Nioh Collection inceleme

Dark Souls ve Diablo gibi yapımlardan esinlenilmiş hareketli oynanışı, dipsiz loot sistemi ve oyuncuları sınayan zorluğu ile Nioh oyun dünyasına başarılı bir giriş yapmıştı. Tecmo Koei yapımı olan oyun 3 DLC ardından bir de devam oyunu ile PlayStation 4’te yoluna devam etmiş, sonradan PC tarafına da bir uğrayarak toplamda 4 milyonun üzerinde satış gerçekleştirmişti. Bu yıl PlayStation 5’in çıkış yapması ile her iki oyun ve indirilebilir içerikleri bir koleksiyon içinde, yeni  çözünürlük, yüksek kare tazeleme hızı, geliştirilmiş kontrolcü fonksiyonları ile bir kez daha oyunseverler ile buluştu. Nioh Collection inceleme yazımızda serinin iki oyununu hikaye, oynanış olarak hatırlayacak, ardından yeni nesilde kazandıkları yenilikler üzerinde duracağız.

İptallerle Dolu Yapım Süreci…

İlk Nioh 2017 yılında çıkmış olasa da yapım serüveni 2004 yılına kadar gidiyor.  Nioh aslında çok uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.  2004 yılında Koei tarafından ünlü Japon yönetmen Akira Kurosawa’nın Yojimbo ve 7 Samurai gibi filmlerinden esinlenilerek başlanan yapım aslen klasik bir japon rol yapma oyunu olarak tasarlanmış ve 2008 yılında firma yollarını Tecmo ile birleştirene dek devam etmiş.  4 senelik bu ilk versiyon “içeriğinde yeterince keyifli element bulunmadığı” nedeniyle iptal edilmiş. Yapım sürecine sıfırdan başlanan proje bu sefer yeni adıyla Koei Tecmo olan firmanın yan kolu olan Omega Force’a devredilmiş. Dynasty Warriors gibi musou oyunlarıyla bilinen Omega Force’a geçişiyle birlikte Nioh’un oynanış yapısı da köklü şekilde değişmiş… ancak bu versiyon da iptal edilmiş. Her iki sürümün de iptalinde yapımcı Kou Shibusawa’nın büyük payı olduğunu not düşelim.

2 kez sil baştan yapılan projenin çehresi bir kez daha değişir ve bu sefer aksiyon rol yapma yönüne doğru kayar. 2010 yılında Dead or Alive, Ninja Gaiden gibi oyunları bilinen Team Ninja oynanış elementleri konusunda yardımcı olmaları için projeye dahil edilir, 2012 yılında ise projenin kaderi tamamen kendilerine bırakılır. İşte Nioh’un gerçek hali de tam olarak bu yıllarda şekillenmeye başlar. Temel konseptler haricinde tamamen değişen yapım devam eden yıllarda bünyesine tarihi ve fantastik öğelerin güzel bir harmanını da katarak son halini alır.

Geçtiğimiz üç yıl içinde seri iki oyun ve her oyuna üçer indirilebilir içerik ile yoluna devam etti. Nioh Collection iki oyunun indirilebilir içerikleri dahil, remastered içeriklerinden oluşmakta. Çıkış kronolojisine göre giderek oyunun paylaşımlı mekaniklerini daha çok ilk oyun üzerinden aktaracağım:

Nioh Remastered – Complete Collection

Uzakdoğuda Bir Yabancı

1600’lü yıllarda geçen ilk öyküde izini sürdüğü düşmanın peşinden Japon topraklarına ulaşan William adlı bir savaşçının kontrolünü devralıyoruz.  Shogunların mutlak güç için savaş halinde olduğu, aynı zamanda da yokai olarak adlandırılan ruhani varlıkların da ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde tamamen yabancı olduğu bu topraklara ayak basan William’ın yolu başta Hattori Hanzo olmak üzere bir sürü tarihi figürle de kesişiyor. William özel güçleri sayesinde yokailer ile mücadele edebiliyor ve bir yandan bu topraklarda hain planlar peşinde koşan düşmanının izini sürmeye çalışırken bir yandan da halka yardım ediyor. Bir süre sonra japonlar tarafından Anjin adıyla çağırılmaya başlanan William, feodal lordların büyük mücadelesinde yerini Tokugawa’nın tarafında alıyor ve olaylar iyice kızışıyor.

Diablo + Souls

Oynanış olarak Souls serisi ile büyük benzerlikler gösteren oyunda aynı zamanda Diablo benzeri bir loot (eşya) sistemi de mevcut; düşmanlardan düşen ekipmanların da bir seviyesi, nadirliği ve rastgele oluşturulmuş yan nitelikleri var. Oyunun Souls serisi ile benzerlikleri ise say say bitmeyecek cinsten… Öncelikle Souls oyunlarında bonfire’ların yerini Nioh’ta shrine’lar almış durumda. Bölümlere serpiştirilmiş mabetlerde karakterimize seviye atlatabiliyor, koruyucu ruhumuzu değiştirebiliyor ya da diğer oyuncuları yardıma çağırabiliyoruz (bu oyunda oyunculardan yardım almak için soapstone gibi bir eşyaya ihtiyaç duymuyoruz). Bir de Nioh’a özgü olarak elimizdeki eşyaları bu mabetlere sunabiliyor ve karşılığında amrita (Nioh’ta experience / tecrübe puanı yerine kullanılan terim) kazanıyor, bazen ekstra olarak da tüketilebilir eşyalar elde ediyoruz. Öldüğümüz zaman ruh…pardon amritalarımız bizi koruyan ruh ile birlikte öldüğünüz noktada kalıyor ve tekrar o noktaya ulaşabilirsek kaybettiğimiz amritayı geri alabiliyoruz. Eğer koruyucu ruhumuza ulaşamadan tekrar ölürsek tüm amritayı kaybediyoruz.

Buraya kadar anlattıklarım sanırım klasik bir Souls oyuncusuna tanıdık gelmiştir. Hızlı ve ağır olmak üzere iki saldırı tuşumuz bulunrken alçak, orta ve yüksek olmak üzere üç tane de silah tutuş stilimiz var. Bunların arasında geçiş yaparak saldırılarımızı çeşitlendirebiliyoruz. Ek olarak Nioh’ta öğrenebileceğimiz yetenekler de mevcut, genellikle gard alırken hızlı ya da ağır saldırı tuşlarına basarak aktif edebileceğimiz bu yetenekler de oynanışa ayrı bir lezzet katıyor. Katana, mızrak, balta, tokmak gibi yakın menzil silahların yanısıra yay ve tüfek gibi uzak menzil silahlar da emrinize amade.  Benim favorim ise kusarigama oldu. Zincir ve orak ikilisinden oluşan bu geleneksel Japon silahı ile hem uzak hem de yakın menzilde düşman ile mücadele edebiliyorsunuz. Kusarigamadan sonraki favorim ise katanaydı. Her silahın farklı bir hissi ve yetenek ağacı var, “Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır.” diyerek hepsini mutlaka denemenizi ve size uygun olanı keşfetmenizi tavsiye ederim.

Ruhani Güçler Yanımızda

Önceki paragrafta koruyucu ruhlardan bahsetmiştim, biraz da o konuyu detaylandırayım.  William’a oyun boyunca yardımcı olan çeşitli koruyucu ruhlar (guardian spirit) bulunmakta. Bunların bize kazandırdığı pasif bonusların yanısıra sağlık çubuğumuzun yanında bulunan ibre dolduğunda üçgen ve yuvarlak tuşlarına aynı anda basarak savaşlarda da geçici bir süre güçlerinden yararlanabiliyor ve kuvvetli saldırılar yapabiliyoruz. Bunlar haricinde ninjutsu (genellikle shuriken fırlatma gibi nesnelere dayalı ninja teknikleri) ve onmyo magic adlı büyüleri de öğrenebiliyoruz.

Belanın İki Türü

Oyundaki düşmanlar iki tipe ayırlıyor: insanlar ve yokailer. İnsanlar özellikle oyunun başlarında en çok rastlayacağınız düşman tipi, çeşitli silah ve zırh kombinasyonları ile daha tahmin edilebilir hamlelerle size saldıran ve genellikle kolay yorulan ve size açık veren insan tipi düşmanlar bazı önemli düellolar haricinde sizi pek zorlamayacak.

Ancak iş yokailerde oldukça değişiyor. Gerek tasarım gerekse tahmin edilemeyen saldırıları şemalarıyla yokailer insanlara göre çok daha sağlam hasar veriyor ve aynı kolaylıkla alt edilemiyorlar… Bu da yetmezmiş gibi belirli hamlelerde etrafa kara bir aura bırakan yokailer Ki gücünüzün (Souls oyunlarındaki stamina.  Hamle yapmanıza olanak tanıyan değer, enerji) hızla düşmesine sebep oluyor ve hamle yapamaz hale getiriyor.  Bu durumda yapmanız gereken şey ise saldırı sonrasında iyi bir zamanlama ile R1’e basarak Ki Pulse adlı hamleyi yapmanız. Bu şekilde hem harcadığınız Ki’nin kısmını hızlı şekilde geri kazanıyor ve kara aurayı yok ediyorsunuz. Ki pulse’ın zamanlamasını ne kadar erken çözerseniz o kadar yararınıza, zira kontrolsüz şekilde Ki enerjinizi harcarsanız savaşlarda çok zorlanacaksınız.  Ayrıca Ki barınızı tükettiğinizde darbe yerseniz karakteriniz kısa bir süre savunmasız kalıyor ve bu esnada rakibiniz size ölümcül bir hamle yapma şansına sahip oluyor. İşin iyi tarafı ise bunu düşmana biz de yapabiliyoruz. Rakibin ölümcül vuruş için müsait olduğunu ise düşmana kilitlendiğinizde beliren imlecin beyazdan kırmızıya dönmesi ile anlayabilirsiniz.

Az Gittim, Uz Gittim, Dere Tepe Düz Gittim

İlerleyiş bakımından ise Nioh biraz Souls türü oyunlardan sıyrılıyor: Haritalar ve görevler üzerine dağılmış bir oynanış söz konusu.  Yani birbirleriyle bağlantılı mekanlardan oluşan açık dünya bir oyun değil Nioh. Açıkçası bu durumun hakkı verilemediği zaman çok sevilen serilerin bile sert eleştirilere maruz kaldığını düşünürsek (bakınız: Dark Souls 2) Nioh’un yapımcılarının aldığı karar yerinde olmuş diyebiliriz.  Özellikle ana görevler bir çırpıda bitmeyen, uzun soluklu bir yapıya sahip ve kendi içlerinde başarılı bir bütünlüğe sahipler; aynı zamanda çeşitlilik açısından da gayet tatmin ediciler. Yan görevler de genellikle ana görevler ile aynı bölümde geçen ama çoğunlukla içeriği ve erişebileceğiniz bölgelerin değiştirilmiş olduğu tasarımlara sahipler. Bunların haricinde ana görevlerin daha zorlaştırılmış ve içeriği değiştirilmişi versiyonları olan twilight mission’lar da tüm zorluğuyla sizi bekliyor. Bütün bunları tamamlamak istediğinizde 30-40 saatinizi harcayıp halen oyunun ortalarında olduğunuzu farkedeceksiniz. Yani ek içerikleriyle oyunun ömrü oldukça uzun.

Samuray Dayanışması

Zorlu mücadelenizi her zaman yalnız başınıza vermek zorunda değilsiniz.  Mabetlerdeki “summon visitor” opsiyonu ile yanınızda savaşması için başka bir oyuncuyu daha oyununuza dahil edebilirsiniz. Zorluğu baltalamamak adına yapımcılar yanınıza sadece bir oyuncu alabilmenize olanak tanımışlar. Özellikle Dark Souls 3’te 4 kişi toplanınca en zorlu bossu bile dalga geçercesine yenilgiye uğratabiliyorduk. Elbet bir kişi dahi oyunun zorluğunu belirli bir düzeyde azaltmayı başarıyor, ama belirli bir dozda oyuncuları sınamayı da başarıyor. Özellikle yardımcı oyuncu boss savaşının ortasında ölünce güzel bir panik yaşayabiliyorsunuz. Nioh hem yabancı oyuncular hem de arkadaşlarınızla eşleşmenize olanak tanıyor.

Nioh içerik açısından çok zengin, ek detaylar ile ilgilenmeyi seven oyuncular için en azından 100 saati aşacak bir oynanış vaad eden, dolu dolu bir oyun. Akıcı oynanışı, Souls serisi ile benzerlik içermesi ama kendi çapında da özgün nitelikler taşıması ile bir oyunseverler için kısa bir zamanda ayrı bir yere sahip olacağını düşünmekteyim.  2017’de ilk oynadığım zaman bayağı kaptırmış ve loot olayının dibini görememiştim. Oyun günümüzde dahi hala keyifle oynanabilir yapısını korumakta.

Geçelim ikinci oyunumuza:

Nioh 2 Remastered – The Complete Edition

İnsan Bedeninde Şeytan Kanı

Nioh 2 ilk oyunun aksine tamamen kişilselleştirebildiğimiz, kendimize özel bir karakter ile maceraya dalmamıza olanak tanıyor. 1500’lerde, yani ilk oyunun öncesinde geçen oyunda Hide isimli yarı insan yarı yokai (iblis) karaktermizin yolu yine çeşitli tarihi karakterlerle kesişiyor ve önceki oyundan eksiği olmayan büyük bir güç mücadelesinde yerini alıyor.

Oynanış mekanikleri orijinal Nioh ile yakın yapıda olan Nioh 2’de souls zorluğu ve checkpoint sistemi, diablo benzeri loot mekanikleri yine baş gösteriyor. Oynanış açısından yine oldukça hareketli olan oyunda şeytan kanımızın bize kazandırdığı bazı yeni yetenekler var.  Aynı şekilde düşmanlar da yeni ölümcül yeteneklere kavuşmuş. Bunlardan ilk dikkat çekeni düşmanın kırmızı aura yayarak yaptığı, aşırı yüksek hasar veren (çoğu zaman direkt öldüren) saldırılar. Hemen her düşman tipine eklenen bu yeni saldırılara karşı verebileceğiniz en iyi cevap ise içinizdeki şeytan gücüyle kullanabileceğiniz counter hareketi. R2 + yuvarlak tuşuyla yaptığınız bu hareketi doğru zamanlama ile tutturursanız hem düşmanın ölümcül saldırısını kesiyor, hem de kısa bir süre için sersemletiyorsunuz.

Bölüm tasarımları yine büyük ancak sınırlı bölgelerde geçen oyunda yanınıza destek alma opsiyonu da biraz daha genişletilmiş. Öncelikle gerçek oyunculara alternatif olarak yerde mavi aura şeklinde gördüğünüz, diğer oyuncuların yapay zeka hayaletlerini de çağırabiliyorsunuz. Gerçek oyuncu çağırma limiti ise artırılarak ikiye çıkarılmış durumda. Yani artık üç oyuncu maceralara atılabiliyorsunuz. Buna bağlı olarak düşman grupları da daha kalabalık ve güçlü tutulmaya çalışılmış. Buna ek olarak bazı bölgeler ağır bir siyah aura ile kaplı ve bu bölgelerde dominant yokai düşmanı öldürene kadar daha zayıf ve ağır durumdasınız.

Yeni mekaniklerden biri de soul core sistemi. Yendiğiniz düşmanlar zaman zaman geride ruhlarını bırakıyor ve bunları toplayarak statlerinizi yükseltebiliyor, hatta savaşlarda onları anlık çağırarak özel saldırılar yapabiliyorsunuz. Standart düşmanlardan boss sınıfına kadar bütün yokailerin soul core’larını toplayabiliyorsunuz.

Performans

Her iki oyun da yenilenmiş sürümleriyle PlayStation 5’in donanım gücünden sonuna kadar yararlanıyorlar. Oyunların PlayStation 4 sürümleri 1080p çözünürlük 60 fps ya da checkerboard tekniğiyle yazılımsal yükseltilmiş 4k çözünürlük ve 30 fps seçeneği sunmaktaydı.

PlayStation 5’e çıkan Remastered versiyonlarda ise konsolun en vurucu noktalarından 120 fps veya doğal 4k çözünürlük   gibi güzel opsiyonlar mevcut. Detaylı olarak şu şekilde:

4k Mode: Bu modda oyun 4k çözünürlük ve 60 fps değeriyle çalışır.
PlayStation 5 Console Standard Mode: Bu modda oyun PlayStation 5’in tüm nimetlerinden yararlanarak daha detaylı karakter modelleri, gelişmiş gölgeler ve yansımalar ve 60 fps değerinde kare tazeleme hızı sürüyor. 1800p  civarında dinamik çözünürlük vermekte.

120fps Mode: Çözünürlüğü 1080p’ye çekerek saniyede 120 kare akıcılıkta oyun oynamanızı sağlar. Bu moddan faydalanabilmek için 120fps destekleyen bir ekrana ihtiyacınız var.

Bu üç seçenek içinde kişisel favorim PlayStation 5 Console Standard Mode oldu. Oyunu test ettiğimiz LG C7 televizyonda net görseller ile oldukça akıcı bir oyun deneyimi elde ettik.

Bir diğer etkileyici teknik yenilik ise tabii ki dualsense kontrolcü desteği. Titreşim konusunda oldukça iyi iş çıkarılmasının yanısıra kontrolcünün hoparlörleri de çok etkin şekilde kullanılmış. Bastığınız tahtanın çatırdaması, açtığınız bir hazine sandığının gıcırdaması ve çarpışan kılıçların sesi ses sisteminizle birlikte avuçlarınızın içinde yankılanıyor. Adaptive trigger da benzer şekilde yay gererken veya ateşli bir silahın tetiğini çekerken direnç göstererek sizi havaya sokmayı başarıyor.


 

Şafak Sökerken…

Nioh Collection özellikle PlayStation 5’te parlayan bir yapım. Gelişmiş teknik özellikleri ile hem eski oyuncular hem de yeni nesil oyuncular için eşsiz bir deneyim sunmakta. Kayıt aktarımı desteği ile PlayStation 4’te kaldığınız yerden PlayStation 5 sürümü ile devam etmeniz mümkün. Ayrıca oyuna Ps4’te sahipseniz yeni nesil sürümüne ücretsiz geçiş hakkınız bulunmakta.

- Advertisement -
GENEL BAKIŞ
Görseller
8.5
Hikaye / Sunum
9
Oynanış
9.5
Atmosfer
9
Ses / Müzik
9
Eğlence
9
Önceki İçerikCD Projekt Red hack’lendi: Cyberpunk 2077 ve The Witcher 3’ün kaynak kodları çalındı
Sonraki İçerikLittle Nightmares 2 inceleme
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 33 yaşında. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz