Dragon Ball Z Kakarot inceleme

"Kaaa-meeee-haaa---meeeeee-ha!"

1984’te dünyaya merhaba diyen Dragon Ball, Japon çizgi roman tarihinin en popüler eseri. Haliyle yan ürünlerinin de ardı arkası kesilmiyor ve son 5 nesildir video oyunları da bir şekilde beğenimize sunuluyor. İyisiyle kötüsüyle en koyu hayranların bile artık yorulduğu bir dönemde ise Bandai Namco Entertainment en sağlam hamlesini yaparak 8. Nesil konsollarda en başarılı Dragon Ball oyununa imza attı. Evet, Dragon Ball FighterZ’dan bahsediyorum. 2018 yılında sitemizde yayınlanan inceleme yazımda oyundan şu şekilde bahsetmiştim: Dragon Ball’un ilk kez bu denli hakkını vermiş, adeta aşkla hazırlanmış bir oyun var karşımızda.” Ancak övgülerime karşın kendisi bir dövüş oyunuydu ve Dragon Ball evreni hikaye odaklı bir oyuna ihtiyaç duyuyordu. İşte burada bir sürpriz oldu ve özellikle Naruto oyunlarıyla bayağı nam salmış olan CyberConnect2 “Biz de varız” diyerek işin içine dahil oldu. Ve böylece yorgun dövüşçünüz, bendeniz,  Dragon Ball Z Kakarot inceleme için kolları sıvamış bulunmaktayım. Eh, haydi o zaman: “Kaaa-meeee-haaa—meeeeee…..”

 

Nedir Bu Kakarot?

Dragon Ball Z tamam, 50 ayrı oyunda kullanıldı bu başlık diyebilirsiniz. Ancak hikayeye aşina değilseniz aklınızdan “Ne ola ki bu Kakarot?” diye bir soru geçmiş olabilir. Efendim, Kakarot Dragon Ball’un ana karakteri Son Goku’nun doğduğu gezegende kendisine verilmiş olan gerçek adıdır. Savaşçı ve aşırı vahşi Saiyan ırkına mensup olan Kakarot, gelenek üzerine doğumundan kısa bir süre sonra talan etmesi için bir gezegene yollanır. Saiyan çocukları güç seviyelerine uygun gezegenlere kapsüllerde postalanır ve büyüdüklerinde tekrar evlerine Kabul edilirler. Ancak Kakarot’un durumu biraz karışıktır.  Öncelikle gezegene varmasından kısa bir süre sonra kafasından aldığı bir darbe nedeniyle amacını unutur ve uysal bir çocuk haline gelir. Bir diğer ilginç olay ise dünyaya gelişinden kısa bir süre sonra kendi gezegeni gizemli bir güç tarafından yok edilmiştir ve birkaç kişi hariç ırkına mensup herkes ölmüştür. Bu nedenle gerçek adını dahi bilmeden dünyada kendine bir düzen kurmuştur Kakarot.

Çeşitli maceralara atılıp, türlü badireler atlatan, hatta bir de üstüne aile kurup çocuk yapan Goku’nun hayatı oldukça huzurlu bir şekilde devam etmektedir. Ancak umulmadık bir misafir her şeyi altüst eder. Saiyan ırkından geriye kalan son savaşçılardan biri olan Raditz, küçük kardeşi Kakarot’un varlığını hatırlamış ve durumu kontrol etmek için dünyaya gelmiştir. Hayal kırıklığı ve öfke içinde dünyada her şeyin normal düzeninde devam etmekte olduğunu gören Raditz hışımla soluğu Goku’nun yanında alır. Kardeşinin umutsuz vaka olduğunu fark ettikten sonra onun yerine Goku’nun çocuğu Son Gohan’ı götürmeye karar verir. Bu vaka dünyaya özgü mistik objeler olan ejder toplarının uzaylılarca keşfedilmesine, oradan da galaktik çarpışmalara kadar uzayacak bir hikayenin başlangıcı olur. Spoiler vermemeye gayret etsem de 30 küsür yıllık bir hikayeye dayalı olan oyunumuz animedeki öyküyü oldukça sadık bir şekilde takip ediyor.

Nasıl Dövüyoruz?

Dragon Ball Z Kakarot, bir açık dünya aksiyon rol yapma oyunu. Uzun zamandır da işin bu kısmına eğilen ilk oyun hatta. Geneliyle dövüş oyunları ile konsollarımıza teşrif eden serinin bazı oyunları bir miktar keşif elementleri içeriyordu, ancak tecrübe ve quest sistemli bir oyun gerçekten uzun bir zamandır elimizden geçmemişti. CyberConnect2 da açıkçası pek bu tarz oyunlara imza atmış bir firma değil. Naruto serisinde ağzımızı açık bırakan animasyon sekansları hazırlamış olsalar da genellikle oynanış konusunda vasat işler çıkaran bir stüdyo. Evet, inceden gelmeye çalıştığım konuyu anlamış olmalısınız; Dragon Ball Z Kakarot bazı yönleriyle çok iyi, bazı yönleriyle ile yine ortalama kalmış bir oyun. İyilerle başlayalım:

Dragon Ball Z Kakarot hikaye anlatımı konusunda en iyi işi çıkarmış olabilir. Estetik yönü kuvvetli, tutarlı bir animasyon işçiliği söz konusu. Çoğu detaydan kaçınılmamış olsa da arada sırada bazı şeylerin sansürlenmiş olduğu da dikkatimden kaçmadı. Bunlar bazı yüksek doz şiddet sahnelerinin doğrudan gösterilmesi ya da bir karakterin giysisiz kaldığı bir sahnede altına pantolon giydirilmiş olması gibi nadir yaşanan durumlar. Genele büyük bir etkileri bulunmamakta.

Diğer bir başarılı bulduğum konu müzik. Burada yeni bestelerden bahsetmiyoruz, ancak Dragon Ball’un batıyla yıllardır yaşadığı bir telif sıkıntısı var. Orijinal şarkıların çoğu batıda yer edinememiş ve yerlerine farklı parçalar konmuştu. Dragon ball Z Kakarot ile bu engel aşılmış gibi görülmekte. Animede duyduğumuz parçaların neredeyse hepsi oyunda yerini almış ve bu nostalji damarımızı kabartıyor.

Nasıl Dövülüyoruz?

Negatif taraflara değinelim biraz da. Maalesef açık dünya çok çiğ. Öykünün yaratıcısı Akira Toriyama’nın çizimlerine mümkün mertebe sadık kalınmaya çalışılmış ama oldukça boş hissettiriyor. Hatta bu durumu telafi edebilmek umuduyla her tarafa tecrübe küreleri konmuş. Çoğu zaman dikkatinizi dağıtmayı da başarıyorlar, ancak küreleri toplayıp tekrar etrafınıza odaklandığınızda yine o bomboş dünya ile baş başa kalıyorsunuz.

Oynanış mekanikleri diğer CyberConnect2 oyunlarından daha detaylı, ancak daha iyi mi…tartışılır. Öykünün doğası gereği karakterlerimiz hem karada hem de uçarak havada dövüşebiliyor. Bu şekilde kontrollere alışmak biraz zaman alıyor. Standart atak ve özel enerji tuşlarımızın yanı sıra karakterimize atadığımız skill kısa yolları ile de asıl zararı verdiğimiz özel vuruşlarımızı yapabiliyoruz. Quest’leri yaparken bazıları ne alaka dediğimiz rastgele düşmanlar karşımıza çıkıp bize tecrübe kazandırıyor. Ancak tecrübe kazanmak, yan görevleri yapmak gibi olaylara girişmeye kalktığınızda ana hikayenin akıcılığından da mahrum kalıyorsunuz. Hikaye / oynanış arasında pek dengeli bir his yok.

Dragon Ball: Torun

Dragon Ball özellikle yakın dönem gelen oyunlar ve TV’de Dragon Ball: Super serisi ile yeniden alevlendi. Dragon Ball Z Kakarot, her ne kadar Son Goku’nun çocukluğu ile ilgili kısımları içermese de Z serisinin tamamını içeriyor ve bizi Freeza, Cell ve Buu Saga’ları tekrar deneyim ettiriyor. İleride umarım küçük Goku’nun maceralarını da bu tarz, daha başarılı işlenmiş bir açık dünya eşliğinde oynama şansımız olur. CyberConnect2 iyi bir sunum ile hem orta yaşa dayanmış eski hayranları hem de seriye yeni giriş yapma potansiyeli olan oyunculara hitap edebilen bir oyun çıkarmış.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz