Tom Clancy’s Ghost Recon Breakpoint inceleme

Wildlands’in bende özel bir yeri var. Bunun sebebi çok iyi bir oyun olması değil, PlayStation 4 aldıktan sonra ilk incelediğim oyun olmasından kaynaklanıyor. Konsolu yeni aldığım için de oynayacak başka oyunum yoktu, üşenmeden %100 bitirdim. Çok sıkıldığımı söyleyemem bunu yaparken, çevrim içi birkaç güzel arkadaş edinmiştim; onlarla iş sonrası akşamları 2 saat civarı takılıyorduk. Taktiksel takılıp, bölümleri en zor seviyede bitirmeye çalışınca da gayet eğlenceli oluyordu. Yine de bu Wildlands’i tekrara düşüren bir oyun olmadığı anlamına gelmiyor. Özellikle tek başınıza oynuyorsanız bayılacak duruma gelebiliyordunuz. Neyse, yıllar geçti ve bu sefer Wildlands’in mirasını taşıyan Tom Clancy’s Ghost Recon Breakpoint geldi çattı. Bu sefer de oyun Xbox One platformunda ilk incelediğim oyun olma özelliğine sahip. Ama bu sefer alternatifim çok, %100 bitirir miyim hep birlikte göreceğiz. En azından Tom Clancy’s Ghost Recon Breakpoint inceleme yazımızla oyunun geleceğine bir ışık tutacağız.

Recon kesmiyorum

Kusura bakmayın artık oyunun adını uzun uzun yazmayacağım, direkt Breakpoint diye bahsedeceğim. Breakpoint, dediğim gibi Wildlands ile aynı temellere sahip. Açık dünya, kocaman ormanlı harita, haritaya serpiştirilmiş rastgele düşmanlar ile yerine göre sessiz işimizi hallettiğimiz yerine göre de pata pata savaşa girdiğimiz bir oyun. Tabii ki baş dostumuz drone yine oyunda büyük bir yer tutuyor. Peki bu oyunu Wildlands’ten ayıran şeyler neler? İşte bu soruya verebileceğimiz cevaplar oyunu iyi ya da kötü bir kopya yapacak. Ubisoft zaten bu konuda mimli… Far Cry incelemem de bu konuda içimi dökmüştüm. Buradan o incelemeye ulaşabilirsiniz. (Öyle bir oyun inceledi ki…)

Oyuna bir türlü dönemedim, hemen dönüyorum. Şunu belirtmek isterim ki öncelikle oyun Xbox One X’te bayağı güzel duruyor. Etkilenmedim diyemeyeceğim. Arada bir ışıklardan kaynaklı sıkıntılar oluyor ama ben tatmin oldum. Ama görsellik olarak ilk gösterilene göre sanki “downgrade” yemiş… Sanki değil hatta, direkt öyle. Bu da Ubisoft’un normal hareketlerinden beri, alıştık.

Oyuna helikopterimizin Wildlands’in gerçek dünyadan ele alınmış haritasının aksine, kurgusal bir ada olan Auroa’ya düşürülmesiyle başlıyoruz. Bir şekilde canlı çıkmayı başaran karakterimizin yaralarını sarıp yola düşüyoruz. Ve sanki biraz önce düşen helikopterden sürünerek kaçmamış gibi deli dana gibi koşmaya başlıyoruz. Oyun bu tabii olur böyle şeyler. Çeşitli yönergelerden sonra kurtulanların komün oluşturduğu bir mağaraya ulaşınca asıl maceramız başlıyor.

Nomad kesiyorum

Hikaye bana çok banal gelmedi. İlgimi çektiğini söyleyebilirim. Ancak oyunda hikayeye odaklanmak zor olacak, çünkü sürekli dört bir yandan bir şeyler çıkıyor. Oyunun benim için en büyük zorluğu bu oldu. Oturdum, ışığı kıstım, hanımı içeri gönderdim, kulaklığı taktım. Tam anlamıyla odaklanmaya hazırım ama kitap okurken bazen boş boş okuduğunuzu fark edersiniz ve tekrar geriye dönersiniz ya… Öyle hissediyorum. Tam biriyle konuşacağım, “tutorial” çıkıyor. Tamam göreve gideyim diyorum, bak şöyle bir şey de var diye pop-up çıkıyor. Ya cidden oyunda yapılacak, gezilecek, geliştirilecek çok şey var; anladık bunu zaten. Ama her şeye bir anda adapte olunmamın istenmesi konsantrasyonumu çok bozdu. Tamam anladık çevrim içi modlar var, evet harika bir özelleştirme eklemişsiniz, harikasınız bravo size onu da mı eklediniz vay anasını; salın beni yav!

Bu ilk saatleri atlatabildiğinizi varsayarak oyunun mekaniklerine inebiliriz. Şimdi kusura bakmazsanız normalde sonra yazmam gereken şeyi bir otomotiv mühendisi olarak ilk yazmak istiyorum: Ben böyle bir kötü sürüş fiziği çok az oyunda gördüm. Bir de şaka yapar gibi vites falan değiştiriyoruz, vites değiştirirken de güya araba “gerçekteki gibi” yığılıyor. Ya arkadaş böyle olsun diye çok uğraşıyor musunuz cidden? Bazen öyle bir yokuş çıkıyorsunuz ki araba hiç hızlanmıyor ama sürekli vites değiştiriyor. Sonsuz viteste sabit hızla gidiyoruz. (S. Çağlar hocam bunu okusa gözleri kanar.) Motor devri sürekli artıyor, hız sabit, vites sonsuz artıyor. Hadi bunu geçtim, yenilik olsun diye koymaya çalıştınız. O fizik ne birader? Bu kadar mı kötü, bu kadar mı gerçeklikten uzak olur. Sürüşü kolaylaştıracağız diye elinize yüzünüze bulaştırmışsınız. Çok doldum kusura bakmayın.

Asıl olaya geri dönelim. Drone yine en iyi yardımcımız. Düşmanları tespit ediyor, ortalığı keşfediyor minik İHA’mız. Tabii ki oyunun bizden beklediği gizliliğe dayalı oynamamız; sabır ile ilerleyip düşmanın yerlerini tek tek tespit etmek ve onları fark ettirmeden öldürmeden ilerlememiz gerek. Ha bunu yapmak zorunda değilsiniz tabii ki. Hatta oyun size şöyle bir yardımda da bulunabiliyor: Oyunda zorluk seçeneklerinin dışında bize iki seçenek daha veriliyor. Oyun diyor ki; istersen ben sana haritada her şeyi göstereyim, düşmanları, yerleri vs. işaretleyeyim sen uğraşma ya da bu oyunun asıl tadını çıkarmak istiyorsan ipuçlarını toplayıp sonuca kendin git. Aslında cidden seçilmesi gereken seçenek ikincisi. Oyunda konuşmalarınızdan, keşfettiklerinizden vs. ipucu bulabiliyor ve bunları çözümleyebiliyorsunuz. Bunun için ayrı bir menümüz var, bu ipuçlarının ne olduğunu, bizi neye götürdüğünü, nereden ipucunu çözümlediğimizi görebiliyorsunuz. Ama çok zaman istiyor, maalesef benim böyle bir zamanım yok. Kolaya kaçtım.

Burası Kurtlar Vadisi

Bol bol silah var. Bu silahların bol bol özelleştirebileceğiniz mekanik ya da kozmetik eklentileri var. Zırhınızı, kaskınızı falan yükseltebiliyorsunuz. Yani kısaca karakterinizi bayağı bir özelleştirebiliyorsunuz ve güçlendirebiliyorsunuz. Çevrimiçi tarafta güçlü olmak için güzelce bir kasmanız gerekecek anlayacağınız. Evet, artık sadece co-op seçeneğiniz yok; diğer oyuncularla da karşı karşıya savaşabiliyoruz. Zaten oyun o bahsettiğim sürekli çıkan pop-up’ları bunun yüzünden çıkarıyor. Tabii ki amaç bir noktadan sonra parayla silah, eklenti, ıvır zıvır açtırmacaya yönelik. Co-op yine doğru kişileri bulursanız zevkli oluyor. Konuşup, taktiksel oynamak bayağı keyif verici ama rastgele girdiğiniz bir lobide genellikle anlamsız bir savaşın içine düşüyorsunuz.

Yetenek ağacı bayağı dallanıp budaklanıyor. Seçebileceğiniz ana yeteneğinizden sonra irili ufaklı birçok yetenek sizleri bekliyor. Bir de dinlenme alanları gibi bir kısım yapmışlar, burada kendimize süreli buff’lar ekleyebiliyor, silahlarımızı düzenleyebiliyoruz. Bence güzel olmuş arada uğramak yararlı oluyor. Tabii ki bu alanlar hızlı seyahat görevi de görüyor. Gitar falan çalınıyor ateş başında, hep beraber Akdeniz Akşamları’nı söyleyebiliyorsunuz. (Bir başka oluyormuş, öyle diyorlar.)

Vuruş hissiyatı yerinde, acaba vurdum mu diye hiç hissetmedim. Ancak zorluk yaşadığım şey çatışmalarda siper almak oldu. Oyun siz siper olacak bir şeyin yanına gidince otomatik siper alıyor ama siperden de kolayca çıkabiliyor. Hala alışamadığımdan mı bilmiyorum ama sürekli yanlışlıkla siperden çıkıp düşmanları alarma geçirdim. Bir de öyle olunca elim ayağım birbirine dolaşıyor, hangi tuşa basacağımı şaşırıyorum iyice batırıyorum durumu. Genelde de ölüyorum. Ben yaşlandım mı artık, beceremiyor muyum acaba bilemedim.

Casper, friendly Ghost

Oyuna hayatta kalma ögeleri eklenip, daha askeri gerçekçiliğe yakın bir hava eklenmeye çalışılmış. Mesela koşmak, bir yerlerden atlamak, kaymak hep dayanaklılık barınızdan yiyor. Tabii ki bunu yetenek ağacınızdan geliştirebilirsiniz. Yani 12 km durmadan koşmak yok eskisi gibi. Koşarken de yerden elma, muz toplayabiliyorsunuz. Deneyim puanı olarak da dönüyor bunlar, herhangi bir ekstra tuşa basmanıza da gerek yok. (Ne kadar da hayatta kalmalı bir oyun…) Umut Sarıkaya’nın da söylediği gibi “Bedava ve ekstra bir gıda.” Problem yok.

Harita cidden büyük, yapılacak birçok şey keşfedilecek birçok yer var. Bu bayağı uzun bir oynanış süresi demek. Anahtar nokta bunlar size ne kadar keyif verecek? Yan görevler çeşitli olmaya çalışsa da kendini tekrar ediyor belli bir noktadan sonra. Ana görevler de belli bir sistematikte ilerliyor. Böyle olunca mekanikler önemli bir hal alıyor ve oyunun anahtar noktası oluyor. Bu yüzden önerim bir şekilde satın almadan önce oyunu deneyin, sonra karar verin. Şu soruyu kendinize sorun: Ben bunları 50 saat yapıp zevk alabilir miyim? İlgili yere git, İHA’ya fırlat, yeri keşfet, düşmanları etiketle, pozisyon al, temizle ve çık. %80 oyun böyle geçecek çünkü. Bunu kötü bir şey olarak yazmıyorum, mekanikleri sevdiğiniz an bu pozitif bir duruma dönüşüyor.

Onlarca saat oynanış yetmedi mi? Tabii ki sizin için sezon bileti (season pass) Ubisoft tarafından sunuluyor. Aslında bakılınca ilgi çekici şeyler var. Wildlands’te de aynı şekilde yapmışlardı; normal oyunun senaryosunun devamı ya da paraleli olmak yerine çok daha farklı konseptlerde eklentiler gelmişti. Ha onları %100 bitirdim mi, yalan olmasın o kadar oynamadım. Ama eğlenceliydi. Gelin beraber Breakpoint’in sezon biletini bir inceleyelim neler var.

Büyük al, seneye de giyersin

İlk olarak bir raid mode tüm oyuncular için açık olacak. Project Titan diye geçen bu volkanik dağda takımca çalışıp loottan loota koşacağız. Daha sonrasında ise Terminatör’ün canlı etkinliği olacak. Bu canlı etkinlikler zaman kısıtlı olacak ve Terminatör’le özdeşleşmiş eşyalar düşürebileceğiz. Tabii ki hikaye eklentilerimiz de olacak. Bu hikaye eklentileri oyunun ana mekaniklerine doyamayanlar için (Bir başka deyişle eğer hala sıkılmadıysanız.) biçilmiş kaftan.

Sezon biletinin bence en güzel özelliklerinden biri yeni açılacak sınıflara önceden ulaşabilmek. Zaten oyunu uzun süre oynamanız çevrim içi yapıda ne kadar oynayacağınıza bağlı olduğu için bu durum bayağı bir önem arz ediyor. Ayrıca sınıfları açmak için yetenek puanlarınızı harcamak zorunda kalmayacaksınız. (Parayı verdik, düdüğü çaldık hesabı.) Tabii ki oyunun en başından bazı silahlar, para eklentileri veriliyor. Birkaç yan göreve de hemen erişebiliyorsunuz. Ona değinmeye pek gerek yok.

Kısacası oyunu severseniz mutsuz olmayacağınız bir eklenti içeriği sunuyor Breakpoint. Tabii ki zor olan soru ucuza oyunla birlikte mi almak yoksa oyunu oynayacağınıza kanaat getirip sonrasından pahalı mı almak. Bu da bahsettiğim “Önceden deneyin.” Fikrine geri dönüyor. Ama oynayacağınıza eminseniz kaçırmayın.

Oyunun Breakpoint’i

Bu seri de Far Cry olma yolunda ilerliyor ama şanslıyız ki daha yolun başında. Geliştirilip eklenebilecek birçok şey var, bu oyunda yapıldığı gibi. Ancak birçoğu havada kalmış, kimisi zaten doğru düzgün çalışmıyor, öbür kısmı oyunculardan para koparmak için… Çok az bir kısım cidden güzel olmuş dedirtiyor. Hele bir de oyun çıkar çıkmaz parayla satın alınabilen silahlar vardı, tepki gelince apar topar kaldırdılar “Yanlışlık oldu, pardon.” diyip. Bu oyuna nedense Division gibi davranmışlar ama çok anlamsız olmuş. Zaten mantıken “Division” oynamak istesek onu oynarız. Niye gelip buraya zırh, silah geliştirmece ekleyip zaten uzun olan oynanış süresine bir de gereksiz “kasmaca” mekniği ekliyorsun ki… E tabi yapay zeka da saçmalamadan duramıyor. Kafam çok karışık vallahi, bu oyun sadece ilgilisine hitap ediyor. Wildlands size hiç dokunmadıysa zaten yanından bile geçmeyin…

SONRADAN NOT: Oyun bazı sitelerde verildiği gibi 20-40’lık oyun değil. Eleştirdiğim noktaların hiçbirinde oyunu oyun yapan temel mekanikler yok. Eli ayağı düzgün bir oyun var karşınızda. O tarz puanlar kafanızı karıştırmasın.

ESKİ KAMYONCU, YENİ FARCIDAN HAYAT KURTARAN ÖNERİLER

  • Karakterinizin görünüşünü dikkatli seçin. Geri dönüşü yok.
  • Deneyimleriniz, silahlarınız, yetenekleriniz; kısaca aklınıza gelen her şey oyunun tüm modlarında geçerli. Yani solo moddayken oynadığınız karakterle çevrim içi de oynuyorsunuz.
  • Şu anda yetenek ağacının da geri dönüşü yok. Bu hemen geri adım atılması gereken bir şey ama bunu bilerek puanlarınızı dikkatli harcamanızda yarar var.
  • Sınıfınızı istediğiniz zaman o kamp ateşi diye bahsettiğim yerlerde değiştirebiliyorsunuz. Sağ olsunlar onu açık bırakmışlar da, tek sınıfa bağlı kalıp sıkıntıdan patlamayacağız.
  • Kurtulanların görevleri tekrar tekrar oynanabiliyor. Bu da düşmanlara karşı kurtulanları daha güçlü kılıyor. Tabii ki deneyim puanı vs. cabası. Deneyebilirsiniz.
  • Bence ilk başta deneyim puan hızınızı arttıran etkilere yönelin. Hem kamp ateşinde geçici olarak hem de yetenek ağacınızda kalıcı deneyim artış hızınızı arttıran seçenekler mevcut. Böylece daha kolay yol kat edebilirsiniz.
  • Oyunda zaman seçebiliyorsunuz. Keyfinize veya ihtiyacınıza göre zorlu görevlere giderken özellikle bunu kullanabilirsiniz.
  • Haritada bol bol bulunan soru işaretlerini İHA’nızla çözün. Bu size birçok gizli saklı kısmı açığa çıkaracak.

 

SINIFLAR

  • Field Medic

Takımın destek kısmında bulunan bu sınıfımız İHA’sıyla uzaktan sağlık basabiliyor. Solo oynayan insanlar bu sınıfı çok sevmese de aslında bir takımın olmazsa olmazı.

Dostlarınızı daha hızlı kaldırabilir, cesetleri daha hızlı taşıyabilir ve kendinizi canlandırabilirsiniz.

  • Assault

Allah Allah nidalarıyla savaşan bir yeniçeri misiniz? Başka sınıfa göz atmanıza gerek yok. Savaşın en ön cephesinde düşmanları yok etmek istiyorsanız yeriniz burası.

Daha fazla cana ve tüfek-pompalı silahlar için bonusa sahipsiniz.

  • Panther

Görülmemek sizin işinizse seçeceğiniz sınıf bu. Sessiz silahlarınız ile sessizce düşmanları öldürmeniz gerek, bu ruh hali size uygun değilse hiç bulaşmayın.

Gizlilik için bonusa, daha hızlı harekete sahipsiniz. Susturucular silah gücünüzü etkilemez.

  • Sharpshooter

T Base’den mid kesen tayfadansanız başka grup aramaya gerek yok. Ayrıca uzaktan düşmanları etiketleyerek vurmasanız bile takımınıza büyük faydanız dokunabilir.

Daha  uzun nefes tutabilir ve sniper silahlar için bonusa sahip olursunuz.

Ghost Recon Breakpoint inceleme yazısı Ubisoft tarafından sağlanan Xbox One koduyla hazırlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz