Doom Eternal inceleme

Kral hala tahtında...

DOOM Eternal

Birinci şahıs nişancı türü oyunlarının kökleri 1970’lere uzanıyor. Ancak bu türün günümüzde bildiğimiz modern halini 90’lı yıllarda id Software’in işe el atmasıyla ortaya çıktı. 1992 yılında yapılan Wolfeinstein 3D türe son şeklini verdi ve peşinden gelen tüm oyunlara öncülük etti. Ancak firma gerçek anlamda popülariteyi sonraki sene piysaya sürdükleri Doom ile yakaladı. Bu oyun birinci şahıs oyunları için o kadar büyük bir ilham kaynağı olmuştur ki uzun bir süre bu türde çıkan oyunlar “Doom klonu” olark anılmışlardır. Zaman içinde bir üçlemye dönüşerek sevenleriyle buluşan Doom’un dördüncü oyununun yapım aşamasının geliştiriciler için tatmin edici şekilde ilerlemeyeşinden dolayı rafa kalktı. Ancak bu Doom’un sonu değil başlangıcı oldu. İlk oyunun yeniden yapımı 2016 yılında, türünün kralı olduğunu hatırlatmak üzere piyasada yerini aldı ve büyük bir başarı yakaladı. Kudretine yakışır şekilde, en metal hali ile 4 sene sonra tekrar huzurlarımıza çıkan Doom Eternal inceleme yazımızda oyunun konsol ve PC sürümünü bir arada inceliyoruz!

 

Evrensel Kıyamet

2016 yılında çıkan reboot Doom’da, Mars’ta cehennem yaratıklarıyla kuşatılmış bir tesiste uyanan isimsiz bir uzay askerinin (Doom Slayer) kontrolünü devralıyor istilanın kaynağını keşfetmek ve buna bir son vermek üzere harekete geçiyor ve sonu cehennemde bitecek olan sıkı bir maceraya atılmıştık. Bu oyundaki olayların 8 ay sonrasını anlatan Doom Eternal’da ise Dünya’dayız.  Kahramanımız cehennemde iblislerle meşgulken dünyaya bir istila gerçekleşmiş ve gezegenin yarıdan fazlası ele geçirilmiştir. Hal böyleyken iş yine bizim azman Doom Slayer’ımıza kalır.

Doom genel olarak hikaye anlatma kaygısı gütmeyen bir oyun olmasına karşın yeni oyun bizi hemen her bölümde küçük bir miktar ara sahne ile buluşturuyor. Küçük bir miktarın altını çizeyim, zira oyun mükemmel aksiyon dolu yapısını korumaya devam etmiş. Ancak arada size yapbozu tamamlayacak parçaları da sunmayı ihmal etmiyor ve açıkçası 2016 yılındaki Doom’a göre daha anlam ifade eder şekilde ilerliyor. Neyi niye yaptığınızı, nereye ne için gittiğinizi net şekilde anlıyorsunuz.

Rip and Tear!

Doom 2016 çok başarılı yeni mekaniklerle donatılmış hızlı ve akıcı bir oynanışa sahipti. ‘Zaten iyi olan bir şeyi bozma’ felsefesi ile yoluna devam eden Doom Eternal’da temel mekaniklerde köklü bir değişim yok. Zayıflattığınız düşmanı acımasızca ama bir o kadar da havalı animasyonlar eşliğinde öldürmenize olanak tanıyan glory kill mekaniği can barımızı yüksek tutmak için en sık başvuracağımız teknik olacak. Testeremiz de yine bu oyunda bize eşlik ediyor ve cephanemiz bittiğinde doğradığınız düşmanlardan ihtiyaç duyduğunuz mühimmatın adeta fışkırmasını sağlıyor.

Pompalı tüfekten plazmaya kadar çılgın silahlarımız her bölümde kademe kademe, oyuncuyu alıştırarak veriliyor. Bölümlere gizlenmiş çeşitli power-up’lar ile bu silahların modifiye edilmiş ikincil, hatta üçüncül saldırıları da açılabiliyor. Bu saldırılar düşmanlarla mücadelede inanılmaz efektif, zira her düşmanın belirli saldırılara zayıflığı var. Örneğin makineli tüfeği keskin nişancı tüfeğine çeviren modifiye ile ağır silah taşıyan düşmanların silahlarını düşürüp saldırılarını zayıflatabiliyoruz. Ya da pompalı tüfeğin patlayıcı modifiyesi ile kurşunlarınızı yutan canavarları içeriden havaya uçurup efektif bir şekilde öldürebiliyorsunuz. Oyunda ilerledikçe ayrıca açılan karakter modifiye sistemi de  can barınız, taşıyabileceği cephaneniz ve zırhınız gibi diğer niteliklerinizi de güçlendirip kahramanınızı daha da kudretli hale getirebiliyorsunuz.

Bünyesinde az bir miktar platform öğresi de barındıran oyunda özellikle Dash yeteneğinizi aldıktan sonra inanılmaz eğlenceli akrobatik aksiyonlara da girebiliyorsunuz. Cehennemi görmüş ve geri dönmüş bir azman olarak Blood Punch ile tabiri caizse ‘kodu mu oturtuyor’ Flame Belch ile yaktığınız düşmanların ekstra zırh düşürmesini sağlayabiliyorsunuz. Özetle Doom Eternal hem kapışma hem de keşif konusunda zengin bir oyun.

Yapay zeka yine canınıza okumaya meyilli ve ilk oyundan daha agresif. Yukarıdaki paragraflarda değindiğim glory kill – testere – alev silahı üçlüsünü yerinde ve hızlı kararlar alrak kullanmazsanız düşman size zor anlar yaşatacak ve bolca öleceksiniz. Aksiyon dolu, eğlenceli yapısının yanısıra oyunun size agresif stratejiler kullanmaya yöneltmesi harika bir şey.

Cehennemin Elli Tonu

2016 yılında çıkan Doom, yapımcı firmanın kendi geliştirmiş olduğu id Tech 6 isimli oyun motoru ile geliştirilmiş ve oldukça etkileyici görsellere sahipti. Bu motorun sonraki sürümü id Tech 7 ile hazırlanmış olan Doom Eternal ise ilk bakışta önceki Doom’dan çok farklı görünmese de düşmanlarla mücadeleye girdiğinizde varlığını hissetirmeye başlıyor. Artık düşmanların vurduğunuz noktaları parçalananıp, dağılıyor. Yağdırdınız mermilerin etkileşimini sonuna kadar hissettiren yeni oyun motoru kapışmaların hararetini bir doz daha artırmış durumda. Bunun dışında önceki oyunun Mars’ta, yenisinin ise Dünya’da geçmesinden midir, yoksa yeni grafik motorumuzun kerameti midir net olmasa da yeni oyunun bölüm tasarımları, çevre modellemeleri gibi detaylar, özellikle dünyaya konuşlandırlmış şeytani – fantastik mimari yapılar çok daha hoşuma gitti. Yine ağır ve tehditkar atmosfer korunmaya başarılmış ama gezmesi, keşfetmesi, manzarası daha bir güzel. Hele o ilk bölümlerdeki savaşın izlerini taşıyan devasa şeytanlar ve insanlığın koruyucusu sentinellerin batan güneşteki manzarası… Of!

Müzik faktörüne gelirsek… İlk oyunu adeta ‘uçuran’ ödüllü müzisyen Mick Gordon ile Doom Eternal’da tekrar çalışılmış ve bir kez daha oyunun atmosferini kuvvetlendiren, aksiyona göre şekil alan, hop oturup hop kaldırtan heavy metal tarzı parçalara imza atılmış.

Özetle Doom Eternal önceki oyunun kuvvetli yanlarını korumuş ve yerine göre daha da güçlendirmiş durumda. Kendisi için rahatlıkla türünün en iyi örneği diyebiliriz. Ancak…

 

Zayıf Halka

Oyunun zayıf noktasına artık değinme zamanı: Multiplayer modu. Alışılmış death match tarzı çok oyunculu modların aksine Doom Eternal üç kişi arasında geçecek şekilde hazırlanmış sadece bir çoklu oyuncu moduna sahip.  Bu modda bir kişi Doom Slayer olurken iki oyuncu da oyundaki şeytanlardan birini oynuyor. Doom Slayer tipik önüne geleni katletmeye odaklıyken diğer iki oyuncu yeri geldiğinde minionlar çağırarak yeri geldiğinde kafa kafaya takım stratejisi kurarak Doom Slayer’ı alt etmeye çalışıyor. Evet ilk başta ilgi çekici görünüyor değil mi? Maalesef birkaç tur oynadıktan sonra bu mod hızlı bir şekilde cazibesini yitiriyor ve çeşitlilik arıyorsunuz. Ama elinizde sadece bu var. Özellikle Doom 2016’daki modları düşündüğünüz zaman biraz sönük kalmış. İncelemenin genelinde övdüğüm oyunun tek zayıf noktasının bu olduğunu düşünmekteyim.

Perde Kapanırken

Doom Eternal tıpkı 90’larda yaptığı gibi  birinci şahıs nişancı türüne kattığı özgün ve keyifli mekanikleri ile türü bir kez daha mükemmelleştirmiş durumda. Bilim kurgu ile fanteziyi harika şekilde harmanlayan, metal parçalar eşliğinde durmak bilmeyen aksiyonu ile, keşif ve ek mücadeleler için harcadığınız zaman ve emeği iyi şekilde ödüllendirmesiyle harika bir oyun olmuş.

PlayStation 4 ve PC sürümünü incelediğimiz oyunda her iki sistemde de etkileyici nitelikler gözlemledik. Öncelikle oyunun konsolda akıcı şekilde 60fps çalıştığını ve hiç yavaşlama ya da input lag gibi problemler ile karşılaşmadığımı belirteyim. PC’de işler biraz daha çılgın. Sisteminize göre fps (saniye başı kare görüntüleme) limitini 1000, evet, yanlış okumadınız yazıyla BİN frame’e kadar yükseltebiliyorsunuz. Günümüzde 30-60 kare arası gezinen ve stabil performans vermekte güçlük çeken oyunları düşünürsek id Software performans konusunda adeta şov yapmış durumda.

Oyunun PlayStation sürümüne bu linkten,

PC sürümü için 12 taksit avantajı sunan Türk Telekom Playstore sayfasına ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz