Sevdiğiniz biri için neleri göze alabilirsiniz? Peki, ölümü tersine çevirebilmek için? Wander kucağında lanetli kaderi yüzünden kurban edilen Mono ile yasak topraklara girdiğinde her şeyi karşısına almayı göze almıştı… 2005 yılında Team ICO’nun PlayStation 2 için geliştirdiği ve halen “gelmiş geçmiş en destansı oyun” olarak anılarımdaki yerini koruyan Shadow of the Colossus, tamamen yenilenmiş hali ile bir kez daha bizlerle. Hem seriye yabancı olanlar ve nostalji yapmak isteyenler için farklı detayları ile ele alacağım incelemede arada geçen 12 yılın ardından iyi tasarlanmış bir oyunun nasıl yıllara meydan okuyup halen taze kalabildiğini de mümkün mertebe masaya yatıracağız. Sony’nin bu sefer Devlerin Gölgesinde başlığı altında tamamen Türkçeleştirdiği Shadow of the Colossus inceleme yazımızda ayrıca oyunun orijinal sürüm ile kıyaslaması, PlayStation 4 Pro’nun avantajları gibi konulara da değineceğiz.

Team ICO’dan İnciler

Az ama öz proje geliştiren güzel bir stüdyodur Team ICO. İlk projeleri olan ICO 2001 yılında PlayStation 2’ye çıktığında özgün bir oyun olarak sevilmiş ve hafızalarda yer edinmişti.  Puzzle / aksiyon elementlerini bünyesinde harmanlayan oyunun çıkışından 4 sene sonra aynı evrende geçen Shadow of the Colossus, tamamen farklı oynanış mekanikleri ile oyun dünyasında yine adından söz ettirmeyi başarmıştı.  Firmnın sonraki oyunu ise 10 yıl bekledikten sonra PlayStation 4’te kavuştuğumuz (aslen PS3 için planlanan) The Last Guardian’dı. Bahsi geçmişken inceleme yazımıza ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bahsettiğim 3 proje içinde Shadow of the Colossus’u Team ICO’nun başyapıtı olarak kabul edebiliriz. Gizemli öyküsü, ve mistik atmosferi ve epik boss savaşları ile oynadıkça kendinizi daha da kaptırdığınız; alabildiğine yalnız hissettiren yasak topraklarda  dolanırken keşfetme dürtünüzü sürekli tetikleyen açık dünyası ile aslında metaforik bir yol hikayesi size aktarılıyor.Bu konuyu yazının devamında daha detaylı irdeleyeceğim. Öncelikle hikaye üzerinde biraz duralım.

Bir Fedakarlık ve Yalnızlık Öyküsü

Ana karakterimiz Wander, büyük macerası boyunca kendisine eşlik edecek atı Agro’nun sırtında bir kadının, Mono’nun bedenini taşımaktadır. Lanetli kaderi yüzünden kurban edilmiş olan Mono’yu yeniden yaşama döndürme umuduyla yasak topraklara giriş yapan Wander buradaki devasa tapınakta Dormin adlı kadim  varlıkla bir anlaşma yapar.  Wander’ın yolculuğu öncesinde çalmış olduğu antik kılıç içinde ışığın gücünü barındırmaktadır ve bu kılıç yasak topraklarda hüküm süren devleri öldürebilecek tek silahtır. Dormin devleri öldürmesi karşılığında Mono’yu hayata döndüreceğini vaat eder, ancak uyarısını da yapar: Bunun bedeli Wander için çok ağır olacaktır. Wander ise her şeye rağmen kararlıdır ve devlerin izini sürmek için Agro ile birlikte ıssız yollara düşer.

Shadow of the Colossus’ta ilginç bir yalnızlık teması işlenmekte. Devleri saymaz isek yasak topraklarda kuşlar ve tek tük görünen sürüngenler dışında hiç hayat belirtisi yok. Oldukça detaylı tasarlanmış ancak yalnızlığı iliklerinize  kadar hissettiren bir atmosfer söz konusu. Bunun başarılı bir kurgu olduğunun altını çizmeliyim. Oyunda değer verdiği biri uğruna devler haricinde neredeyse hiç bir şeyin yaşamadığı “kutsal” kabul edilen topraklara girme cüreti gösteren, aykırı bir kahramanı kontrol ediyoruz.  Herşeyin ona karşı olduğu bu macerada yanında atı dışında bir desteği olmayan kahraman yine kendisi kadar yalnız görünen, ıssız bir coğrafyada ayrık şekilde kendi bölgelerinde takılan devlerin canını bir bir alırken yaptığınız şeyin ne kadar doğru olduğunu sorgulamaya başlayacak ve Wander’ın büyük fedakarlığının nasıl sonuçlanacağını sürekli merak eder olacaksınız.

Keşif ve Mücadele

Oyunu kabaca keşif ve devlerle mücadele olarak iki kısma ayırabiliriz. Belirli bir sıraya göre peşine düştüğünüz devlerin izini kılıcınızın yansıttığı ışığın yardımı ile sürüyorsunuz. Oldukça geniş bir haritaya sahip olan oyunun bu aşamasında size hiç bir şekilde bahsedilmeyen ancak çok önem taşıyan bir unsur var: Toplanabilir nesneler. Ağaçlardaki meyveler azami sağlık değerinizi yükseltiyor. İlk başlarda farketmeniz çok zor olacak, çünkü her ağaçta bulunmuyor ve biraz da zor seçiliyorlar, gözünüzü dört açın.   Yol boyunca karşınıza çıkacak olan, oyunu kaydedebilmenizi sağlayan küçük sunakların etrafında ise gümüş kuyruklu kertenkeleler bulunmakta. Bu arkadaşları da yayınız ile vurup kuyruklarını toparsanız stamina değeriniz yükseliyor. Bu da devlerle savaşınızın tırmanma aşamalarında çok hayat kurtaran bir bonus. Bu arada D-pad’de  sol ve  sağa basarak kılıç / yay arası geçiş yapabilirsiniz.

16 Gölge

Gelelim oyunun can alıcı noktası olan dev savaşlarına. İzini sürdüğünüz devlerin her birinin farklı bir yapısı ve huyu var. Mesela ilk karşılaştığınız devler karada gezen ve fazla agresif olmayan tiplerken oyunda ilerleme kaydettikçe havada uçan, suların altında takılan ve çok daha agresif devler ile mücadele edeceksiniz. Her devi alt etmek için izlemeniz gereken bazı özel yöntemler olacak, bunlara oynarken kendiniz keşfetmeniz keyfini almanız adına çok fazla değinmeyeceğim. Ancak genel olarak devler ile savaş şemanız şu şekilde:

Zayıf noktalarını saptayıp üstlerine tırmanmak için bir yöntem bulmak:

Karşılaştığınız devler orta halli bir apartman ile gökdelen arası boyutlara sahip, çoğuna L2 tuşu ile kamerayı odaklamazsanız tamamını göremiyorsunuz bile (bazılarına o bile yetmeyecek). Eh mücadele ettiğimiz varlıklar bu denli devasa iken tabii ki savaşma stilimiz de ona uygun oluyor. Öncelikle kılıcımızın yardımı ile vücutlarındaki zayıf noktaları bulmamız gerekiyor. Bunu aynı izlerini sürdüğümüz gibi kılıcımızdan yanısıtığımız ışık ile yapıyoruz. Işığın devin vücudunda odaklanarak bir rüne dönüştüğü bu noktalar yenilmez duran arkadaşlarımızın hayati bölgeleri. Saptamamızı yaptıktan sonra geriye kalan üstlerine tırmanmak oluyor. Bu durum devden deve değişmekle birlikte bazen vücutlarındaki kıllara ya da zırha tutunuyor, bazen de çevreden yararlanıp tepelerine biniyoruz.  Oyunun en eğlenceli kısımlarından biri de her deve nasıl tırmanabileceğimizi çözmek zaten.

Tırmandığımız devin üzerinde kalmayı başararak zayıf noktalara saldırı yapmak:

Savaşın bu safhasında devler çoğunlukla savunmasız kalıyor ve sizi üzerlerinden silkelemeye çalışıyorlar. R2 tuşuna basarak deve sıkıca tutunabiliyoruz. Devin bizi silkelemeye çalıştığı anlarda staminamız boşalmaya başlıyor. Stamina barına dikkat ederek zayıf noktalara doğru ilerleyip kılıcımızı oluşan rünlerin merkezine sağlam bir şekilde saplamamız gerekmekte. Kare tuşu ile gerçekleştirdiğimiz bu eylem sırasında aceleci olmamamız ve Wander’ın kılıcını iyice kaldırıp gergin bir poz almasını beklememiz lazım. Etkili saldırılar sonucu devler sağlak değerlerini hızlıca kaybediyor. Tüm zayıf noktalarına rünler kaybolana kadar darbe vurduktan sonra ise savaşı kazanıyor ve bir sonraki hedefimize doğru yola koyulmak üzere tapınağa dönüyoruz.

Teknik Detaylar

Shadow of the Colossus yeniden yapım çalışması Sony oyunları ile arası fena olmayan Bluepoint Games tarafından yapılmış. God of War Collection, Metal Gear Solid HD Collection, Uncharted: The Nathan Drake Collection, Gravity Rush Remastered gibi HD port ve yeniden yapım projelerini üstlenen firma Shadow of the Colossus yeniden yapım işini oldukça başarıyla üstlenmiş.  Daha detaylı hazırlanmış çevre, özüne sadık kalınarak daha yüksek polygon ile modellenmiş devler ve modernize edilmiş kontrol seçenekleri ile Shadow of the Colossus özünden pek de bir şey yitirmeden mevcut konsol oyunları kalitesine yükseltilmiş. Orijinal oyun ile kıyaslama videosuna bir göz atarak verilen emek hakkında fikir sahibi olabilirsiniz:

PlayStation 4’te 1080p ve saniyede 30 kare değerinde çalışan oyun PlayStation 4 Pro’da ise iki seçenek sunuyor. Dilerseniz performansı ön plana alıp 1080p ve saniyede 60 kare hızında, dilerseniz çözünürlüğü ön plana alıp 4k ve saniyede 30 kare ile oynayabiliyorsunuz.  Oyunun performans olarak mükemmel olduğunu söyleyebilirim. Bu işlerle oldukça haşır neşir olan DigitalFoundry’nin de yaptığı testler sonucunda seçtiğiniz modun saniye başı kare görüntüleme hızı en yük altındaki sahnelerde dahi 1 birim dahi oynamamakta. Oyunun oldukça detaylandırılmış yeni nesil görselleri ile bu denli başarılı bir performans alabilmek oldukça etkileyici.

Bu arada çoğu PlayStation 4 oyununda olduğu gibi Shadow of Colossus’un yeniden yapımına da fotoğraf modu eklemeyi ihmal etmemişler. Dpad’de aşağı tuşuna basarak oyunu fotoğraf moduna çekebilir ve etkileyici bulduğunuz manzaraları kendi belirlediğiniz açılar ve efektler eşliğinde kaydedebilirsiniz.

Perde Kapanırken

PlayStation tarihinin en akılda kalıcı oyunlarından biri olan Shadow of the Colossus yeni nesile başarıyla ayak uydurmuş bir şekilde tekrar karşınızda. 7 Şubat tarihinde 119 TL’lik makul bir fiyatla çıkacak olan oyun hem nostalji yapmak isteyen eski oyuncular, hem de ilk kez oynayacak oyunculara hitap ediyor. Yeniden yapımdaki başarısını tecrübe ettikten sonra kendi adıma Bluepoint Games’in ICO’ya da bir el atmasını umuyorum. Bu şekilde Team ICO’nun 3 büyük oyunu ICO, Shadow of the Colossus ve the Last Guardian tek konsol kütüphanesinde birleştirilebilir.

Bu inceleme Sony Euroasia tarafından temin edilen basın kiti ile gerçekleştirilmiştir.