- Advertisement -

Hiç süper gücünüz olsun istediniz mi? İstediklerinizi gerçekleştirecek, insanlara yardım etmenizi veya kötülük etmenizi sağlayacak ve işin belki de en güzel yanı da bu sıkıcı dünyada sizi diğer insanlardan farklı yapacak güçler. Peki neredeyse herkesin süper güçlerinin olduğu bir dünyada hiçbir süper güce sahip olmamak nasıl olurdu? Bunu My Hero Academia’nın ana karakteri Midoriya’ya sormak gerekiyor. Ama ondan önce bu ilginç anime/manga serisinin dövüş oyunu olan My Hero One’s Justice incelemesine göz atalım.

Dragon Ball, Naruto, One Piece, Death Note gibi dünya çapında popüler mangalara ev sahipliği yapmış Haftalık Shounen Jump dergisinde 2014 yılından beri yayınlanan My Hero Academia’da nüfusun %80’den fazlasının özel güçlere sahip olarak doğduğu bir dünyada hiçbir özel gücü olmayan ancak süper kahramanları saplantı haline getirmiş Midoriya adlı bir genç anlatılıyor. Midoriya çocukluğundan itibaren, başta sünyanın en cesur süper kahramanı All Might olmak üzere tüm süper kahramanları takip eden, onlarla ilgili notlar alan bir hayran. En büyük hayali ise günün birinde kendi süper gücü ortaya çıktığında insanlığa hizmet eden, özel gücünü kötülük için kullananlara karşı masumları savunan bir süper kahraman olmak.

 

O Bir Kuş, Uçak? Hayır, Sadece All Might!

Günün birinde annesiyle gittiği bir doktor muayenesinde hiçbir süper güce sahip olmadığını öğrenen Midoriya’nın bütün umutları kararıyor. Ancak kader ağlarını örüyor ve bu çaresiz gencin yolu, hayranı olduğu All Might ile birleşiyor. Midoriya’daki azmi gören All Might, genci yanına alıyor ve gelecekle ilgili kafasındaki planı ortaya koymaya başlıyor. Genel olarak birbirinden garip özel güçlere sahip öğrencilerin yer aldığı bir süper kahraman akademisinde geçen hikayemiz, diğer shounen’lerden de bekleyeceğimiz üzere dallanıp budaklanıyor; ortaya çıkan her yeni düşmanla birlikte güç seviyeleri daha da artıyor. Böyle çılgın bir dünyayı oyuna yansıtmak çok da kolay olmamalı.

Byking tarafından geliştirilen ve Shounen Jump oyunlarında adet olduğu üzere Bandai Namco Entertainment tarafından yayınlanan arena tabanlı dövüş oyunu My Hero One’s Justice’e ilk baktığımız an heyecanlanıyoruz. Tertemiz grafikler, bitmek bilmeyen bir aksiyon ve rengarenk bir dünya. Hele ki My Hero Academia’yı okuyan veya anime dizisini izleyen biriyseniz en sevdiğiniz karakterleri oyun içerisinde hareket ederken görmek heyecanınızı üçe katlıyor. İlk bakışta harika gözüken ve türe öncülük eden Naruto Ultimate Ninja Storm’u andıran oyunu temel başlıklar altında irdeleyelim.

Grafikler ve Oynanış

Animeden uyarlanan oyunlara en çok yakıştığını düşündüğüm grafik türü olan Cel Shading’in hakkını veren modellemeler kaynak materyaldeki karakterleri kanlı canlı önümüze getirirken, çizerin kendine özgün çizim tarzını da yakalamayı başarmış. Üç boyutlu bir ortamda iki boyutlu çizimlerin havasını koruyan görselliğe, ortalamanın gayet üzerinde karakter animasyonları eşlik etmiş. Özellikle kombo ortasında sekansı iptal ederek de geçiş yapabildiğimiz sinematik Plus Ultra saldırıları, My Hero atmosferini çok güzel yansıtıyor. Tüm bunlara yıkılabilir mekanlar ve göz kamaştıran çevre efektleri de eklenince ekranlarımızda hem hayranları hem de türe ilgi duyanları gaza getiren bir manzara oluşuyor.

Oynanış konusuna geldiğimiz; türe yabancı olmayan herkesin anında çözebileceği bir kontrol şeması bizi bekliyor. Yani her şey oldukça temel olarak alınmış. Kare tuşuna sırayla basarak normal saldırılardan temel bir kombo çıkarıyoruz. Analog çubuğumuzu itekleyerek kareye bastığımızda yavaş ama zırhlı bir saldırı yapıyoruz. Üçgen tuşu Quirk 1 (birinci özel güç hareketi), yuvarlak Quirk 2, yuvarlak + yön tuşu Quirk 3, X tuşu zıplama. R1 koruma, L1 koşma, R2/L2 ise asist karakterleri çağırma. Dövüş sırasında doldurduğumuz özel çubuklarını R1 yani koruma tuşuyla birlikte üçgene (1 çubuk gerektirir) veya yuvarlağa (2 çubuk gerektirir) basarak özel sinematik Plus Ultra saldırılarını yapabiliyoruz. Ayrıca R1 ile kare tuşuna aynı anda basarak da korunulması mümkün olmayan bir saldırı çıkartabiliyoruz.

Arenada her yöne dilediğimizce koşarken bu saldırıları rakibe yedirmeye veya sağa sola kaçarak ve korunarak gelen saldırılardan kurtulmaya çalışıyoruz. Oyun başında seçtiğimiz Normal kontrol modunda sadece kareye basarak kolay ama kısıtlı kombolar çıkarıyor, Manual modda ise biraz daha efor harcayarak daha özgür kombolar sergileyebiliyoruz. Savaştıkça mekan yıkılıyor, hatta düşmanınızı duvara doğru uçurup kafasını tuğlalara sokacak bir saldırı yaptığınızda savaş düzlemi tamamen değişiyor. Bu sefer dikey düzlem yatay halini alıyor ve örneğin bir gökdelen boyunca koşturup savaşmaya devam ediyorsunuz. Ama her şey bu kadar. Oyun, oynanış olarak burada yazılanlardan fazlasını sunmuyor ve birkaç saat sonra çekiciliğini yitiriyor.

Peki Ya İçerik?

Oyunda seçilebilen toplamda 20 karakter bulunuyor. Teke tek bir dövüş oyunu olduğu düşünüldüğünde bu kabul edilebilir bir sayı. Ancak karakterlerin oynanışında daha fazla çeşitlilik olabilirmiş.

Modlara gelirsek; Story Mode en tepede tüm haşmetiyle bizi karşılıyor. Ancak modu oynamaya başladığımız anda bu haşmet ne yazık ki balon gibi sönüyor. Genel olarak Japonca seslendirilmiş panellerden ve nadiren de oyun motoruyla yapılmış animasyonlardan oluşan hikaye anlatımı çok yetersiz. Daha önce animeyi izlememiş veya mangayı okumamış birisiyseniz, hikayeden bir şeyler anlamayı beklemeyin, zira çok baştan savma. Animedeki bazı efsanevi savaşlar da bu modda oynandığında maalesef sönük kalıyor. Birkaç saat süren ana hikayeyi bitirince, bir de hikayeyi kötü karakterlerin gözünden gösteren yeni bir bölüm açılıyor.

Oyun modları içerisinde belki de en tatmin edici mod olan Missons‘ta 3 kişilik ekibimizi seçerek önümüze çıkan ve belirli ek güçlendirmeler/zayıflatmalar ve zafer şartları içeren düşman savaşlarında ilerliyoruz. Harita şeklinde ilerlediğimiz bu modda her savaştan sonra canımız kaldığı yerden devam ediyor. Bunun dışında yan yana arkadaşınızla savaşmak isterseniz Local Match; oyununuzu geliştirmek için pratik yapma amacıyla da Training modu mevcut. Online Mode’da ister eğlencesine, isterseniz de rekabetçi olarak listelere girme adına savaşlar yapabilirsiniz. Netcode nasıl derseniz… Belki de oyunun ilk çıktığı gün denemiş olduğumdan rakip bulma konusunda fazla beklemedim ve oyun zevkimi baltalayacak gecikme ve sorunlarla karşılaşmadım. Ancak bu bölümdeki arayüz karmakarışık olduğu için kahraman seçme kısmına bile gelemeden maça başlayabilmek işten bile değil.

Bizimle Değilsin

Oyunun türe biraz farklılık katan modları Customize Character ve Customize Profile. Bu modlarda oynadıkça kazandığımız birbirinden acayip aksesuarları karakterimize giydiriyor veya online mode’da diğer oyunculara gözüken karakter kartımıza sembol, kenarlık, amblem ve yorum ekleyerek özelleştirme yapabiliyoruz.

Son olarak Gallery’de hikaye boyunca açtığımız sinematikleri, olayları, çizimleri görüntüleyebilirsiniz. Setting’te de tuşları ve ses düzeyini değiştirebilirsiniz (evet, sadece bu kadar).

Bir Kahraman Olarak Günü Kurtarmak?

Yukarıdaki başlıkla, bu oyun için atılacak en uygun başlığı attığımı sanıyorum. Yeni nesil shounen eserler arasında şu an en popülerlerden biri olan My Hero Academia’nın devam etmesi olası arena dövüş serisi bir adım atılmış. Ancak birçok şey günü kurtarmak için yapılmış gibi. Güzel görseller, ilk başta harika gözüken ama oynadıkça sığlığını belli eden bir oynanış ve sizi birkaç gün idare edecek içerik miktarıyla iyi bir deneme. Ama daha fazlası değil…

One’s Justice, My Hero Acedemia hayranları ve azılı anime menşeli arena dövüş oyunu severlerin severek oynayabileceği, ancak diğer oyuncuların çabucak sıkılabileceği bir deneyim olmuş.