The Darkside Detective inceleme

- Advertisement -

The Darkside Detective, başrolünde Detektif Francis McQueen‘in yer aldığı point & click türündeki bir macera oyunu. Aslında bu türe yabancı biriyim ancak oyundaki gizem ve macera ögeleri sizi oyunun içine çekiyor diyebilirim. Yani kolayca oyuna adapte olup olayların akışı içerisinde kendinizi kaybedebilirsiniz.

Toplamda 6 farklı davanın yer aldığı The Darkside Detective’de karakterimiz McQueen’in yardımcısı polis memuru Dooley tüm davalarda bize yardımcı oluyor, aslında onun bizi çağırmasıyla davalara başlıyoruz. Detektif McQueen, Dooley’in yardımıyla Darkside Division adlı bir birimin tek üyesi olarak davaların gizemini aydınlığa çıkarıp işleri tekrardan yoluna sokmaya çalışıyor.

Oyunun Tarihçesi

Galway, İrlanda merkezli Spooky Doorway adlı stüdyo tarafından geliştirilen The Darkside Detective ilk kez 2014’ün Kasım ayında Galway Game Jam’de ortaya çıkmış. İlk demosu 8 saatten kısa sürede Paul Conway (tasarımcı) ve Christopher Colston (geliştirici) tarafından hazırlanmış. Bu demo daha sonra oldukça olumlu tepkiler almış ve geliştirici ekibi geniş bir oyun yapmak için cesaretlendirmiş. Ekibin diğer üyeleri ise Tracey McCabe (geliştirici), Dave McCabe (yazar) ve Ben Prunty (bestekar) yani geliştirici stüdyo toplamda 5 kişiden oluşuyor.

 

En Ürpertici Davaların Adamı McQueen

Oynanışa geçecek olursam, başlangıçta iki dava açık ve ilk davada bir kayıp çocuğu araştırmaya koyuluyoruz. Araştırma yaptığımız her mekandaki neredeyse tüm ögelere tıklayarak kanıtlar buluyor ve yine gördüğümüz her kişiyle konuşarak bize faydası dokunabilecek bilgilere erişiyoruz. Davayı çözme yolunda elimizdeki kanıtları doğru bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Oyunun bu kısmı oldukça zaman alıcı diyebilirim çünkü hangi kanıtı hangi amaçla kullanacağınızı çözmeden ilerlemek mümkün değil. Zaman zaman edindiğimiz bu kanıtları kombine ederek yeni bir eşya elde etmemiz de gerekebiliyor. Fakat olayların mantığını kavrayıp elimizdeki kanıtları doğru bir şekilde kullandıktan sonra aslında davanın oldukça kısa olduğunun farkına varıyoruz. Fakat bu kısa sürenin uzamasına neden olay şey, ipuçlarını nereden ve nasıl kullanacağımız çözmemiz ve zaman zaman karşımıza çıkan bulmacalar – bazıları oldukça sinir bozucu ya da bana zor geldi.

Daha önceden bahsetmiştim, Dooley adlı bir polis memurunun bizimle birlikte davalarda yanımızda olduğunu söylemiştim. Dooley aslında yardım ediyor diyemem. Sadece dedektif karakterimizle arasında geçen konuşmalardan ibaret bu birliktelik. Bu konuşmalar da oldukça esprili bir dille yazılmış. Belki Dooley’in yardımı dokunmayabilir ancak davalarda karşılaştığımız kişiler bizlere çok yardımcı oluyor. Tabii bunun karşılığında onların isteklerini de yerine getirmemiz gerekiyor. Tüm yardımları almamıza rağmen bazı durumlarda ne yapmanız gerektiğini çözmeniz de zor olabiliyor. Yani oyunu oynarken kafanızın rahat olması önemli, yoksa gözünüzün önünde duran yöntemi dakikalarca göremeyebilirsiniz. Bu gibi durumlarda oyuna biraz ara verip daha sonra tekrardan devam etmenizi öneririm, gerçekten işe yarıyor.

 

Karakterler arasında diyaloglardan bahsetmişken, bazı konuşmaları anlayabilmek için İngilizce bilginizin gerçekten iyi olması lazım. Yeterli kelime bilgisine sahip olunmadığı takdirde bazı diyalogları anlamak mümkün değil.

Oyunun görsellerinde de söz etmek istiyorum. Pikselvari görsellere sahip olan The Darkside Detective, içerisinde barındırdığı ürpertici ögeler ile sizlere gizem dolu bir oyunda yer aldığınız ve detektif olduğunuz hissini rahatça aşılayabiliyor. Buna oyunun müzikleri de eklenince bu hissiyat pekişiyor.

Peki, hiç mi hata veya eksik yok?

Olmaz mı, mesela ikinci davada biriyle yaptığınız konuşmanın sonu yok. Basitçe şöyle izah edeyim; davada boyunca karşımıza çıkanlarla konuşabiliyoruz ve her konuşmayı bitirmek için “Goodbye” yani “Hoşça kal” yazan seçeneği seçiyoruz. Ancak bu diyaloglardan birinde bu seçenek yer almıyor yani konuşmayı bitiremiyorsunuz. Tek çözümü var, oyundan çıkıp tekrar oyuna girmek ve kaldığınız yerden devam etmek. Yapımcı firmadan aldığımız bilgiye göre, oyunun erken erişim sürümünde karşılaştığımız bu hata final sürümünde olmayacak. Eksik nokta olarak gözüme çarpan şey ise daha önceden bahsettiğim, zaman zaman davaların mantığını çözmede yaşanan zorluk ve ilerleyişin tıkanması. Bu gibi durumların üstesinden gelmek için “ipucu” gibi bir özelliğin oyunda olması gerçekten iyi olabilirdi. Hangi yöntemi uygulamamız gerektiğine dair bizlere ufak bilgiler verebilecek bir mekanik ile bazı davalardaki çıkmazdan kolayca kurtulabilirdik. Fakat oyunun yapımcıları, bu “mini macera” oyununun zorlayıcı olmasını istemiş de olabilirler.

Genel olarak,

Mini bir macera oyun olan point & click türündeki The Darkside Detective; gizem, macera ve polisiye konularını bir araya toplayarak bizleri içerisindeki ürpertici yollara sürüklüyor.

Son olarak, The Darkside Detective 27 Temmuz’da Steam’de satışa çıkacak.