Bir dönemler anime dünyasında bilinen stürdyolardan biri olan Gainax bünyesinde, Evangelion, FLCL, Gurren Lagann gibi klasiklerden kabul edilen anime projelerinde yönetmenlik ve animatörlük yapmış olan Hiroyuki Imaishi 2011 yılında kendi stüdyosunu, Studio Trigger‘ı kurarak çalışmalarına devam etmişti. Bu stüdyo altında her ne kadar en bilinen işi Kill La Kill olsa da, Little Witch Academia ekibin ilk göz ağrısıdır. Atsuko Kagari (Akko) adlı beceriksiz bir cadı adayının büyücülük okulundaki tuhaf maceralarını anlatan anim ilk olarak bir kısa film, ardından TV serisi olarak animeseverlerle buluşmuştu.  Studio Trigger’ın hala en beğendiğim çalışması olan bu anime A+ Games ve Bandai Namco Entertainment ortaklığı ile bir video oyununa dönüşmüş durumda. Little Witch Academia Chamber of Time inceleme yazımızda oyunun animeden ne derece başarı ile uyarlandığını, genel mekanikleri, yüzümüzü güldüren ve buruşturan tüm detayları ile masaya yatıracağız.

 

Bela Nerede, Akko Orada.

Öncelikle oyunun anime seven, hatta direkt Little Witch Academia’ya aşina anime hayranlarına hitap eden bir oyun olduğunu belirtmek gerek.  Adventure – beat’em up arası gidip gelen bir oynanışa sahip olan LWA: Chamber of Time, gerek animeden fırlamış kadar incelikle tasarlanmış görselleri, en geri planda kalan figüranına kadar tamamı animedeki kadroyla birebir seslendirilmiş diyalogları ve animeye tonla gönderme içermesiyle fan-service dolu bir oyun. Öte yandan daha önce Little Witch Academia izlememiş, animenin dünyasına yabancı bir oyuncu iseniz de oyunda opsiyonel flashback sekanslar bulunmakta. Bunlar size orijinal serideki olayları, genellikle karşılaştığınız karakterler üzerinden özet halinde aktarıyor.

Oyunumuz animeyi tekrar anlatmak yerine üzerine yeni bir hikaye eklemeyi seçmiş bir yapım. Öykümüz ise kısaca şu şekilde: Luna Nova Akademisi’nde yaz tatili başlamak üzeredir, ancak Akko kendisine verilen bir ceza nedeniyle akademinin kütüphanesini düzenlemekle yükümlüdür. Temizlik sırasında masabaşında uyuyakalan Akko’nun önüne gizemli bir figür tarafından bir kitap bırakılır. Bu kitap Akko’nun kütüphanede gizlenmiş bir zindana açılan bir geçit açmasını sağlar. Merakına her zaman yenik düşen bir karakter olan Akko bu geçit içerisindeki gizemli saati ve beraberindeki zindanı kurcalamadan duramaz. Bu olay ilginç bir şekilde sürekli aynı günü tekrar etmesine neden olur. Tekrar eden bu döngüyü okulun öğretmenleri ve öğrenciler hiç bir şekilde farkedemezken Akko’nun beraberinde zindana soktuğu arkadaşları durumun farkına varabilme yetisine kavuşur ve hep beraber bu durumu çözmek için kolları sıvarlar.

Abra – Kadabra – Aparkat!

Little Witch Academia: Chamber of Time, oynanış olarak iki fazdan oluşuyor.  Tamamını gezebildiğiniz Luna Nova Akademisi’nde karakterler ile etkileşime geçiyor, ana hikayeyi ya da yan görevleri alabiliyorsunuz. Animede görebildiğiniz hemen her öğrenci bir şekilde oyuna dahil edilmiş durumda eve önemli, önemsiz tonla diyalog sizi bekliyor. Okulda geçirdiğiniz kısımlarda zaman saatlere bölünmüş şekilde akıyor ve bazı olayları günün belirli dönemlerinde yakalayabiliyorsunuz. Herhangi bir şeyi kaçırma kaygınız olmasın tabii ki, sonuçta senaryoya bağlı olarak sürekli aynı günü tekrar ediyorsunuz. Oyunda ayrıca öğreneceğiniz bazı büyüler ile yine adventure bazlı bazı bulmacaların üstesinden geleceksiniz.

Oyunun ikinci ve aksiyona dayalı fazı ise kütüphanedeki zindanda geçiyor.  Bulduğunuz anahtarlar ile yeni bölümlerini açabildiğiniz bu zindanda beat’em up kontroller eşliğinde karşınıza çıkan düşmanları alt edip bölümsonu canavarına ulaşmaya çalışıyorsunuz. Bu kısımları bir lider ve iki yardımcı karakter ile oynuyoruz. Toplamda 7 karakter arasında seçim yapabilirken her karakterin kendine has bir oynanışı ve lider olduğu zaman ekibe kazandırdığı belirli nitelikler bulunmakta. Ek olarak zindanlarda mücadele ettikçe ekipman ve eşya (loot) toparlıyor, seviye atlıyor ve yeni yetenekler açıyoruz. Bu yanıyla oyun PlayStation 3 ve Vita’da severek oynadığımız bir başka beat’em up olan Dragon’s Crown’ı hatırlatıyor. Ancak onun kadar derinlik sahibi mi derseniz… hmm. Maalesef hayır. İşte sorunlarımız da aşağı yukarı burada başlıyor.

Artılar ve Eksilerin Amansız Savaşı

Öncelikle üstüne basa basa belirtmem lazım. Little Witch Academia: Chamber of Time, çok ama çok başarılı bir uyarlama. Görseller ve animasyonlar birebir animeden fırlamış gibi, çok tatlı bir yapıdalar. Öte yandan “bir oyun” olarak ele aldığımızda Chamber of Time pek çok açıdan elimizde kalıyor.  Öncelikle oyunun adventure kısmı ile beat’em up kısımları başarılı bir dengeye sahip değil. Animeyi ne kadar severseniz sevin, uzayıp giden diyaloglar zaman zaman sizi boğabilecek kapasitede. Etrafı gezerken çoğu zaman ne yaptığınızı tam olarak bilemeyeceksiniz.

En acaip şeyi ise henüz söylemedim. Oyun gelmiş geçmiş en tuhaf kayıt sistemlerinden birine sahip. Oyunda belirli noktalara yerleştirilmiş olan bazı küreler bulunmakta, bunlara özel bir büyü kullanarak aktif hale getiriyor ve aktif olan kürelerde kayıt yapabiliyoruz. Bu küreler akademinin belirli bölgelerine seyrek şekilde yerleştirilmiş durumda ve aktif etmek için gereken büyüyü yapmak için ise tükenebilen bir eşya olan iksire ihtiyaç duyuyorsunuz. Bunlar okulda biraz dolanarak bulabileceğiniz bir dükkanda satılıyor ancak kayıt yapmak neden bu kadar saçma bir sisteme bindirilmiş anlamak zor. Neyse ki PS2 klasiklerinden Breat of Fire: Dragon Quarters gibi kısıtlı sayıda bulunan jetonlu kayıt sistemi gibi bir şeye gitmemişler, beterin beteri her daim mevcut ama o zamanlar daha 2000’lerin başındaydık ve oyun firmaları en tuhaf fikirlerini deneme yanılma yöntemi ile oyunlarına serpiştiriyordu. Bazı firmalar hala o dönemlerde kalmış sanırım.

Yakınma seansımız bitmiyor, bitmeyecek. Oyunun adventure kısmında saat dilimi değişirken oyun kısa süre duruyor ve size yeni saati gösteriyor. Vereceğim örneği her oyuncu artık bilmez ama Castlevania: Simon’s Quest’teki gece gündüz değişimleri var ya…hah! Tam olarka onun gibi ama neyse ki daha hızlısı. Az önce 2000’lerin başındaydık, şimdi 80’lere geçtik. 2018 yapımı, anime uyarlaması naif bir oyunun beni artık müzelik olmuş oyunların en kötü yanlarını anımsatmasını da hiç beklemezdim. O açıdan da ilginç bir tecrübe oldu.

From Zero to Minus

Genel mekanikleri yeterince eleştirdik, biraz da yapay zekadan dem vuralım. Oyunumuzun beat’em up kısımlarında tuzaklarla donatılmış, canavarların kol gezdiği ortamlarda önümüze geleni büyü ile tokatlayıp yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Ne kötü gidebilir ki? Ah, evet, tüm eğlencenin merkezinde olan yapay zeka tabii ki. Chamber of Time bizi bu konuda da şaşırtmıyor ve hem aşırı basit düşman yapısı, hem de sinirlerinizi bozacak düzeyde kötü seçimler yapan ekip arkadaşlarınız ile bize bir yapay zeka ne kadar kötü olabilir bize iyi bir ders veriyor. Tuzaklara saldırmaya çalışan, en sağlam büyüleri en dandik düşmana boca eden, gerektiği zaman yardımcı olamayan ekip arkadaşlarınızı bir süre sonra görmezden gelip kendiniz elinde büyülü asa tutan bir Rambo misali önünüze çıkan canavarı dümdüz ediyorsunuz.

Eğer zorluğu çok önemsemeyen bir oyuncu iseniz aslında durumu abarttığım kadar can sıkıcı bulmayabilirsiniz. Belli bir derecede düşman size bir şeyler yapmaya çalışıyor, cömertçe de loot saçıyor. Bunları zindanları terk ettikten sonra kuşanıp daha da kudretli bir büyücü olarak daha çok gariban yapay zeka kesmek için zindana giriyorsunuz vesaire. Oyun isterseniz çevrimiçi olarak her karakteri bir oyuncunun devraldığı bir rastgele zindan sistemi de sunuyor (Dragon’s Crown’daki modla hemen hemen aynı), okulun bahçesini takip ederek ilgili mekana ulaşabilirsiniz.

Aradığımız Kan Bu Değil…

Toparlamamız gerekirse Little Witch Academia: Chamber of Time, maalesef değerlendirilememiş potansiyele sahip, sevimli bir oyun. Özellikle beat’em up türünde yapılıyor oluşu ve sevdiğim bir animeden uyarlanması gibi faktörler ile yapım aşamasında ilgimi çok çekmiş bir projeydi… Görsel uyarlama açısından beklentilerimi karşılamayı başarmış olsa da oyunun game design açısından alınmış kötü kararların gölgesinde ezilmiş olduğunu görmek çok üzücü oldu. Daha az yorucu bir hub, daha başarılı bir yapay zeka ile çok daha beğenilebileceğinden emin olduğum oyunu bu haliyle sadece anime hayranı oyunculara tavsiye edebilirim.

Son olarak oyunun PlayStation 4 sürümünü satın alırsanız bonus bir oyun olan Magic Knight Grand Charion‘dan da bahsedeyim. Yatay düzlem 2D shoot’em up (schmup) türünde hazırlanmış olan bu arcade mini oyunda gemiden robota dönüşebilen Grand Charion’u kontrol ediyoruz. Bölümler klasik schmup kafasında önünüze gelen düşmanları lazer, roket türevi silahlarla indirirken boss kapışmaları ise birinci şahıs kameradan gördüğümüz 3D sekanslar halinde gerçekleşiyor. Üzerinde pek uğraşılmış olduğunu söyleyemeyeceğim, basit spritelar ve modellerden oluşan bu modda muhtemelen yarım saat geçirdikten sonra bir daha dönüp bakmayacaksınız. Yani oyunun Steam versiyonunu almayı planlıyorsanız pek bir kaybınız olmayacak.