Analiz: Microsoft Xbox stratejileri ve kapatılan stüdyolar

ZeniMax, Activision Blizzard gibi büyük firmaları milyarlarca dolar vererek bünyesine katan Microsoft’tan şok edici bir haber geldi. Xbox Game Studios başkanı Matt Booty’nin yaptığı resmi açıklamayla Microsoft bünyesindeki dört stüdyonun fişi çekiliyor.

Yakın dönem çok da parlak olmayan çıkışıyla bilinen Red Fall’un geliştirici stüdyosu Arkane Austin ile The Evil Within, Ghostwire Tokyo, Hi-Fi Rush gibi oyunların geliştiricisi Tango Gameworks ilk kapatılan iki stüdyo oldu.

Yakın dönemde kapatılacak diğer iki stüdyo ise Mighty Doom’un geliştiricisi Alpha Dog Studios ve ekibinin tamamı ZeniMax Online bünyesine kaydırılacak olan Roundhouse Studios (eski adıyla Human Head Studios) olacak.

Analiz

Kapatılan stüdyolardan önce Microsoft’un yakın dönem rekabet adına giriştiği eylemleri masaya yatırırsak durumu daha rahat kavrayabiliriz. Özel oyun konusunda rakibi Sony’nin gerisinde kalan Microsoft çözümü iyi I.P.’lere sahip olan stüdyoları satın almakta görmüştü. 7.5 milyar dolarlık ZeniMax ve çok ses getiren 68.7 milyar dolarlık Activision Blizzard satın alımı sonrasında birçok oyun Microsoft tarafına geçmiş olsa da gerek inceleme kurulları, gerekse bizzat Sony’nin kendisi Microsoft’a pek de nefes aldırmamıştı. Büyük arbede sonrası toz yere indiğinde ise Call of Duty gibi büyük para getiren serileri tekelinde tutmayacağını söz veren Microsoft bir süre sonra da Sony ile masaya oturup Sea of Thieves ve Starfield gibi önemli exclusive yapımlarını Sony tarafında satışa sunmasıyla oyunseverlerin kafasını karıştırmıştı.

Özellikle Tango Gameworks’ün kapanışıyla açıkça görebildiğimiz üzere Microsoft girdiği büyük yükü hafifletmek için stratejik önemi olan firmaları mobil oyun geliştiren
firmalarından ayırt etmeden aynı kefede gözden çıkarabiliyor.

Microsoft’un konsol satışlarından çok Game Pass aboneliği üzerinden gelir elde etmeye çalışması halihazırda bilinen bir stratejileri. Sırf bu nedenle “Dünyanın en güçlü konsolu” olarak lanse ettikleri Xbox Series X’in yanısıra geçtiğimiz nesil konsollarından hallice çalışan Series S’i satışa sunmuşlardı. Xbox tarafına çıkarılan oyunların hem Series X hem de Series S’e uygun şekilde çalışma zorunluluğu çeşitli oyun geliştiricilerini zora sokmuş, Baldur’s Gate 3 gibi ödül rekortmeni oyunların Microsoft tarafına çok geç gelmesine neden olmuştu. Bu gibi unsurlar küreselde tepki çekerken ülkemizde ise ekonomik faktörlerden ötürü Series S / Game Pass kombinasyonu oyuncular tarafından hala rağbet görüyor.

Sisteme özel oyunların artık rakip firmanın konsolunda da oynanabilmesi ve Game Pass’in PC’de de kullanılabilmesi unsurlarını göz önüne aldığımızda artık Xbox konsoluna sahip olmanın avantajı oldukça azalmış durumda. “Güncel oyunları çalıştıran PC” faktörünü denklemden çıkardığımızda elimizde sadece çıkış günü ücretsiz erişebileceğimiz Microsoft oyunları kalıyor. Kısaca Xbox konsolu sahibi olduğunuz için değil, Game Pass sahibi olduğunuz için avantajlısınız. Eğer “ben bilinçli bir oyuncuyum, ilgimi çeken oyunlarımı satın alırım, bütçem de buna yeter” diyebilecek bir konumdaysanız Game Pass’in de çok anlamı kalmıyor. Zira Game Pass sistemi şu an Netflix ile çok kıyaslanıyor ve “Kendi istediklerimizi değil, bizim için seçilenleri tüketiyoruz” argümanı baskın hale gelmiş durumda. Bir diğer tartışma konusu ise ücretsiz oyun servisleri nedeniyle çoğu firmanın satışlardan ziyade bir servisin parçası olmak için oyun yapmasıyla kalitede düşüş olması.

Microsoft’un bünyesindeki firmaları jet kararla kapatmasını yazının girişinde “oyun dünyası için şok” olarak nitelendirmiş olsam da ticari olarak ele aldığımızda pek çok örneği mevcut. Satın alınan her firmanın proje geliştirme masraflarını geçtim, yüzlerce çalışanı ile sadece faaliyette kalmaları bile büyük bir maddi yük. Microsoft devasa satın alımlarında gövde gösterisini yaparken aslında büyük bir sorumluluğu da sırtına almıştı. Firmaların ve kaynakların en etkili şekilde yönetilerek harcanan rakamları katlayarak kara çevirecek projelere imza atmaları gerekiyordu. Ama bildiğiniz üzere büyük oyunlar öyle 2-3 ayda geliştirilmiyor. Örneğin Rockstar Games’in büyük ses getiren oyunu Red Dead Redemption’ın geliştirilme süreci tam 8 yıl sürdü. 2023’te yılın oyunu ödülünü alan Baldur’s Gate 3’ün geliştirme süreci ise 6 yıl. Microsoft’un büyük satın alımlarının üzerinden ise henüz iki yıl bile geçmedi.

Özetle Microsoft’un mevcut hamlesi hayal ettiğimiz gibi firmalara büyük özgürlükler tanıyacak, şaheserlere imza attıracak bir yatırım yapmadığını, aksine tüketim çılgınlığına en uygun şekilde servis edilecek hızlı ve ucuz çözümler arayışı içinde olduğunu göstermiş oldu. Eğer bekleneni veremezseniz kafasınızın kesilip atılacağı bir ortam haline gelmiş diye sert bir benzetme dahi yapsak çok yanlış olmaz. Zira gayet keyifli buduğum Tango Gameworks’ün Hi-Fi Rush’ı 2 milyon gibi fena sayılmayacak bir satış rakamına ulaşmış olmasına rağmen Microsoft tarafından yeterli bulunmadı ve firmanın fişi tamamen çekildi, dahası da idam sehpasına doğru adım adım yürüyor. İşin en üzücü kısmı ise Microsoft bir bakıma rekabeti de kendi kendine baltalamış oldu ve işleri Sony’nin lehine çevirdi. Bu Sony ürünlerini tercih eden kullanıcı için iyi gibi görünse de unutmayalım ki rekabet her zaman iyidir ve son raddede müşteriye yarar. Bundan sonra oyun dünyasını neler bekliyor bekleyip göreceğiz.

Önceki İçerikRainbow Cotton inceleme (Nintendo Switch)
Sonraki İçerikPAC-MAN Mega Tunnel Battle: Chomp Champs inceleme
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 1984 doğumlu. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz