legacy: Omen bir açık dünya RYO değil, hikaye lineer olarak bölümler şeklinde ilerliyor. Her bir bölüme girerken savaşacağımız karakterleri seçiyor, yeteneklerini ayarlıyor ve envanterimizdeki eşyalardan karakterlerimizi güçlendirebiliyoruz. O bölüme ait görevler de hemen ekranın solunda bizlere sunuluyor. Savaş sistemi sıra tabanlı ve strateji gerektiriyor. Savaş sekansları bittikten sonra ise bulunduğumuz bölgeyi keşfetmek amacıyla serbestçe dolaşabiliyoruz. Her savaştan sonra ise kamp yaparak karakterlerimizin iyileşmesini sağlayabiliyoruz ancak kamp esnasında da davetsiz misafirlerin saldırısına uğramak mümkün.

Keşfedin, gelişin, taktik yapın

Keşfetme kısımlarında bulunduğumuz bölümde özgürce dolaşırken etkileşime girebileceğimiz şeyler var. Genellikle de yeni eşyalar edinmek için belli başlı kasaları açabiliyoruz ve hikaye parçalarının yazılı olduğu kağıtları topluyoruz. Böylece oyunun hikayesi oyunculara aktarılmış oluyor. Savaş sekanslarında ise keşfettiğiniz bölge birden sıra tabanlı hale dönüşüyor. Karşıda da çoğu zaman sizden sayıca fazla olan düşmanlar var. Hareket sayınız ise karakterlerin üstünde yazılı. Bunu düşmanlara yaklaşmak, onlardan kaçınmak veya yeteneğinizi kullanarak onlara saldırmak için harcayabiliyoruz. Her bir yeteneğin de belli bir puanı ve tekrar kullanabilmek için tur sayısı bazında bekleme süresi var. Bu nedenle dikkatlice ve strateji geliştirerek mücadele etmek gerekiyor ancak başarısız olsanız bile görevi baştan açabiliyorsunuz. Her bir mücadeleden sonra da kazandığımız gelişim puanları ile de karakterlerimizin yeteneklerine yenilerini katabiliyoruz. Kullanabildiğimiz birden fazla karakter olduğun için de bunu dikkatlice harcamak zorundayız. Öte yandan, keşfetme esnasında karşılaştığımız bazı kişilerle konuşabiliyoruz ki oyun bunu kendisi otomatik olarak yapıyor. Ancak zaman zaman serbest dolaştığımız keşfetme bölümlerinde karakter kontrollerinde takılmalar olabiliyor. Genel hatlarıyla dövüş sisteminin herkese göre olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim, özellikle old school RYO’lar ile aranız yoksa bu daha da zorlayıcı oluyor.

Oyunun görsellerine değinecek olursak, mekan tasarımlarının ve çizimlerin oldukça hoş olduğunu söylemeyelim. Ancak ses konusunda bir o kadar da başarısız bir oyun karşımızda. Hikaye kısmının anlatıldığı ara sinematikler dışında kendi kontrolümüzde oynadığımız keşfetme ve savaş sekanslarında ses tasarımları oldukça zayıf, yetersiz ve rahatsız edici. Teknik açından oyunun bir diğer kusuru da ince grafik ayarlarının olmaması. Gölge, doku, ışık vs. gibi ayarlar yok. Bu da düşük donanımlı bilgisayarlarda zaman zaman performans sorunlarına yol açıyor.

Genel bir değerlendirme sonucu, indie bir yapım olarak Sword Legacy: Omen sahip olduğu tarihi temayla, görselleriyle ön plana çıkıyor. Diğer taraftan ise özellikle dövüş sistemiyle herkese hitap etmiyor. Taktiksel ve sıra tabanlı RYO sevenler gönül rahatlığıyla şans verebilir. Old-School RPG’lerle arası olmayanlar uzak durmalı.