- Advertisement -

İki hafta önce, Fallout 4’ün yaklaşmasıyla birlikte, bir Fallout tarihi ile ilgili bir yazı dizisine başlamıştık bazı teknik yetersizliklerden dolayı ancak bugüne yetişebildi. İyi okumalar. Önceki bölümü okumak için tıklayın 

Vault’lar kimseyi kurtarmak için değildi…

23 Ekim 2077’de, büyük savaş başlayınca kabuslar gerçek oldu. Kör edici ışıklar gökyüzünü tutuşturdu, daha önce tatbikat yaptıkları gibi insanlar eğilip saklandı, bulabildikleri herhangi bir şeyin altına girdiler. Gözlerini kapatıp sabit kalırlarsa acımasız alevlerin onları es geçeceğini umdular. Okul sıralarının altına, sokaktaki arabaların altına, iş yerlerindeki masaların altına saklandılar. Belki bazıları ufukta alevler belirdiğinde yataklarındaydı. Belki de çocuklar gibi kafalarını yorganlarının altına çektiler. Yakıcı acının sadece kötü bir rüya olmasını umdular. Övülen tatbikat teknikleri, kazanmayı artık umursamayan ordular karşısında etkisiz olduğunu gösterdi. Ortak gaye yıkımdı. Yüz milyonlarca insan dakikalar içerisinde hayatını kaybetti. Milyarlarcası ise, ilerleyen günlerde nükleer atıkların kıtalara yerleşmesiyle öldü. Atıklar okyanusları bulandırdı, gökyüzünü kararttı ve derin bir şekilde toprağa battı.

 

Bombalar düştüğü anda doğru yerde olanlar hayatta kaldı. Bu “şanslı” insanlar, hayatta kalmak için boğuşan ilkel kabile toplumları oluşturdu. Bu kabilelerin dışında saklanmış başka bir grup hayatta kalmış vardı. Safehouse Projesi için seçilenler. Yüz bin insan, Vault-Tec firması tarafından yapılmış, Vault denen, dayanıklı sığınaklarda barınma teklifini alacak kadar şanslıydı. İlk Vault’lar savaştan birkaç yıl sonra açıldı ve sakinleri, savaş sonrası Amerika’dan arta kalan çorak arazi boyunca dağıldılar. Şimdiye kadar Vault’ların hikayelerinin bir uçtan öbür uca yayılmasına rağmen bugün yaşayan çoğu insan hiçbirinin içinde bulunmadı.

ftd2

Savaş öncesi uygarlığın zirvesinde, hükümet ve birkaç güçlü firma, bir kıyamet senaryosunun demlendiğini biliyordu. Bu sebepten en yüksek teknolojilerini kullanarak uçsuz bucaksız yer altı sığınakları yaptılar. Nükleer bir patlamaya, bir meteora, küresel bir sele ve olağan herhangi bir afete dayanabilecek sığınaklar. Halkın çoğu sonlarının yakın olduğu konusunda ikna olmamıştı, olsalardı Vault’lar için daha büyük bir talep olurdu. Savaş başladığında Amerika içinde yayılmış yüz küsur Vault vardı. Çoğusu planlandığından daha az insan barındırdı. Son geldiğinde içerde olacak kadar zeki veya şanslı olanlar, hava geçirmez çelik kapılar, kalın beton duvarlar ve 60 metreyi aşkın toprağın altında tahribattan kurtulmuştu. Mühendisler Vault’ları onlarca yıl dayanacak şekilde üretmişti. Jeotermal güç, yiyecek için topraksız tarım teknolojisi. Hele su arıtma sistemleri o kadar verimliydi ki, Vault sakinleri kendi idrarlarını içtiklerini akıllarına bile getirmiyordu. Tasarımcılar Vault’lara, çelik örülü duvarlara rağmen olabildiğince ev havası vermeye çalıştı. Yemekhaneler yol kenarlarındaki lokantalara benziyordu. Vault sakinleri gözlerini kapatıp bir tabak Blamco makarnası yediklerini hayal edebilirdi. Parlak, yeni tıbbı robotlar hastalara ve yaralılara her türlü yardımı sağlıyordu.

 

Bu sırada yüzeyde milyarlarca insan, radyasyondan, açlıktan ve şiddetten ölmüştü.  Barınma yüzeyde olduğu kadar bol değildi fakat birkaç yüz insan için fazlaca yer vardı. Bin kişi tutan Vault’larda ise insanlar yataklarını paylaşıyordu. Her Vault, Overseer denen bir lider tarafından yönetiliyordu. Yer altı toplumunu, Vault’un derinlerinde bir komuta merkezinden yönetiyorlardı. Her Overseer genelde olağanüstü liderlik yetenekleri sayesinde seçiliyordu. Vault’lar yeterince konforluydu fakat on yıl sonra radyasyon ülkenin çoğu bölümünde artık ölümcül değildi. Bu sebepten Vault sakinleri tekrar günışığına çıkıp kusurlu toplumlarını tekrar inşa etmeyi düşündü. Vault-Tec onları, yüzeyde karşılarına çıkabilecek her şey için hazırlamıştı. Amerika’yı tekrar diriltmek için ellerinde her şey vardı, Birleşik Milletler Ulusal Kütüphanesinin hepsini içinde bulunduran holodiskler ve fare pişirmek üzerine yüzü aşkın tarif dahil.

ftd2-2

Çorak araziyi gezenler dünyanın kibar bir yer olmadığını biliyordu. Bazen insanlar savaş öncesi zamanları altın çağ olarak düşünürdü, insanların birbirlerine daha iyi davrandığı bir zaman… Fakat bu doğru olsaydı böyle bir savaş gerçekleşmezdi. Hayır- insanlar o zaman bile birbirlerine karşı zalim ve duyarsızdı ve Vault-Tec bir istisna değildi. Hepimiz Vault şehrini duyduk. Vault sakinleri tarafından Cennet Bahçesi Yaratma Kiti adlı bir savaş öncesi cihazla oluşturulmuş bir cennet. Safehouse Projesi doğru ilerleseydi dünyanın nasıl bir yer olabileceğini gösteriyorlardı. Ne yazık ki Vault-Tec’in gizli emelleri vardı ve Vault şehrinin kuran Vault 8 gibileri nadirdi. Vault’lara sığınan zavallı insanların çoğu korkunç deneylerin kontrol gruplarıydı. İnsanları on yıl mutlu ve güvende tutmak ve sonra kapıları açıp yeni bir cennet yaratmak? Bu yüzlerce Vault’tan yalnızca birkaçında gerçekleşti. Vault’ların çoğu kasten çeşitli sorunlarla oluşturulmuştu. Yalnızca insan aklının kırılmadan önce ne kadar itilebileceğini görmek için. Vault sakinlerinden habersiz, Vault-Tec ve devletin bazı ileri gelen grupları diğerlerinden çok uzakta kendi sığınaklarına sahipti. Bu insanlar toplumu yeniden oluşturmayı kusurlu Vault’ların sakinlerini inceleyerek öğrenmeye çalıştı. Bazı Vault’lar nesiller boyu izole kalması için tasarlandı. On yıl kitli kalmanın zorlu bir yolculuk olacağını mı düşünüyorsunuz? Sekseni deneyin ya da iki yüzü. Şu an bile varlığı bilinmeyen Vault’larda kilitli insanlar olabilir. Diğer Vault’lar ise sadece bir delinin aklına gelebilecek deneylere ev sahipliği yapıyordu. 999 erkek ve 1 kadın, 999 kadın ve 1 erkek ya da tek bir adam, koca Vault’ta bir kutu kukla ile tek başına. Sadist bir Vault çalışanının eğlencesi için yapılmış, tanrıyı oynadığı bir Vault bile vardı. İnsanlar sonsuza dek makinelerle yapay bir gerçekliğe bağlanıyor ve bedenleri ölse dahi makineye bağlı zihinleri yapak gerçeklikte sonsuza dek acı çekiyordu. Vaut sakinlerinin başlarından geçen olayları anlarsa başlarına ne geleceklerini merak ediyor olabilirsiniz, Vault-Tec için deney faresinden başka bir anlamları olmadıklarını. Belki başlarından geçenleri bir kaza sandılar, belki de neler döndüğünün farkına varıp, Vault-Tec’e lanet okudular. Bu korkunç deneylerin, onları tasarlayan lanet insanlara bir faydasının olup olmadığını kim bilebilir?

 

Fakat tüm bu acı bir hiç için değildi. Çoğu Vault açıldı, gereğinden geç olsa bile. Yüzeye çıkan bu insanların bazıları bu topraklar için çok harika şeyler yaptı. Bir zamanlar bu toprakların başkenti olan bölge yardımsever bir Vault sakini sayesinde taze suya sahip. Vault’ların içindeki zenginliklerle etkilenen yağmacılar Vault’lar konusunda dikkatli olmalı. Safehouse Projesi dünyaya biraz bela da bıraktı… Super Mutantlar, Vault’ların arkasındaki kişilerle bağlantılı. Şunu unutmayın, bir Vault’tan biraz yiyecek bulmak, Super Mutantlar tarafından öldürülmeye değmez. Tabii ki çoğu gezginin Vault’lardan uzak durma sağduyusu vardır. Fakat kendinizi tutamıyorsanız, Gerçek bir Vault’un içini görebileceğiniz bir şehir var, New Vegas.

ftd2-3

Dışarıda bir yerlerde ne kadar keşfedilmemiş Vault olduğunu bilmiyoruz. İyi saklanmışlar ve Vault-Tec sırlarını saklamayı seviyor. Belki de bilinmeyen bu Vault’ların içinde hala insanlar vardır. İlk hayatta kalanların soyundan gelenler. Belki de hemen ayağımızın altında dışarıyı merak bile etmeyen gelişmiş bir toplum vardır. Yine de er ya da geç o kapılar açılacak. Vault’ların yaratıcıları bile insanlığı sonsuza dek tutacak bir sistem inşa edemez. Kapılar açılıp, Vault sakinleri ilk kez parlak günışığını gördüğünde ve bu çorak toprakların kumunu ayaklarında hissettiklerinde 200 yıl içinde dünyanın çok değişmiş olduğunu fark edecekler. Bu büyük, kaba bir dünya.

 

Sonraki bölüm: Süper Mutantlar

Ayrıca En Fena 10 Vault Deneyini görmek için buraya tıklayın.

Fallout Tarihi ve Dünyası yazı dizimizin şu ana kadar yayınlanmış bölümleri:
Bölüm 1: Savaşa Dair
Bölüm 2: Sığınaklar
Bölüm 3: Süper Mutantlar
Bölüm 4: Brotherhood of Steel
Bölüm 5: Brotherhood of Steel 2