The Last of Us Part 2 inceleme

PlayStation aleminde bir dönemler Crash Bandicoot, şimdilerde ise daha çok Uncharted serisi ile bilinen Naughty Dog, 2013 yılında çok özel bir projeye imza atmış ve oyuncuları The Last of Us ile buluşturmuştu. Bir salgının insanların hayatını baştan aşağı değiştirmiş olduğu post apokaliptik bir dünyada, amansız ve duygu yüklü bir yol hikayesi anlatan oyun inanılmaz bir başarıya imza atarak 2015 yılına kadar 240 üzerinde ödül kazanmıştı. Kalplerde özel bir yer edinen oyunun devamı kaçınılmazdı. Naughty Dog 2016 yılında serinin The Last of Part 2 adıyla devam edeceğini duyurduğunda büyük bir heyecan ve coşku ile karşılandı. Tabii AAA oyunlarda sıkça rastlanan bir durum olduğu üzere oyunumuzun çıkışı birkaç kez ertelendi ve nihayet 19 Haziran 2020 yılında raflarda yerini alacak. Spoiler içermeyecek olan The Last of Us Part 2 inceleme yazımızda oynanış mekanikleri, performans ve sunum konusunda Naughty Dog’un ilk oyundan bu yana kat ettiği yolu detayları ile masaya yatıracağız.

İntikam Kor Bir Alevdir, İçi Seni Yakar Dışı Beni

Sony PlayStation’a özel olarak çıkan The Last of Us, hikaye sunumu ve özellikle ana karakterlerin inandırıcılığı ile öne çıkan bir oyundu. İnsanları mutasyona uğratan bir salgın sonrasında, 2033 yılında geçen ilk oyunda tecrübe ettiğimiz üzere geride kalan insanlar hem birbiri ile hem de salgının canavarlaştırdığı  hastalıklılar ile mücadele halindeydi. Bunun yanısıra hastalığın sebep olduğu mutasyonun takırdayan olarak adlandırılan ileri safhaları da insanlar için ölümcül bir tehlikeydi. Çeşitli badireleri sırt sırta vererek atlatan karakterlerimiz Ellie ve Joel, ilk oyundaki olayların ardından Jackson adlı bir kasabada yerleşik bir hayata geçmiş durumdalar. Last of Us Part 2, ilk başladığınızda sizi Jackson’daki yeni ve nispeten huzurlu sayılabilecek hayatınız ile tanıştırıyor. Joel’in kardeşi Tommy ile yaptığı bir sohbette, ilk oyunun finalini bir kez daha hatırlıyor ve Ellie’ye ilk gitar dersini vermemizin ardından oyun bizi 5 yıl sonrasına, ana başlangıç noktamıza götürüyor.

Yeni oyunun hikayesi ile ilgili pek detaya giremeyeceğim. Oyunu er ya da geç oynamayı planlayan herkesin birinci elden tecrübe etmesi gereken detaylara sahip, yeri geldiğinde sert, yeri geldiğinde duygu yüklü bir hikayemiz var yine. Kabaca nitelendirirsek bu sefer elimizde bir intikam hikayesi var. Fragmanlardan da gözlemleyebileceğiniz üzere ilk oyundaki afacan Ellie yerine daha kızgın, daha vahşi ve mücadele konusunda çok daha tecrübeli bir Ellie var kontrolümüzde. Oyundaki mekanikler de ilk oyuna kıyasla belirli bir düzeyde olgunlaşmış. Özellikle gizlilik mekanikleri ver yapay zeka konusunda önemli gelişmeler var. İlk oyunda zayıf gördüğümüz hemen her şeyi geliştirmek için Naughty Dog elinden geleni yapmış ve çıkan sonuç çok tatmin edici.

 

Hayatta Kalmak Bir Sanattır

İlk oyunun en ilgi çekici yanlarından birisi yaşadığınız dünyaya uygun olarak envanter ve cephane konusunda kısıtlı oluşumuz ve karakterimizin mükemmel bir savaşçı olmayışı idi. Kısıtlı olarak bulabildiğimiz cephanenin yanı sıra sağlık paketi gibi önemli nesnelerin de direkt kendisini bulmak yerine sağdan soldan bulduğumuz paçavra, alkol gibi diğer nesneleri bir araya getirerek sağlık paketimizi kendimiz yapmak zorunda kalıyorduk. Geliştirilmemiş bir karakter ile nişan aldığımızda hedef imlecimiz stabil kalamıyor, ya da çevresindeki tehlikeyi rahat sezemiyordu. The Last of Us Part 2 tüm bu mekanikleri bünyesinde barındırmaya devam ediyor. Ancak her şey cilalanmış ve daha ilgi çekici olmuş. Çatışmalar ilk oyuna göre çok daha etkileyici. Silahların tepkimeleri, darbe aldığınızda karakterimizin savruluşu hatta kritik bir hasar aldığımızda yere düşüşü gibi inanılmaz detaylar söz konusu. Bunun yanı sıra dikkatimi çeken bir diğer unsur artık öldürdüğümüz yaratıklardan pek işe yarar bir şey çıkmaması. Çevrede keşfedebileceğimiz cephane ve diğer nesneler ile çatışmaya gireceğimiz  anlar arasında başarılı bir denge var.

 

Bu konu ile alakalı olarak The Last of Us 2 bize zaman zaman keşfedebileceğimiz ferah ortamlar, zaman zaman da dar bölgeler arasında geçiş halinde bir dünya sunuyor. Bu yapısı ile tam anlamıyla bir açık dünya, hata God of War’daki gibi yarı açık bir dünya dahi diyemeyiz. Ancak serbest olduğunuz bölgelerde harika bir özgürlük hissi var ve neredeyse boş bir köşe yok. Bir dükkan dikkatinizi mi çekti? İndirin vitrini girin. Mutlaka ya bir zula ile ilgili bir not ya da kenarda köşede bir nesne bulacaksınız. Oyunda bulacağınız notlar size salgından bu yana gelişmiş olaylar ile ilgili bilgiler sunuyor ya da bazı yan görevlere yönlendirerek çok önemli karakter / envanter yükseltme eşyaları, ya da yeni bir silah ile mükafatlandırıyor. Özetle biraz olsun geniş bir alana ulaştığınızda mutlaka çevreyi araştırın. Hikaye ilerleyince bu bölgelere geri dönüş şansınız olmayacağı için maalesef sonraya bırakma şansınız yok, şimdiden bilginiz olsun.


Gizlilik Esastır

The Last of Us Part 2 gerek kısıtlı cephane, gerekse düşmanların zorluğu açısından öyle dan dun çatışmaya girebileceğiniz yapıda bir oyun değil. Uncharted gibi kendiliğinden dolan bir sağlık barımız, her köşe başında bizi bekleyen silah cephane yok. Takırdayan tarzı yaratıklar sizi yakaladığı an tek ısırıkta öldürme potansiyeline sahip. İnsanların da onlardan pek aşağı kalır yanı yok, sinsiler, plan kuruyorlar ve yeni oyunla birlikte artık köpekleri de var. Bu şekilde daha da ölümcüller. Hal böyleyken gizlilik çok daha önemli bir hal almış. Çömelere yürüme, sürünme gibi eylemler ile görülmeden ve duyulmadan hareket etmeli, bıçağımız ile düşmanı arkadan yakalayıp onları etkisiz hale getirmeliyiz. İnsan olan düşmanları ayrıca etten bir kalkan gibi de kullanabilir, çatışmalardan asgari hasar ile sıyrılabiliriz.

Düşmanlara karşı stratejinizi belirlerken türlerini göz önünde bulundurmalısınız. Görüş alanı en iyi olan düşmanlar insanlar. Yüksek çimenler, sırtınızı dayayabileceğiniz çeşitli yapılar ile vücudunuzu iyi gizlemelisiniz. Köpekler ise kokunuzu alabiliyor. Bu durumda oyun size bir koku haritası çıkartıyor, köpeğin hangi yolu izleyerek size ulaşabileceği konusunda az da olsa fikir sahibi oluyorsunuz. Bu durumda yerde sürünerek ya da bir su birikintisine girerek kokunuzu kaybettirmeniz lazım. Takırdayanlar ise kör olmalarına karşın sese aşırı duyarlı, onlara karşı da ağır ve sessiz ilerlemek önemli, ya da tuğla veya şişe gibi bir objeyi fırlatarak çıkaracağınız ses ile dikkatlerini başka bir noktaya çekip işlerini bitirebilirsiniz.

 

Post Apokaliptik, Ayık, Uyanık

Bir itirafta bulunayım. İlk oyunda insanlarla girdiğimiz çatışmalarda zaman zaman bunalmıştım. Oynadığım oyun post apokaliptik bir dünyada geçiyor ve etrafta zombi türevi yaratıkların varlığından haberdarken Uncharted benzeri insanlı – silahlı çatışmalar beni biraz moddan çıkartıyordu. Hatta “İkinci oyunda umarım insanlarla daha az uğraşmak zorunda kalırız” bile demiştim. Büyük konuşmuşum… Naughty Dog yapmış yapacağını. The Last of Us Part 2, ilk oyunun aksine bize bir süre, iyi planlanmış bir şekilde insanlarla bir çatışmaya sokmuyor. Hastalıklıları, takırdayanları görüyoruz ve mücadele ediyoruz, eğleniyoruz da, ama bir yandan da insanları merak etmeye başlıyoruz. İşte tam bu noktada oyun bize ilk insan düşmanlarla bir araya getiriyor ve… O da nesi? İlk oyundakine kıyasla çok daha canlı hissettiriyor her şey? Her düşmanın bir adı ve diğerleri ile bir ilişkisi var, vurduğunuz birinin arkadaşı “Lanet olsun Johnny’i vurdular!” diye sinirleniyor. Sizi indirmek için aralarında konuşup taktik kuruyorlar, şarjörünüz bittiği an bunu farkedip üzerinize bastırıyolar.

Naughty Dog son Uncharted oyununda ana karakterlerin kendi arasındaki diyalogları konusunda büyük yol almış, oyunculara çok ilginç anlar yaşatmayı başarmıştı. Çeşitli oyunlarda da düşmanların repklilkeri ve kendi aralarında belirli bir düzeyde etkileşimi var, evet. Ancak bu çok daha farklı bir şey. Düşmanların da sizin gibi yaşayan bir canlı olduğu, her birinin hayatının başkaları için bir anlam ifade ettiğini saniyeler içinde oyun size hissettirmeyi başarıyor. Deneyim ettiğiniz zaman çok daha iyi kavrayacağınız bu durum açıkçası oyunun en vurucu noktalarından biri oldu benim için ve artık hastalıklılar ve insanlar ile mücadelemizde aldığımız keyif denk durumda.  Bu arada zaman zaman her iki grupla aynı anda karşılaşabildiğimiz, hastalıklılarla insan düşmanları birbirine düşürebildiğimiz kısımlar var ki oralar tam anlamıyla evlere şenlik. O kısımları oynarken ağzım kulaklarıma vardı. Bir de oyunun bir noktasında konuşarak değil de ıslık çalarak iletişim kuran insanlarla karşılaşıyoruz. Oyunun bu kısmı da çok ince düşünülmüş, ezber bozan bir tecrübe oldu.

 

Performans

Öncelikle eski PlayStation 4 sahiplerine güzel bir haber: Last of Us Part 2 çok iyi optimize edilmiş; hem düz hem de pro modellerde çok iyi bir performans veriyor. Temel modelde 1080p çözünürlükte, Pro’da ise 1440 doğal çözünürlükte çalışan oyun her iki sistemde de saniyede 30 kare görüntü performansı sunuyor.  HDR konusunda konsolda gözlemlediğim en başarılı oyunlardan biri oldu, zira HDR TV’den TV’ye, oyundan oyuna inanılmaz değişiklikler gösterebilen bir teknoloji. OLED TV’lerin en amiral gemilerinden LG C7 ile yaptığım testte Last of Us Part 2 HDR konusunda en zahmetsiz ve en iyi sonuç aldığım oyunlardan biri olmayı başardı. Ara sahnelerin pre-render değil, gerçek zamanlı olduğunu da hesaba katarsak artık 7. Yılında olan bir konsolda foto realist detaylar içeren grafiklere sahip bir oyunu  performans konusunda sıkıntısız oynayabilmeniz mükemmel bir başarı. Tebrikler Naughty Dog.

 

Biri Türkçe Dublaj mı Dedi?

Bir tebrik de Sony Türkiye’ye.  Malumunuz ülkemizde uzunca bir zamandır (PlayStation 3, PlayStation Vita ve PlayStation 4 platformlarında) Sony kendi oyunlarında Türkçe dublaj, altyazı gibi destekler sunmaya gayret etmekte. Bu destek yakın dönem biraz azalmış, bazı büyük oyunlarda sadece altyazı, bazılarında ise hiç Türkçe desteği alamamıştık. Ancak ağır bir topun konsol kütüphanesine gelişi ile Sony tekrar farkını konuşturmuş ve harika bir dublaj işçiliğine imza atılmış. Karakterlere can veren sanatçılarımızı da bu vesileyle bir kez daha analım:

  • Ellie – Nihan Omuz
  • Joel – Zeki Atlı
  • Tommy – Murat Serezli
  • Jesse – Arda Aydın
  • Dina – Seda Özelsoy
  • Lev – Gülnur Badakal
  • Yara – Işıl Kılıç

Başarılı Türkçe çeviri, adaptasyon ve  sinema kalitesinde ses işçiliği, oyunda altyazı vs hiç bir şeye ihtiyaç olmadan, ingilizce yeterliliğiniz ne olursa olsun Türkçe olarak oynamak isteği uyandıracka kadar başarılı.  Ellie’ye ses veren Nihan Omuz’un ses tonu original ses ile o kadar uyumlu ki, örneğin Ellie’nin şarkı söylediği bir sahnede ses Ashley Johnson’a geçtiğinde aradaki fark hiç sırıtmıyor.   Bu tür detaylara aşırı önem veren biri olarak çok memnun kaldım.

Kapanış

Naughty Dog’un en özel oyunu olarak gördüğüm The Last of Us, ikinci bölümüyle yine kalplere dokunan, bol heyecan yaşatan, tartışmalı olarak ilk oyundan daha sert ve zorlayıcı bir oyun. Aynı zamanda yeni nesil de kapıdayken Naughty Dog’un PlayStation 4’e veda oyunu da diyebiliriz. Teknik detayları ve cilalanmış oynanış mekanikleri ile oldukça başarılı ve tekrar oynanabilirlik değeri yüksek olan The Last of Us Part 2 için kütüphanenizde mutlaka yer ayırmalısınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz