Monster Hunter Rise inceleme

Street Fighter, Resident Evil, Devil May Cry… Birçok kült seriye imzasını atmış olan Capcom’un özellikle son yıllarda başarı grafiği en yüksek oyunlarından biri de Monster Hunter. Zamanında Nintendo karşısında zorlanmakta olan PSP’ye bile can verip konsol satışlarını kafa kafaya getirmeyi başarmış, oyun mekanikleri ile Dark Souls gibi oyunlara ilham kaynağı olmuştu.  Fantastik bir dünyada tehlikeli canavarlar ile mücadele eden bir avcının rolünü üstlendiğimiz Monster Hunter serisi uzun bir süre Nintendo tarafında yoluna devam ettikten sonra MH: World ile birden fazla platformda boy göstermiş, hem görsellik hem de oynanış mekanikleri açısından büyük ölçüde çıtayı yükseltmişti. Serinin altıncı ana oyunu Monster Hunter Rise, bir kez daha (bu kez geçici olarak) Nintendo tarafına dönüş yaptı, bununla da kalmayıp  çıkış haftasında 4 milyonluk bir satış gerçekleştirerek büyük de bir başarıya imza attı. Monster Hunter Rise inceleme yazımızda 17 yıllık serinin geldiği son noktayı detaylı şekilde masaya yatıracak, yeni oyunculara da rehber olmaya çalışacağız.

İnsanoğlunun Temel Dürtüsü: Avcılık & Toplayıcılık

Serinin her oyununda olduğu gibi Monster Hunter Rise’da da oyuna kendi oluşturduğumuz ve isimlendirdiğimiz bir avcı ile başlıyoruz.  Serinin özü 2014 yılından bu ana aynı: fantastik bir dünyada tehlikeli canavarları avlamak; derisinden, kemiğinden, pulundan daha güçlüzırhlar ve silahlar yapmak ve bunlarla daha da ölümcül canavarlara kafa tutmak. Oyunun başarısının sırrı da yine özünün yalınlığında yatıyor: Av ve toplayıcılık dürtümüzü başarıyla tatmin etmek. Son iki oyuna kadar belki tek eleştirilebilecek noktası hikayenin zayıf olmasıydı. Neyse ki Capcom bu durumu MH:World ile kırarak oluşturduğumuz karakterin etrafında etkileyici bir öykü ördü. Aynı durum Rise için de geçerli. PSP için çıkan Portable 3rd’den beri ilk kez uzak doğu temasına dönen oyun Kamura adlı bir köydeki avcı karakterimizi konu alıyor. En son elli yıl önce gerçekleşmiş olan Rampage adlı felaketin geri dönmesiyle  köyümüzü tehlike altında bırakan canavarları avlarken bir yandan da bu felaketin gizemini çözmeye çalışıyoruz.

Hikaye aynı World’deki gibi katmanlar halinde ilerliyor. Köy meydanında alacağınız kolay seviye görevlerin sonunda kapak canavarımız Magnamelo ile yüzleşiyoruz. Ancak bu çarpışma sonrasında daha büyük bir tehditin varlığını keşfediyoruz. Spoiler vermeden bu kadarını aktarabildiğim hikaye, bazı sorularımızı cevaplasa da gizemli yapısını son savaşa kadar korumayı başarıyor ve ‘şimdilik’ büyük bir olaya gebe şekilde sonlanıyor. Kabaca üç katmana ayırabileceğimiz hikaye  Capcom’un duyurusuna göre ileri tarihte planlanan 3.0 güncellemesi ile daha da genişleyecek.

Avcılık 101

Oyunun odağınd avcılık ve toplayıcılık bulunmakta. Görev sistemi ile ilerleyen oyun ağırlıklı olarak canavar öldürme ve bazen de bazı nesneleri bulup getirme üzerine kurulu.  Oyunda canavarlar büyük ve küçük olmak üzere iki kaba gruba ayrılıyor. Nisan ayı güncellemesi ile gelecek Chameleos’u da dahil edersek 35 büyük, 26 küçük canavarımız var. Büyükler kendi içlerinde bird, brute, fanged gibi çeşitli kategorilere ayrılıyor. Oyun içinde hunter notes kısmından yaratıkların türleri, düşürdükleri parçalar gibi çeşitli detaylara ulaşabilirsiniz. Oyunun ana odağı büyük canavarları avlamak üzerine. Bu canavarların türüne göre parçalanabilir veya kesilebilir kısımları bulunmakta; örneğin kırılabilir boynuzlar veya kanatlar, kesilebilen kuyruklar gibi. Bu parçalara zarar vermek av sonrası toplayabileceğiniz materyallerin çeşidini ve sayısını etkiliyor. Avları ilerlettikçe hikayeyi bir adım daha ileri taşıyacak urgent quest’leri açıyorsunuz. Ana görevlerde genellikle 50 dakika limitiniz oluyor.  İsterseniz expedition görevleri ile süre limiti olmadan da habitatı keşfe çıkabilirsiniz.

Canavarları öldürmek zorunda değilsiniz. Dilerseniz hazırladığınız tuzaklarla zayıflattığınız canavarları canlı olarak da yakalayabiliyorsunuz. Bu şekilde görev sonu kazandığınız materyallerin çıkma yüzdesi ve sayısı da artabiliyor. Bazı materyaller ise keserek daha yüksek düşme ihtimaline sahip. Bunun için yine avcı notlarınıza bakmanız gerekmekte. Avlandığımız haritalar tıpkı World’de olduğu gibi tek parça. Açıkçası Nintendo Switch bulunduğu  nesildeki rakiplerine kıyasla grafik konusunda zayıf bir konsol olsa da Capcom çok iyi bir şekilde, hiç eksik bırakmadan oyunu burada devam ettirmeyi başarmış. Bu konu ile ilgili analizlerimi yazının ilerleyen kısmında paylaşacağım.

Silahlar ve Wirebug

Monster Hunter Rise, avda kullanmanız için uzak ve yakın menzilde 14 adet silah çeşidi sunuyor.  Her silahın belirli avantajları ve handikapları var. Oyunun en eski silahı greatsword iyi hasar verebilse de yavaş bir silah. Bir süredir popülaritesini sürdüren katanavari long sword ise size hız ve güç arasında bir denge sunuyor, kuyruk gibi kesilebilir uzuvlarda etkili. Yüksek hasar verebilen ancak daha az erişimi olan  hammer canavarları daha rahat parçalayabilirken kesme konusunda yetersiz. Dual blades tam bir hız canavarı ama zarar konusunda zayıf. Hunting horn bir tokmak kadar güçlü değil ama ekip arkadaşlarımızı güçlendirebilen melodiler çıkartabiliyor. Hız cephane ve güç olarak farklı dengelere sahip light bowgun, heavy bowgun ve bow oyundaki uzun mesafe silahlarımız. Eski oyunlardan Rise’a geçen bir oyuncu muhtemelen alıştığı silahlara yönelecektir, ancak ben hem yeni hem eski oyuncuları mümkün mertebe farklı silahlar denemeye davet ediyorum. Bunun sebebi ise oyundaki yeni mekaniğimiz: Wirebug.

Wirebug için en basit haliyle organik bir tutma kancası diyebiliriz. Her görevde yanımızda taşıdığımız,  hem keşif hem savaş sırasında bize çeşitli hareketler yapma olanağı tanıyan bu böcek oyuna büyük bir tat katmış ve  dikey hareket konusunda çeşitlilik getirmiş. Keşifte oldukça yüksek yerlere çıkabiliyor, hatta kanca attığımız yapılarda momentumu kullanarak koşarak daha da yükseğe erişebiliyoruz. Wirebuglar savaşta ise bize bir noktadan bir noktaya hızlı hareket, darbe aldığımızda yere düşmeden kendimizi toparlama, seçtiğimiz silahlara özel hareketler ve zayıflatılan canavarların tepesine tırmanıp onları sürme yeteneği kazandırıyor. Wirebug silah yeteneklerimiz oyunda ilerledikçe çeşitleniyor ve istediğimiz tarzda kombinasyonlar ile savaş stilimizi bir nebze özelleştirebiliyoruz. Ayrıca canavarları sürme mekaniği ile ister çevre yapılara vurup hasar aldırabilir, istersek diğer canavarların üzerine sürüp onlara saldırtabiliyoruz.  Bu kadar avantajlı fonksiyonlar tabii ki sınırsız kullanıma sahip değil. Wirebug her kullanıldığında belirli bir süre beklemeniz gerekiyor.

Üç Yırtıcı Yoldaş

Avlarımızda yalnız değiliz. Doğada yırtıcılıkları ve avcılıkları ile bilinen üç hayvan maceralarımızda bize eşlik ediyor. Bunlardan ilki uzun zamandır oyunlarda yanımızda koşturan kedi ırk palico. İki ayak üzerinde yürüyen, sevimli ama kuvvetli minik dostlarımız savaşlarda belirli düzey hasar verme ve bizi güçlendirme yeteneğine sahipler. İlk kez Rise ile bize katılan köpek irisi palamute ise hem savaşlarda bize eşlik ediyor, hem de binek olarak kullanılabiliyor. Üçüncü yoldaşımız ise baykuşumuz. Kendisi savaşlarda aktif role sahip değil, ancak önemli bir rolü var. Eski oyunlarda canavar takibi üzerlerine boya atılarak, World’de ise takipçi böcekler tarafından hallediliyordu. Rise’da ise baykuşumuz canavarların ve kaynakların yerlerini haritada görmemizi sağlıyor. Minik ama tatlı bir detay.

Çevrimdışı görevler oynarken yanımıza iki yoldaş alabiliyoruz. Oyununun açılışında ana karakterimizle birlikte bir palico, bir de de palatmute karakter oluşturuyoruz. Ancak bunlarla sınırlı değiliz. Kamura köyünde buddy plaza bize yeni yoldaşlar edinmemiz için hizmet sunuyor. Bunları istersek eğitip güçlendirebiliyor, istersek de aktif rol almadığımız mini görevlere yollayıp materyal toplamalarını sağlayabiliyoruz. Çevrimiçi görevlerde ise yanımıza sadece 1 numaralı yoldaşımızı alabiliyoruz, bu palamute ya da palico olabilir. Gruplarda genel olarak hızlı seyahat imkanı sunduğu için palamute tercih edildiğini gözlemledim. Özellikle haritaları yeni öğrenirken palamute kullanmanızı tavsiye ederim.

Performans Analizi

Monster Hunter Rise, Capcom’un 2017’de geliştirdiği ve ilk kez Resident Evil 7’de kullandığı RE Engine’i kullanıyor. Zaman içinde bu motor Resident Evil 2 ve 3’ün yeniden yapımalarında, Devil May Cry 5’te kullanıldı ve görsel açıdan etkileyici işlere imza atıldı. Nintendo Switch ait olduğu neslin diğer konsolları ile kıyaslandığında çok zayıf bir donanıma sahip. Ancak RE Engine ile gerçekten bu donanım handikapına rağmen harika bir görseller yakalanmış. Bir Monster Hunter World değil, özellikle geometri detayları ve kaplamalarda tasarrufa gidildiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Ancak konsolun standartları ötesinde bir görsellik söz konusu. Tıpkı 3DS’te Resident Evil Revelations’la başardıkları gibi, Switch’te yine standartları belirlemiş gibi duruyor Capcom.

Öte yandan saniye başı 30 kare limiti de haklı olarak aşılamamış. World’ün de standart konsol sürümlerinin 30 fps olduğunu düşünürsek teoride sıkıntılı gibi değil, ancak aynı ekranda 4 avcı 4 de yoldaş bol efekt eşliğinde hararetli bir kapışmaya girdiğinde nadiren frame düşüşleri gözlemledim. Bunun haricinde performans konusunda oyun gayet başarılı.

Başlangıç Tavsiyeleri
  • Görevlerde ilerlerken haritada yolunuza düşen materyalleri toplamaya özen gösterin. Özellikle ilk görevlerde bol bol materyal toplayın, gerekirse expedition ile keşif yapın. Öncelikli toplanması gereken materyallerin başında herb ve honey olmalı. Herb’ler direkt sağlık dolduran potion’a, potion da honey ile kombine edildiğinde daha yüksek sağlık kazandıran mega potion dönüştürülebiliyor.
  • Canavar avladıkça topladığınız materyallerle silah ve zırhlarınızı ekipmanlarınızı güncelleyin ve yükseltin. Defans değeri kadar element değerlerine de dikkat edin. Duruma göre bazı türler için alternatif setler oluşturmaya çalışın, örneğin ateş püsküren bir canavara karşı ateş direnci yüksek zırh gibi. Zırhların ayrıca karakterinize kazandırdıkları çeşitli yan nitelikler bulunmakta. Seçiminizi yaparken bunları da gözden geçirin. Sizi idare edebileceğini düşündüğünüz zırhları armor sphere ile geliştirebilirsiniz.
  • Buddy Plaza’ya ara sıra uğrayın. Bu bölgede yoldaşlarınıza antrenman yaptırabilir, ninja görevlerine gönderebilir ve deniz altı ile yoldaşınızı eşya toplama görevlerine yollayabilirsiniz. Bu fonksiyonları isterseniz evinizdeki bakıcı Palico’dan da takip edebilirsiniz. Ancak bu bölgede ara sıra da olsa fiziksel olarak bulunmanız için önemli bir sebep var. Bölgedeki ulu ağacın arkasına dolanıp sarmaşıkları tırmanırsanız bir baykuş yuvası bulacaksınız. Burada periyodik olarak baykuşun topladığı çeşitli eşyaları cebe indirebilirsiniz.
  • Canavarları öldürmek kadar yakalamanın da bir opsiyon olduğunu unutmayın. Ekranda sağ üstteki ikonunun altında mavi bir simge beliren canavarlar zayıf düşmüş ve yakalanmaya müsait demektir. Bu duruma gelen canavarları tuzağa düşürmek için pitfall trap ya da shock trap’e ihtiyacınız olacak. Tuzağa düşen canavarın kafasına iki adet tranq bomb atarsanız canavar yakalanmış olacak. Canavarları yakalamak genel olarak daha çok materyal ile ödüllendirilmenizi sağlar, yani görevlerinizi bu yöntem ile bitirmek daha karlı olacaktır. Bazı parçalar ise sadece kesilerek ya da parçalarak elde edilir, bunun için avcı notlarınıza göz atın.
  • Can boğazdan gelir, özellikle de bu oyunda. Her görev öncesi Dango restoranına giderek karnınızı doyurun. Bu maksimum stamina ve sağlık değerinizi artıracak, ayrıca size özel bonuslar kazandıracak.
Yüksekleri Hedefle

Son rakamlara göre Monster Hunter Capcom’un ikinci en yüksek satan oyun serisi. Rise da Switch’te harika bir çıkış yaptı. İlk haftasından beş milyon gibi büyük bir satış rakamı yakalayan oyun gelecek sene PC için de çıkışını gerçekleştirecek ve tahminimce World’ün 17 milyonluk satış rekorunu geçecek.  Gerek RE Engine’in marifetleri, gerekse başarılı sanat yönetimi ile Nintendo Switch’te etkileyici duran oyun şu sıralar hem TV başında hem de taşınabilir modda elimden düşmüyor. Yazıyı kaleme aldığımda yaklaşık 50 saatlik bir oyun süresini devirmiştim bile. Capcom Nisan ayı ve devamında çeşitli güncellemeler ile oyuna hem yeni canavarlar ekleyecek hem de hikayeyi daha da genişletecek. Yani elimizde bağımlılık yapıcı, uzun ömürlü bir yapım var.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz