Call of Duty serisi 2005’de çıkış yapan ikinci oyundan bu yana istisnasız her yıl yeni bir oyunla karşımıza çıkıyor. Activision‘ın sahip olduğu üç (hatta yardımcı stüdyo Raven Software‘i de sayarsak dört) stüdyoyu sadece bu markaya ayırmasının nedeni de tam olarak bu zaten. Infinity Ward, Sledgehammer Games ve Treyarch stüdyoları sırayla dönüşümlü bir şekilde seriyi devam ettiriyor. Bu yılki Call of Duty: Black Ops Cold War ise Treyarch’ın multiplayer modlarını, Raven Software’in hikaye modunu geliştirmesiyle ortaya çıktı ve bizleri Soğuk Savaş’ın pek de soğuk olmayan coğrafyalarına götürüyor. Call of Duty Black Ops Cold War inceleme yazımızda oyunun sırasıyla hikaye modu, çok oyunculu modları ve co-op zombies modunu ele alıp artı ve eskileriyle irdeleyeceğiz.

İki Kutuplu Dünya

Call of Duty: Black Ops Cold War adından da anlaşılacağı üzere Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu dünyasında ABD ve Sovyetler Birliği’nin ideolojik çekişmesinin ortasında geçiyor. Perseus adlı karanlık bir figürün peşinden koştuğumuz oyunda, Woods ve Mason gibi tanıdık yüzlerin yanı sıra Adler, Sims ve Park gibi yeni isimler var. Perseus, Soğuk Savaş’ın dengesini değiştirebilecek, “Özgür Dünya” ve sahip olduğumuz yaşam tarzı için bir tehdit olarak konumlandırılıyor. Hikaye konusunda daha fazla detay vermek istemiyorum zira uzun bir aradan sonra bütüncül bir hikaye sunan bir Call of Duty var karşımızda. Başından sonuna kadar gerçekleşen olaylar ve diyaloglar oyunun sonuna temel hazırlıyor. Öyle ki, oyun boyunca yaptığınız seçimler de bu sonun ne kadar farklı olacağını belirliyor çünkü oyunda üç farklı son mevcut. Ek olarak, bazı görevler içerisinde yaptığınız seçimlerle kimi karakterlerin kaderini belirliyor ve farklı ara sahnelerin kilidini açıyorsunuz.

Black Ops Cold War’un hikayesini serinin diğer oyunlarından ayıran bir diğer önemli yönü de diyalog seçeneklerine sahip olması. Ne var ki kontrol ettiğimiz karakterin seslendirmesi olmayınca verdiğiniz cevaplar tam olarak sahneye oturmuyor, garip bir boşluk yaratıyor. Şöyle ki, oyunun büyük bir kısmında kod adı “Bell” olan, kimliğini ve geçmişini sizin oluşturduğunuz bir avatarla oynuyorsunuz ancak birkaç bölümde ise Black Ops serisinden aşina olunan Alex Mason kontrolünüze veriliyor. Mason ile oynarken doğal olarak karakterin seslendirmesi bulunduğu için bu bölümler daha sürükleyici bir hissiyat yaratıyor. Diğer taraftan Bell ile oynarken verdiğiniz cevapların seslendirme olmadan geçip gitmesi o sürükleyiciliği kırıyor. Bununla birlikte oyunun hub bölgesi var buradan ana görevler ve yan görevler seçiliyor. Bu bölgede diğer karakterlerle konuşarak onların geçmişini öğrenme fırsatı da sunuluyor. Hatta her bir görev sonrasında farklı diyaloglar ile bu konuşmalar devam ediyor. Bu konuşmalar esnasında oldukça eğlenceli veya gergin anlar yaşanabiliyor.

Berlin’de “Demir Perde”

Hub alanına ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Burası aslında Berlin’de yer alan bir CIA güvenli evi. Burada diğer karakterlerle konuşmanın yanı sıra görevler içerisinde topladığınız ve sizi Perseus’a götürebilecek her türlü belge, fotoğraf, harita, ses kaydı vb. kanıtları analiz edebiliyorsunuz. Hatta bu analizler oyunda yer alan iki farklı yan görev şemasının gidişatını da etkiliyor. Şöyle ki, bu yan görevlerden birinde Perseus’un Avrupa’daki para akışını sağlayan şüphelilerin peşine düşüyorsunuz ve elinizdeki listeden topladığınız kanıtlar sonucunda 3 kişi seçmeniz gerekiyor. Seçim yapmadan göreve başlamanız mümkün değil ve ayrıca doğru seçim yapmak önemli yoksa yanlış kişiler seçmeniz durumunda esas avlamanız gerekenler kaçabilir. Bu yan görevler daha ziyade Perseus’un kurduğu ağı zayıflamaya yarıyor ve ana hikayede çok bir etkisi yok ancak yine de yukarıda bahsettiğim kanıt bulma ve analiz etme yönüyle ilgi çekici denebilir.

Hikaye yüksek zorlukta ortalama 5 saat kadar sürüyor ve Call of Duty’nin DNA’sında olan o yüksek aksiyon dolu, ağır scipt sahneler mevcut. Daha oyunun ilk açılışında yüksek prodüksyon kalitesinde bir yapım olduğunu görebiliyorsunuz. Oyun boyunca karakterlerin animasyonlarından modellemelerine, yüz dokularından seslendirmelere, haritaların tasarımlarından ışıklandırmalarına kadar oldukça başarılı bir atmosfer var. Kısaca yüksek kalitede sinematik bir anlatım sunuluyor ancak oyun bittikten sonra daha fazlasını istedim. Evet bütüncül bir hikaye var ama oyun ağzınıza bir kaşık bal çalıyor ve siz daha fazlasını beklerken sonuna gelmiş oluyorsunuz. Özellikle yan görev kısmı daha da genişletebilir ve daha çok puzzle eklenebilirmiş.

Perseus’a Giden Yol Trabzon’dan Geçiyor

Bunun ötesinde oynanış anlamında olağanüstü bir şey yok, yine de oldukça tatmin edici anlar yaşatıyor. Vietnam Savaşı’nda helikopter kullanmak, Trabzon Havalimanı’nda uçak kovalamak ya da KGB karargahına sızmak gibi birçok coğrafyada yer alıyorsunuz. Sahi konusu açılmışken, evet oyunda Türkiye’de geçen bir kısım var. Yaklaşık 10 dakikalık bu bölümde Trabzon Havaalanı’nda Perseus’un şebekesinde yer alan kritik isimlerden birinin peşine düşüyorsunuz, savaştığınız kişiler de Rus KGB ajanları. Aksiyon dozu oldukça yüksek olan bu bölüm aslında oyunun sonlarına doğru kritik bir bilginin anahtarını da açıyor. KGB karargahına sızılan bölüme de ayrı bir yer vermek gerekiyor. Çünkü bu bölüm seride alışık olduğumuz aksiyondan ziyade neredeyse tamamında gizlilik ile ilerleme gerektiriyor. Hatta istenilen görevi yerine getirmek için 3-4 farklı yol denemek mümkün ki oyunun en sevdiğim bölümlerinden biri oldu benim için.

Teknik açıdan Call of Duty: Black Ops Cold War, PlayStation 4 Pro’da çoğu zaman 60 fps çalışıyor. Zaman zaman düşüşler olsa da bunlar çok fark edilmiyor, tahminimce 50-55 aralığına kadar düşüyor. Oyun boyunca da sadece bir hatayla karşılaştım; oyun dondu ve  kapandı. Garip bir şekilde bir ara sahne hariç diğer tüm ara sahneler oyun içi gerçek zamanlı render ediliyor. Sadece bir sahne pre-render olarak konulmuş. Seslendirmeler ve animasyonlar daha önceden de belirttiğim gibi kusursuz olmuş. Bölüm tasarımlarındaki kaplamalar ise çok güzel gözüküyor fakat sadece oyunun sonlarına yakın bir bölüm düşük çözünürlükte materyallere sahip. Grafiksel olarak tam olarak cilalanmamış denebilir ve bu bölümde zaman zaman garip şekilde yanıp sönen ışıklandırmalara da rastladım. Genel olarak oyun bir yandan güçlü bir atmosfer ve görsellik sunarken diğer yandan iyi optimize edildiği söylenebilir. Güçlü atmosferi destekleyen diğer unsur da oyunun çok iyi soundtrack’ler barındırması. Vietnam’da helikoptere atlayıp üstten ayrılırken “Magic Carpet Ride – Steppenwolf” çalması sizi moda sokmaya yetiyor.

Öte yandan, yapay zeka konusunda oyun yeterince güçlü değil. Çatışmalarda sık sık elinde silah tutarken size boş boş bakan düşmanlara rastlayacaksınız. Bununla birlikte takım arkadaşlarınızın sizi beklemek yerine biraz önden giderek düşmanları temizlediği anlar da yok değil ki bu sevindirici. Treyarch’ın Black Ops Cold War ile sunduğu güzel bir özellikle de oyunu parçalar halinde indirip depolayabilmek. Şöyle ki, PlayStation 4’de 35 GB’lık ilk indirme işleminin ardından oyunun hikaye modunu üç bölüm halinde indirebilirken, multiplayer modunu tamamen ayrı bir şekilde, yine zombies modunu da ayrı bir şekilde indirmek mümkün (Her yıl Call of Duty satın alıp sadece çok oyunculu modu oynayanlara selam olsun). Veyahut hikaye modunu bitirip bu modun verilerini silerek sonrasında sadece çok oyunculu moda devam etmek mümkün. Bu sayede depolama alanında yer açmak daha rahat.

Çok Oyunculu Kısım Neler Sunuyor?

Çok oyunculu moda gelecek olursak, beta ilk izlenimimde oyunun oldukça çeşitli içerik barındırdığını yazmıştım. Ancak tam sürüme gelince çok fazla bir fark yok. Silah ve silah eklentileri betaya kıyasla daha fazla ve bu süper bir durum fakat harita sayısı oyunun çıkış dönemi için kısıtlı, hatta betadan sadece iki fazla. Birkaç saatin ardından tekrar tekrar aynı yerlerde oynuyorsunuz. Buna ek olarak Moscow ve Satellite gibi oyunun hızlı tempolu oynanışına uygun haritalar eğlenceli anlar yaşatıyor. Miami gibi daha girintili çıkıntılı haritalar ise can sıkıcı olabiliyor. Bu haritalar bir köşeye geçip pusup bekleyen oyuncular için birebir yani. Oyunun hızlı tempoya sahip olması nedeniyle bu haritalarda bu tip durumlara karşı çaresiz kalabiliyorsunuz. Zamanla yeni haritalar eklenecektir fakat şu an için az diyebilirim.

Silahlara tekrar dönersek, betada da bahsettiğim üzere Black Ops Cold War’daki silahlar, geçen seneki Modern Warfare’deki kadar kendi ağırlığını hissettirmiyor. Oyuncak silah kadar kötü de değil fakat MW’deki kadar kendine has da değil. AK-47 gibi yoğun tepmeye sahip silahlar olması gerektiği gibi atış mekaniği barındırmıyor. Modern Warfare’dekinin aksine her bir silahın atış mekaniği ve çıkardığı ses özenle hazırlanmamış. Silah eklentileri ve özelleştirmeleri ise her zamanki gibi harikulade. Silahların güç dengesinin ise elden geçmesi gerekiyor. Özellikle MP5 çok güçlü ve bazı pompalı tüfekler uzak mesafeden dahi can yakabiliyor. Özel silah slotları ise oyunun deney yapma kısmı gibi denebilir. Yeni eklentiler açtıkça bunları silahlar üzerinde denemek ve size en uygununu bulmak için bu slotlarda bol bol vakit geçireceksiniz. Zira neredeyse her bir eklentinin silahların dış görünüşü gibi gücü üzerinde yüzdelik bazda değişim etkisi var. Bu slotlarda yine seviye atladıkça yeni perk’ler ve Kill Streak’ler açarak bunları düzenlemek mümkün. Kill Streak sistemine (Score Streak demek daha doğru olur) yapılan değişim ile artık toplam puanınıza göre kullanım yapılıyor (önceden peş peşe aldığınız öldürmeler gerekliydi). Böylece her maçın sonuna yaklaştıkça daha fazla kişi yüksek puan isteyen Kill Streak’leri kullanma imkanı elde edebiliyor ve bu da oynanıştaki tansiyonu yükselterek eğlenceli anların önünü açıyor.

Modlar açısından Call of Duty: Black Ops Cold War seriden aşina olunan Team Deathmacth, Domination, Kill Confirmed ve Search and Destroy modlarını barındırıyor. Bu modlar 5v5 veya 6v6 şekilde serinin her zaman sunduğu daha normal büyüklükteki haritalarda oynanıyor. Black Ops Cold War’un bu noktada getirdiği yeniliklerden biri Fireteam: Dirty Bomb modu. Bu modda diğerlerine nazaran 5’er kişilik olmak üzere birden fazla takımın haritanın çeşitli yerlerine uranyum bombası yerleştirip patlatarak puanlar kazanmasına dayalı. Oyuncu sayısı 40’a kadar varan bu moddaki haritada doğal olarak epey geniş çapta denebilir. Ancak kısa bir sürenin ardından sıkıldığım bir mod oldu diyebilirim. Bir diğer geniş haritalarda geçen mod ise Combined Arms: Bu mod yüksek oyuncu sayısına sahip iki takımın bölge ele geçirmesi üzerine kurulu ve ayrıca tank gibi askeri araçların yoğun olarak kullandığı bir yapıya sahip. Fireteam’e kıyasla kat kat eğlenceli ve yoğun tempolu bir oynanış sunuyor. Call of Duty ve Black Ops deyince akla gelen ilk modlardan biri de doğal olarak Zombies. Bu modda klasik dalgalar halinde gelen zombilere karşı co-op şekilde mücadele ettiğiniz bir mod. En azından birkaç temel yenilik bekliyor insan ancak maalesef öyle bir durum yok. Ufak çaplı yenilik olarak ise diğer çok oyunculu modlarda kullanmak için hazırladığınız özel silah slotlarını burada da kullanmak mümkün. Muhtemelen arkadaş topluluğuyla beraber oynarken iyi vakit geçirilecektir.

Sonuç Olarak…

Genel olarak tüm bunları bir pakette toplayınca, Call of Duty: Black Ops Cold War uzun bir aradan sonra oldukça ilginç, şaşırtıcı ve bir o kadar da unutulması kolay olmayan bir hikaye modu ortaya çıkarmış. Özellikle farklı sonların sunuluş şekli, tamamen gizliliğe dayalı bölümü, diyalog seçenekleri ile bazı karakterlerin kaderini belirleme ve bulunan delillerle puzzle’lar çözerek bunları yan görevlerde kullanma fikirleri umarım önümüzdeki senelerde serinin yeni oyunları için daha da genişletilip kullanılır. Bununla birlikte hikaye kısmı daha uzun olabilirmiş çünkü oyun bitince keşke daha fazlası sunulsaymış diyorsunuz. Diğer taraftan çok oyunculu kısma gelince, beta sürecinde sunulanın üzerine çok bir şey eklenmemiş. Evet, karakter kontrol animasyonları ve adım sesleri iyileştirilmiş; FOV ayarlama gibi seçeneklerle çok akıcı bir oynanış sunulmuş. Ayrıca oldukça optimize bir oyun karşımızda ancak hikaye modunun denediği o farklı fikirlere karşın multiplayer için denenen yeni Fireteam modu başarılı bir iş çıkarmıyor. Diğer modlar ise Call of Duty’nın DNA’sını birebir koruyarak kompakt haritalarda hızlı tempolu oynanış sunuyor. Silahların kendine has hissiyatı ve ağırlığı olmaması bir yana eğer bu kadar fazla silah türü ve eklenti çeşitliliği olmasa çok oyunculu mod tam bir hüsran olabilirmiş.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz