God of War inceleme

2005 yılında Sony PlayStation 2 ile başlayan, Santa Monica Studio imzalı destansı seri God of War büyük bir beğeni ile karşılanmış, tatmin edici oynanış yapısı ve kombo sistemi ve zaman zaman iç gıcıklayıcı olsa da aksiyonun dibi diyebileceğimiz, oyuncuya basit tuş kombinasyonları ile etkileyici interaktif sahneler sunan Quick Time Event (QTE) sistemi ile çok beğenilmişti.  Ana senaryosu 2010 yılında God of War III ile tamamlanan serinin kronolojik olarak son çıkan oyunu ise 4 ara oyundan biri olan, 2013 yapımı God of War: Ascension’dı. 2015 yılında God of War III Remastered ile bize tekrar hatırlatılan serinin bir devam oyunu ile dönüş yapabileceği ihtimali üzerine tahminler yapılmaya başlanmıştı. Bu tahminler boş çıkmadı ve ertesi sene E3 fuarında gösterilen, önceki oyunlara çok benzemeyen ama muhteşem görünen 10 dakikalık bir oynanış videosu ile yeni oyun tanıtıldı. Herhangi bir takı almadan, God of War olarak adlandırılan bu yeni oyun 20 Nisan’da raflarda yerini alacak. God of War inceleme yazımızda Kratos’un hüzünlü, ancak bir o kadar da heyecan verici yolculuğunu, bazı formülleri eskimiş bir oyunun nasıl yeni çağa ayak uydurduğunu detaylı olarak masaya yatıracağız.

“Zeus! Oğlun geri döndü! Beraberimde Olimpos’un yokoluşunu getirdim!” Bu nara tanrıların yaşadığı Olimpos Dağı’nın zirvesinde yankılandığında beraberinde büyük bir yıkımı getirmişti. Tanrılarla amansız mücadelesinin ardından huzura kavuştuğunu umduğumuz Kratos, belki de bir daha hiç karşımıza çıkmayacaktı.

Sony çok da haksız sayılmazdı.  Toplamda 7 oyun ile hikayenin temelini oluşturan Yunan mitolojisi dibine kadar sömürülmüş, daha da önemlisi üçüncü ana oyun ile birlikte Yunan tanrılarının sonu gelmiş, Kratos dipsiz öfkesine sebep olan ailesinin haksız ölümünün intikamını almakla kalmamış anavatanını kurnaz, zalim ve hain tanrılardan temizlemişti.

Her ne kadar zamanı için keyifli olsa da artık tekrar eden klasik hack & slash oynanış, ve sonraki yıllarda aşırı derecede kullanılarak eski büyüsünü yitiren QTE sekanslar seriyi uzunca zamandır takip eden oyuncuları yormuş, son çıkan ve ara bir senaryoyu anlatan God of War: Ascension ise basından çok yüksek notlar almamıştı. Böyle bir durumda ne yapılabilirdi?  Daha önce God of War II’de de çalışmış olan yönetmen Cory Barlog’un cevabı şu oldu: Azim ve köklü değişim!

İncelemede bu değişim ve beraberinde getirdiklerine oldukça detaylı şekilde değineceğiz.  Öncelikle eski oyunları oynamış olanların hafızalarını tazelemek, seriye bu oyunla başlamayı düşünen oyuncuların ise yabancılık çekmemesi için ana oyunların ve ardından yeni oyunun senaryosuna değinelim.

Önceki Oyunlarda Neler Oldu?

2018 çıkışlı ve numarasız, düz God of War adı ile gelen yeni oyunumuz eski öfkeli halini büyük ölçüde bastırmış gibi duran, daha bilge ve olgun bir Kratos, bambaşka bir coğrafya (İskandinavya) gibi elementler içeren oynanış videoları ve fragmanları ile oyuncuların biraz kafasını karıştırmıştı. Öncelikle şu konuya açıklık getirelim: God of War (2018) önceki oyunlarla doğrudan bağlantılı bir devam oyunu.  Yeni oyuncular için de oldukça uygun bir başlangıç oyunu olan God of War, seriye hakim oyuncular için ise başlarda ufak dozlarda, oyunun devamında ise ağzınızı kulaklarınıza getirecek düzeyde gülümsetecek güzel göndermeler içermekte. Hatırlamak isteyenler, ya da oyuna biraz arkaplan sahibi olarak başlamak isteyen yeni oyuncular için hikayeyi özetlememiz gerekirse…

God of War (2005)

Yunan mitolojisinden beslenen serinin başlangıcında Sparta’lı savaşçı Kratos, kendisi ve ordusunu yıkımın eşiğinden kurtarmış olan savaş tanrısı Ares‘in hizmetindedir. Athena‘ya tapanların oluşturduğu bir köye yaptığı saldırıda farkında olmadan ailesini öldüren Kratos olaylarda Ares’in parmağının olduğunu öğrenince içindeki intikam ateşi alevlenir. Tanrıça Athena’nın yardımlarıyla pandoranın kutusunu bulan ve kutudaki güçle kuşatma altındaki Atina’da son kozlarını paylaştığı Ares’i öldüren Kratos, Olimpos Dağı’na çıkar ve yeni savaş tanrısı olur.

God of War II (2007)

Sparta ordusu ile Yunan şehir eyaletlerini fethetmeye başlayan Kratos’un acımasız tutumu diğer tanrılar tarafından hoş karşılanmaz. Athena’nın son uyarısını da duymazdan gelmesi üzerine tanrılar tanrısı Zeus olaya el at atar ve Kratos’un tanrısal güçlerini elinden alarak onu öldürür. Kratos ölenlerin gittiği yer altı dünyasından bir titan olan Gaia tarafından kurtarılır. Dünyada tanrılardan önce hüküm sürmüş olan titanlar onlarla yaptıkları Büyük Savaş’ı kaybetmişler ve Tartarus’un derinliklerine sürgün edilmişlerdir. Kratos ve Gaia ortak amaçları olan tanrılardan intikam alma uğrunda beraber harekete geçerler ve zamanda yolculuk yaparak Büyük Savaş’ta yenilgiye uğratılmadan önce titanları günümüze getirerek Olimpos Dağı’na tırmanmaya başlarlar.

Gof of War III (2010)

Titanlar tarafından intikam için kullanıldığının farkında olan Kratos, Olimpos Dağı’na geri dönmeleri ile oluşan kaosta hem titanların hem de tanrıların icabından gelir. Zeus ile amansız mücadelesi sona eren Kratos gizemli bir şekilde ortalıktan kaybolur.

Şimdi Bizi Ne Bekliyor?

20 Nisan’da oyuncuların beğenisine sunulacak olan yeni God of War, üçüncü oyunun devamında farklı bir coğrafyada bizi karşılıyor. Kratos Yunanistan’ı terkederek İskandinav topraklarına varmış, burada bir kadınla hayatını birleştirmiş, hatta bir de çocuk sahibi olmuştur. Artık olgunlaşmış ve sakin yapısıyla dikkat çeken Kratos, oyunda kısa bir ilerleme kaydettiğinizde anlayabileceğiniz üzere çok mütevazi bir hayat sürmüş, tanrı olduğu faktörünü oğlu Atreus’tan dahi saklamıştır… ancak eşinin ölümü ile kader ağlarını bir kez daha örer…

Kratos cenaze töreni ardından eşinin vasiyetini gerçekleştirmek, küllerini diyarın en yüksek dağından savurmak için Atreus’u da yanına alarak yollara koyulur. Fakat bir şekilde izini bulan ve gerçek kimliğinden haberdar Nors tanrıları ile yüzleşmek zorunda kalır. Kratos geçmiş tecrübelerinden tanrılar ile uğraşmanın bedelinin büyük olduğunun farkındadır, ancak ne kadar kaçarsa kaçsın kaderi yine onu tanrılarla karşı karşıya getirmiştir. Üstelik bu kez hayatta kalan son varlığı, oğlu tehlike altındadır. Hal böyleyken bazı yeminler kaçınılmaz olarak bozulacaktır.

Neler Değişti?

Oyunun ilk yayınlanan görüntülerinden beri kafamızı sürekli meşgul etti bu soru. 30 saatlik bir oynanış sonrası şu şekilde cevap verebilirim: Neredeyse her şey! God of War oynanış mekaniklerinden hikaye sunumuna, hatta kamera kullanımına kadar köklü bir değişimden geçmiş. Değişimden gelişime uzanan bu süreçte açıkçası eski oyunlardan eser kalmamış denebilir. Oyunun başında elimizde baltamız ile daha ağır, ancak oturaklı bir dövüş mekaniği ile tanışıyoruz. Vuruş tuşları R1 (hafif saldırı) ve R2 olarak (ağır saldırı) olarak ayarlanmış durumda. L1 ile kalkanımızı kullanarak gard alabiliyoruz, eğer düşman saldırısına uygun bir zamanlama ile son anda gard alırsanız saldırıyı savuşturarak düşmanı bir anlık savunmasız bırakabiliyoruz. Sersemlettiğimiz düşmanlara R3 tuşuyla sonu genellikle düşmanın kalan canının tamamını harcayan vahşi bir saldırı yapabiliyorken L2 tuşunu ise hedef almak için kullanıyoruz. Ne için hedef alıyoruz derseniz, baltamızı aynı Thor’un çekici gibi fırlatıp geri getirebiliyoruz. Fırlatma eylemi için hedef alma + saldırı tuşunu kullanırken geri çekme eylemi ise üçgen tuşu ile gerçekleştiriliyor. Oyun boyunca bize eşlik edecek olan Atreus ise kare tuşuna bastığımız zaman okları ile bize yardımcı oluyor. Bunun haricinde kendisi yapay zeka tarafından yönetiliyor. Oyunun başlarında daha çok düşmanı sersemletme, dikkatini çekme gibi durumlarda yardımcı olabilen Atreus, yeteneklerini geliştirdiğinizde zarar konusunda da etkili olmaya başlıyor.


God of War ayrıca rol yapma mekanikleri ile donatılmış durumda. Toplanabilir eşyalar, yan görevler, lineer giden ilk birkaç saatin ardından kavuştuğumuz detaylı bir açık dünya, geliştirilebilir zırh setleri, güçlendirici rünler ve nicesi… Hikaye aktarımı konusunda da oldukça olgunlaşmış olan oyun bizi sürekli aksiyona boğmuyor; yeri geldiğinde merak ettirici, kimi zaman duygusal anlardan geçerken elbette hakkını verecek düzeyde de mücadele ederken buluyoruz kendimizi. Özellikle keşif ve başarım konusunda oyun çok başarılı. Oyun senaryosunu aktarırken bizi şok eden anlar sunmayı da ihmail etmiyor.

Ekipman sistemine gelirsek… Oyunda çok sayıda zırh bizi bekliyor. Göğüs, bilek ve bel olmak üzere üç parçadan oluşan zırhlar ile Kratos’un  çeşitli niteliklerini yükseltebiliyor. Oyun menüsünde gördüğümüz sırasıyla Kuvvet, Runik, Savunma, Can, Şans ve Dolum Süresi olmak üzere 6 niteliğimiz bulunmakta ve kuşandığımız ekipmanlar bunlara belli başlı yükseltmeler yapmakta. Oynayış stilinize göre özellikle can, kuvvet ve savunma nitelikleri en uygun olan zırh parçalarını kuşanmanız düşmanlarınıza karşı üstünlük sağlamanıza yardımcı oluyor. Bunun önemini başlarda pek hissetmeyebilirsiniz, ancak özellikle ilerleyen kısımlarda, valkürler gibi çok güçlü gizli düşmanlar ile kapışırken daha iyi anlayacaksınız. Zırh parçalarınızın niteliklerini yolculuğunuzda karşınıza çıkacak demircilerin yardımıyla yükseltebilrisiniz. Bunun yanısıra bulduğunuz rünleri zırhlarınızdaki slotlara takarak güçlendirme yapabilmektesiniz.

Ekipmanlarımız üzerine şekillenmiş yetenek ağacımız ise topladığımız tecrübe puanları ile geliştirilebiliyor. Özellikle Atreus’un pençe yay geliştirmelerini yaptığınız takdirde minik yoldaşımız mücadelemizde hissedilir derecede yararlı hale geliyor. Kratos tarafına dönersek, Spartan Rage (Spartalı Öfkesi) yine hizmetimizde. Öfke çubuğumuz dolduğunda L3 + R3’e basarak geçici olarak daha kuvvetli ve durdurulamaz bir hale geliyoruz. Bunun haricinde silah slotlarımza yerleştirerek aktif hale getirdiğimiz 2 adet yeteneği (rünik saldırılar) dövüşlerde kullanabiliyoruz. Bu yetenekleri tekrar kullanmak için dolum sürelerini beklemeniz gerekirken, önceki paragrafta belirttiğim rünik adlı niteliğimiz ise verdikleri zararı etkilemekte.

 

Teknik Mevzular

PlayStation’a özel olarak geliştirilen her oyun bir öncekinden daha da etkili oluyor. Uncharted 4’ü ilk oynadığımda görsellere dalıp gittiğimde “Sanıyorum bu konsol ile gelinebilecek en üst düzey bu” demiştim. Ardından Horizon Zero Dawn beni adeta haksız çıkartmak için, bütün ihtişamıyla gelmiş ve çıtayı yükseltmişti. Santa Monica Studio ise özellikle Horizon’dan sonra imkansız sayılabilecek bir şeyi yapmış ve artık beşinci senesine gelmiş bir konsolda görselleri ile çıtayı bir kez daha yükseltmeyi başarmış durumda.  Modellemelerdeki ince işçilik, geometri detayları, ışık kullanımı, partikül efektleri… her yönüyle çok etkileyici bir oyun olmuş God of War. Tabii bir konsol oyuncusu olarak bunun hangi bedel ile geldiğini biliyorsunuz: 30 fps. Oyun standart PlayStation 4’lerde saniye başı 30 kare görüntüleme limiti ile geliyor. PlayStation 4 Pro sahiplerinin ise bazı ayrıcalıkları var.  Grafik modu seçeneği size iki formül sunuyor. “Performansa önem ver” seçili olduğu takdirde 1080p görüntü ile 60fps’e kadar yükseltebiliyorsunuz. Burada stabil bir 60fps maalesef söz konusu değil. Sahne yoğunluğuna göre 40 – 60 fps arası değişen bir performans söz konusu. Eğer 30 fps ile sınırlı kalmak istemiyorsanız ve fps gelgitleri önemsiz ise bu modu tercih edebilirsiniz. Öte yandan “Çözünürlüğe önem ver” seçeneği ise oyunu 2160p çözünürlüğünde işliyor. 4K TV sahibi değilseniz görüntüyü super sampling ile daha kaliteli şekilde 1080p’ye uyarlıyor. Bu modda daha kaliteli görsel alıyor ve tahmin edebileceğiniz üzere 30 fps’e kilitleniyorsunuz. Bu modda oyun stabil bir performans sergiliyor. Benim tercihim çözünürlükten yana oldu. Bunda görseller kadar kare görüntüleme sayısında iniş çıkış olmaması oldu. Şahsen kare görüntüleme sayısı istikrarlı olursa oyunları 30 fps dahi olsa daha akıcı buluyorum.  Bunun haricinde kamera salınması ve bazı oyuncuların pek sevmediği, sinematik bir etki olan motion blur (hareket bulanıklığı) düzeyini ayarlayabileceğiniz seçenekler de eklenmiş olması çok hoşuma gitti.

Babam ve Oğlum

Oyunun en ilginç yanını sonlara bıraktım. Önceki oyunlarda yalnız başına takılan, konuşmaktan çok kafa koparmayı yeğleyen, konuştuğu zaman da zaten pek de anlamlı olmayı beceremeyen bir Kratos modelimiz vardı. Yunanistan’daki maceralarında pek tanrının yanısıra masum insanlar da deli fişek Kratos’un öfkesini tattı. Kendince haklı nedenleri olsa da çok kusuru ve pişmanlığı da oldu savaş tanrımızın… İskandinav topraklarındaki yeni macerasında ise daha ağırbaşlı, çok konuşmayan, ağzını genellikle oğluna bilgece öğütler vermek üzere açan bir Kratos var karşımızda. Öte yandan oğlu Atreus ise zeki ama yaşının beraberinde getirdiği bir toyluğa sahip.  Özellikle başlarda “efendi” yapısıyla, babasına saygıda kusur etmeyen, dillere olan yatkınlığı ile babasının okuyamadığı yazıtları ona okuyan, ok ve yay konusunda çok hünerli oluşu ile dikkatleri çekiyor. Öte yandan ikili aslında evin hanımının ölümüne kadar gerçek anlamda bir bağ geliştirmiş değil. Atreus hayat ve yaşadıkları dünya hakkında çoğu şeyi annesinden öğrenirken Kratos’un sıklıkla ava çıktığından bahsediliyor. Annesinin ölümü ve bıraktığı vasiyet nedeniyle babasıyla uzun ve sert bir yolculuğa çıkan Atreus karakter konusunda da büyük bir gelişim sürecinden geçiyor. Kratos ise bir baba olarak şefkatini göstermekte çok başarılı değil. Yolculukları boyunca Atreus’a sert çıkışları oluyor, ancak bunu oğlunun iyiliği için, kendi ayakları üzerinde durabilsin diye yaptığını, hata yaptığında aslında oğluna kızmaktan öte, onun geleceği adına korktuğunu anlayabiliyoruz. Bu bağlamda başta mesafeli ve soğuk olan baba-oğul ilişkisinin yolculuk ilerledikçe daha samimi hale gelmesi; hatalar, saklanan sırlar ve tüm olumsuzluklara rağmen sevginin ve sadakatin galip oluşu,  oyunun zaten gayet başarılı olan ana hikayesini daha da kuvvetlendiren bir can damarı haline geliyor.

Bulutların Ötesinde

God of War öyküsü, etkileyici görselleri ve atmosferi, baştan aşağı yenilenen oynanış mekanikleri ile mükemmele yakın bir oyun olmuş. Evet, serinin eski oyunlarına benzemiyor, ama iyi ki de benzemiyor! Zamanın ihtiyaçlarına, seri ile büyümüş – yaşlanmış oyuncuların nostalji gözlüklerini çıkardıklarında çok rahat görebilecekleri üzere daha oturaklı, hikayeyi  ön plana çıkaran, oynanış konusunda ise değişime rağmen yine çok keyifli bir tat yakalamayı başarmış bir oyun var karşımızda. Kendini ağırdan satan, ama sürekli ilginizi üzerinde tutmayı başaran bir sunum, spoiler vermemek adına detayına çok inemesem de her karakterin çok güzel işlenmiş oluşu gibi faktörler aslında bu oyunu deneyim etmeniz adına yeterli faktörler. Bu arada oyundaki yeni kamera sistemi de çok başarılı olmuş. Ara sahnelerde dahi herhangi bir kesme olmadan, aktif olarak takip eden tek bir kamera eşliğinde oynuyoruz oyunumuzu. Oyuna sinematik açıdan özgün bir lezzet kazandırmış olan bu yaklaşım sizi olayların içine çok başarılı bir şekilde entegre ediyor. Yazıyı sonlandırmadan önce oyunun yeni müzisyeni Bear McCreary’den de biraz bahsedeyim. Sinema ve televizyona çok emek vermiş olan Emmy ödüllü müzisyenimizin dahil olduğu altıncı oyun projesi God of War. Önceki oyunlarda daha çok kanımızı kaynatma üzerine kurulu parçalara kıyasla McCreary’nin bestleri yeri geldiğinde hüzünü, yeri geldiğinde heyecanı dibine kadar hissetmemizi sağlıyor.  Umarım kendisini gelecekte yeni oyun projelerinde görürüz.

Yılın oyunu adayı olarak gördüğüm God of War’un PlayStation 4’ün gelmiş geçmiş en iyi oyunlarından biri olarak anılacağına şüphem yok. Serinin eski oyunlarına aşina oyuncuların yanısıra yeni oyuncuları da genişçe açılmış kollarla kucaklamaya hazır olan bu oyunu tüm PlayStation sahiplerine gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.