The Inpatient inceleme

PlayStation 4 için geliştirdikleri Until Dawn, Hidden Agenda gibi korku / gerilim türü oyunlarla son dönem bolca karşımıza çıkan Supermassive Games oyuncuların tüylerini diken diken etmek için bir kez daha kolları sıvamış. PS VR için geliştirilen The Inpatient, bizi Until Dawn’da olan olayların 60 sene öncesine götürüyor.

Delilik İnsanın Kendine Yakışanı Giymesidir

Until Dawn oynayanların gayet iyi hatırlayacağı, karlarla kaplı bir coğrafyada kurulu Blackwood Tımarhanesi’ndeki bir hastayı canlandırdığımız oyunu aslında iki yarıya ayırabiliriz. İlk yarı oldukça teatral geçmekte; hafıza kaybı yaşamakta olan karakterimiz tuhaf bir tedavi sürecinden geçmekte ve hayalle gerçek arasında gidip gelmekte olduğumuz bu kısımda geneli ile tımarhanedeki odamızda pinekliyoruz.  Oyunun bu yarısı pek özgür dolaşamadığımız, ancak gayet ilginç diyaloglara ve rüya sekanslarına ev sahipliği yapan bir bölüm.

Yaklaşık bir saatlik bu kısmın ardından tımarhanede bir şeylerin ters gitmesi ile belirsiz bir süre mahsur kaldığımız odamızdan sonunda kaçıyor ve ürkütücü bir atmosfer eşliğinde biraz daha serbest dolaşabildiğimiz ikinci yarıya geçiyoruz. Oyun geneliyle merak unsurunu canlı tutabilen, karşınıza çıkan tiplere şüphe ile yaklaştıran, ilgi çekici bir akışa sahipken korkutma konusunda maalesef jump scare faktöründen öte gidememiş. Tabii durumu kurtaran bir mekanik var: Until Dawn Until Dawn ve Hidden Agenda’da karşımıza çıkan Butterfly Effect yani Kelebek Etkisi faktörü The Inpatient’ta da kullanılmış. Yaptığımız belirli seçimlerin oyunun genel gidişatı, yan karakterlerin hatta bizim yaşam ve ölüm anlarımıza etki ettiği seçimler oyun boyunca size sunuluyor.  Senaryonun 2 saat içinde bitirilebildiğini hesaba katarsak bu mekaniğin oyunun ömrünü uzatmak için önemli olduğunu düşümekteyim.

Doktor Doktor

Unreal Engine 4 ile geliştirilen oyunun görselleri ve geneliyle atmosferi oldukça başarılı. Elbette bir Resident Evil 7 değil – maalesef halen RE7’ye rakip olabilecek kapsamda bir VR oyunu yok – ancak mevcut VR oyunlarını, özellikle korku türünde yapılmış olanları şöyle bir gözden geçirdiğimde de The Inpatient’ın bu konuda gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim.

 

PS VR kullanıcıları artık iyice alışmıştır ama kontrollere de kısaca değinelim. Size sunulan seçenekleri ya da menüden bir elementi seçmek için imleci kafanızla hareket ettiriyor, X ile seçim yapıyorsunuz.  Sol analog ile karakterimizi hareket ettirirken sağ analog ile de kamerayı kontrol ediyoruz. Dönüşler 15, 30, 45 ve serbest olmak üzere ayarlanabiliyor.  Motion sickness (oyundaki hareketler yüzünden yaşanan baş dönmesi, bulantı) gibi bir probleminiz yoksa serbest modu seçebilirsiniz. Sağ analoğu aşağı iterseniz de 180 derece, yani tam arkanıza dönüyorsunuz. Çeşitli nesneler ile etkileşiminiz ise R2 tuşu + gamepad hareketi ile oluyor. El fenerinizi aldığınızda da yine gamepadi hareket ettirerek etrafa ışık tutabiliyorsunuz. Kullanımı çok zor değil, ancak Move kontrolcünüz varsa işiniz biraz daha rahat.

The Inpatient kısa oynanış süresine rağmen merak ettirici yapısı, seçimlerinize göre şekillenip farklı deneyimler sunan öyküsü ise sizi bir miktar oyalayacak, keyifli bir oyun olmuş. Türün meraklıları mutlaka bir şans versin.

DEĞERLENDİRME
Görseller
8
Hikaye / Sunum
7.5
Oynanış
7
Ses / Müzik
8
Paylaş
Önceki İçerikInnerSpace inceleme
Sonraki İçerikCrystal Dynamics, The Avengers ekibini genişletti
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 33 yaşında. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.