- Advertisement -

Sene 1994… Namco (şu anki adı ile Bandai Namco Entertainment) 3d dövüş oyunlarının en büyük atası olarak kabul edilen Tekken’i piyasaya sürmüş, oyun iki boyutlu dövüş oyunları tarafından domine edilmiş durumda olan markete balyoz gibi inmişti. Yumruklar ve tekmelerin konuştuğu, gerçekçi bir yapıya sahip oyun başarı sağlayınca Namco bu sefer de tarihi temalı, kılıç dövüşü odaklı yeni bir oyun çıkarmaya karar verdi ve 1995 yılında Soul Edge arcade salonlarında boy gösterdi. PlayStation’a geçerken Soul Blade olarak isim değişikliğine giden serinin ikinci oyunu öyküyü yeniden başlatarak yeni bir isim aldı ve serinin nihai adı Soulcalibur oldu. Teknik olarak başlangıç artık bu oyun kabul ediliyor ve 20. yıl şerefine serinin yeni oyunu huzurlarımızda. Tekken 7’de olduğu gibi ilk kez konsollar haricinde PC’de de boy gösterecek olan Soulcalibur 6 inceleme için elime ulaştığında, ilk oyundan beri sıkı bir hayranı olarak nostalji yağmurunu iliklerime kadar hissettim. Önümüzdeki paragraflarda bu coşkuyu sizlerle paylaşacağım.

 

A Tale of Souls and Swords, Eternally Retold…

Soul Edge… Tarih boyunca “kurtuluşun kılıcı” , “kahramanların kılıcı” gibi çeşitli adlarla anılmış,  gelmiş geçmiş en kudretli silah. Vaat ettiği güce ve savaşçıların rüyalarını süslemesine  karşın aslında büyük bir laneti içinde barındırıyor. İlk bilendiğinde normal bir kılıç iken savaşlarda kan ve nefret ile sayısız temasa geçen kılıç şeytani bir ruha sahip oluyor: Inferno. Soul Edge’in kabzasından tutan onun lanetinden kurtulamayarak deliriyor ve büyük katliamlara yol açıyordu. Sahibine göre şekil değiştiren Soul Edge Cervantes de Leon, Siegfried, Zasalamel gibi çeşitli savaşçılarından elinden geçti ve türlü mücadelelerin sebebi oldu.  Elbette her karanlığın bir şafağı vardır. Oğlunu Soul Edge yüzünden kaybeden kral Algol, Soul Edge’e karşı koyabilecek bir kılıç yaratmak için ant içti. Krallığındaki en büyük bilgelerin yardımıyla Soul Calibur ortaya çıktı. Soul Edge ve Soul Calibur’ın bitmek bilmeyen çekişmesi iki kılıcın bir bütün olması ile son buldu.

Soulcalibur 6, 20. yılına gelmiş bir serinin hikayesini baştan, yeni bir anlatı ile toparlıyor. Bu gerçekten lazım olan bir şeydi, zira seriye aşina biri olarak bile yukarıdaki paragrafta geçtiğim özeti toparlamak benim için çok zorluydu. Soulblade serisinin özellikle eski oyunları hikayeyi çok açık bir şekilde dillendirmemiş ancak sürekli yeni oyunlara bir şeyler devretmiş durumdaydı. Serinin son oyunu 2012 yılında, yani 6 sene önce çıktığı için de açıkçası Soulcalibur 6’yı oynayacak çoğu oyuncunun serinin ilk oyunlarına pek hakim olmayacakları da ortadaydı. Hal böyleyken Bandai Namco yeni oyunda hikaye sunumunu Libra of Souls ve Soul Chronicles adlı iki mod eşliğinde daha açıklayıcı ve daha rahat sindirebileceğiniz bir şekilde hazırlanmış.  Bu iki modu yazının devamında detaylı şekilde tanıtacağım. Öncesinde oynanış mekaniklerine bir göz atalım.

Silahşörlük 101

Soul Calibur 6, serinin diğer oyunlarında olduğu gibi 8-way yönlendirme ve 4 aksiyon tuşu sistemi ile çalışıyor. 8-way Namco’nun bir diğer dövüş oyunu Tekken oynayanların da aşina olacağı üzere, iki boyutlu dövüş oyunlarının aksine size ringde çapraz manevralar da yapmanıza olanak tanıyor. Yani klasik ileri geri yönlendirmenin yan ısıra aşağı ya da yukarı basılı tutarak rakibinizin çevresinde de hareket edebiliyorsunuz. Aksiyon tuşları ise 3 saldırı be bir blok olarak ayrılmış durumda. Sırasıyla A (yatay  saldırı), B (dikey saldırı), K (Tekme) ve G (gard) olmak üzere ayrılmış olan bu tuşları kombine ettiğinizde özel saldırılar gerçekleştirebiliyorsunuz.  Örneğin A + Blok tuşu ile rakibinizi kapabilir, A + B ya da B + K tuşlarına aynı anda basarak özel hareketler kullanabilirsiniz. Vuruş tuşlarının yön tuşları ile kombine ederek farklı saldırılar gerçekleştirebiliyorken ileri + G ile de rakibinizin saldırısını savuşturan ve onu bir anlık savunmasız bırakan bir hamle (parry) yapabiliyorsunuz.

Klasik oynanış yapısını koruyan Soulcalibur 6 bize yeni oynanış mekanikleri de sunuyor. Öncelikle artık can barınızın yanında bir ibre bulunmakta. Street Fighter’daki super bar benzeri bir fonksiyonu bulunan bu ibreler siz dövüştükçe doluyor. En fazla iki seviye olarak doldurabileceğiniz bu barları ise iki şekilde değerlendirebiliyorsunuz:

Critical Edge:

Aynı anda A + B + K tuşlarına bastığınızda 1 bar harcayarak gerçekleştirebileceğiniz Critical Charge rakibe yüksek hasar veren özel bir saldırı. Tekken 7’deki Rage Art’a çok benzeyen Critical Charge neyse ki Rage Art kadar oyun bozan bir üstünlüğe sahip değil. Tabiri caizse ‘akan suları durduran’  Rage Art kullanıldığı andan itibaren size darbelere karşı yenilmezlik sağlarken Soulcalibur 6’da Critical Charge’ı çok iyi zamanlamanız lazım. Özellikle rakipten darbe aldığınız anda yapmaya çalışırsanız vuruşunuzu gerçekleştiremiyor ve 1 bar kaybediyorsunuz. Rakibiniz Critical Art yaptığında menzil dışında durarak, çapraz yönlere kaçarak ya da blok alarak kurtulabilirsiniz.

Soul Charge:

Geriye basılı tutarak A + B + K tuşlarına aynı anda bastığınızda gerçekleştirdiğiniz Soul Charge size kısa bir süre için kuvvet katıyor ve seçtiğiniz karaktere göre bazı vuruşlarınızı değiştiriyor. Critical Edge’e benzer şekilde 1 bar tüketen Soul Charge, barı birden bire tüketmek yerine yavaş yavaş azaltıyor. Bu fonksiyon aynı zamanda karakterinizin güçlü durumda kalması için bir geri sayım görevi görüyor. Soul Charge aynı zamanda ilk gerçekleştirildiği an karakter çevresinde rakibi iterek yere deviren bir aura oluşturuyor. Bu da özellikle baskı altındayken size bir avantaj kazandırıyor.

Critical Edge ve Soul Charge’ın yanısıra herhangi bir şekilde bar kullanımı gerektirmeyen, aksine bar doldurmak için çok avantajlı olan üçüncü bir yenilik daha mevcut:

Reversal Edge:

Oyunun belki de en büyük yeniliği sayabileceğimiz Reversal Edge, havalı görünmesine karşın oyunun betasında biraz kafaları karıştırmıştı. Öncelikle bu hareketimizi  B + G ile yaptığımızı not düşelim. Reversal Edge iki fazdan oluşan bir hareket. İlk yaptığınızda karakteriniz defansif bir konuma geçerek silahını kaldıracak, bu sırada rakipten gelen standart saldırıların tamamını savuşturabiliyorsunuz.  Bu faz ileri + G ile yapılan parry ile benzerlik gösteriyor ancak rakibi sersemletme özelliğine sahip değil, onun yerine basılı tuttukça peşpeşe savuşturma yapabiliyorsunuz. İkinci fazda ise karakterimiz savuşturmayı bırakıp saldırı yapıyor. Bu saldırı rakibe temas ettiğinde oyun ağır çekime giriyor ve taş kağıt makas mantığı ile çalışan, ancak daha karışık olan bir mini oyun devreye giriyor. Teknik olarak A, B, K ve G tuşlarının birbirine olan üstünlüğü çerçevesinde, rakibinizin tercihlerini okuyarak bir risk / ödül denklemine giriyorsunuz. Temelde basit ama derinlik sahibi sistem şu şekilde işliyor:

Reversal Edge – Detaylar

Belirli bir dengede temel aksiyonların her biri diğerine üstülük sağlıyor;

A (yatay atak) > K (tekme)
K (tekme)  > B (dikey atak)
B (dikey atak) > A (yatay atak)

Şeklinde bir üstünlük sıralaması mevcut. Ancak işin içine defansif durumlar da girince durum daha da derinleşiyor. Öncelikle aynı tip saldırılar birbirleri ile çarpışarak sizi ikincil bir mücadeleye götürüyor. Gard alarak risk almaktan kaçınabilirsiniz, ancak bu da sizi ikinci bir faza sürüklüyor ve rakibiniz aynı saldırı ile ikinci kez üzerinize yürür ve siz yine gard alırsanız savunmanız kırılıyor ve darbe alıyorsunuz. İşte bu noktada artık akıl oyunları devreye girmeye başlıyor. Rakibin tekrar aynı saldırı ile savunmanızı kıracağını düşünerek üstün gelen başka bir saldırı ile siz de onu bertaraf edebilirsiniz. Hatta rakibiniz de sizin bunu düşüneceğinizi düşünerek yapacağınız hamlenin karşı hamlesini yapabilir. Olaylar, olaylar…

Aksiyon tuşlarının yanı sıra kenara kaçarak dikey saldırıları, eğilerek yatayları, geriye kaçarak tekmeleri  savuşturup sekansı lehinize kapatabilirsiniz. Ancak her eylemin savuşturduğu saldırının zıttındakiler de sizi bertaraf eder. İleri + G de Reverseal Edge’de çalışan bir fonksiyon, ancak temel saldırı dışındaki tüm defansif opsiyonlar tarafından bertaraf edilebiliyor.

Güzel bir yenilik olarak düşündüğüm Reversal Edge her ne kadar başlarda rastgele oluşuyor izlenimi verse de rakibinizi iyi okuyabildiğiniz takdirde oldukça taktiksel bir öneme sahip.

Oyun Modları

Soulcalibur 6’nın menüsü iki adet hikaye modunun yanı sıra yapay zeka veya başka oyunculara karşı çevrimdışı ve  çevrimiçi mücadele, eğitim, galeri ve önceki oyunlarda meşhur olan “karakter yaratma” modlarına sahip. Öncelikle hikaye modlarını tanıtmak istiyorum.

Libra of Soul

Soulcalibur 6’nın iki hikaye modundan ilki. Bu mod yarattığımız orijinal karakter ile bizi Soulcalibur’ın dünyasına sokuyor ve serinin ikonlaşmış karakterleri ile bir araya getiriyor. El çizimi görseller ve bolca metin eşliğinde rol yapma oyunu mekanikleri ile donatılmış bu modda Zasalamel tarafından ölümden kurtarılan gizemli karakterimiz hayatta kalmak için insanları delirten astral yırtıkları bulup kapatmak için yollara düşüyor. Senaryonun devamında ise kaderimizin Soul Edge ile bağlantısı ve oyunun yeni kötü karakteri hakkında sırları ortaya çıkarıyoruz.  Karakterimize senaryo boyunca Maxi, Mitsurugi gibi eski oyunlardan tanıdık karakterlerin yanı sıra tamamen bu mod için tasarlanmış özgün tipler de eşlik ediyor. İyi ile kötü arasında yaptığımız seçimlerle gidişatı değişen, karakterimizin dövüştükçe seviye atladığı, çeşitli seviye ve niteliklerde bolca silah toplayarak güçlendiğimiz bu mod Soulcalibur serisinin baştan anlatılan hikayesini farklı bir bakış açısından görmemizi sağlıyor. Bu modun diğer bir ilginç özelliği ise ikinci senaryo modu olan Soul Chronicles’a etki edip bazı gizli senaryo elementlerini açması.

Soul Chronicles

1583 – 1590 yılları arasında geçen olayları karakterlere ayrılmış şekilde kronolojik bir çizelge üzerinden seçerek oynayabileceğiniz bu mod ana karakterlerin hikayelerine odaklanıyor. En tepede Cervantes’in yenilgisi, Siegfried’in Soul Edge’i devralışı ve Kilik’in lanetlenmesi ile başlangıcını yapan ana çizelge genel hikaye konusunda detayları sunuyor.  Her karakterin kronolojide etkin rol oynadığı bir nokta var ve bunları seçerek de diğer önemli olayları ya da ana senaryo ile olan etkileşimlerini daha detaylı olarak görebiliyorsunuz. Bunların bazılarında Libra of Soul’da yarattığımız karakterin görünmesi de ayrıca güzel bir detay. Detaylarına çok inmeden örümcek ağı gibi işlenmiş karakter hikayeleri ve etkileşimlerini çok başarılı bulduğumu, oyunun öyküsünü gayet başarılı toplayan her iki modun da çok keyifli olduğunu söyleyebilirim.

Creation

Geniş özelleştirme seçenekleri ile donatılmış bu modda kendi karakterlerinizi oluşturarak, çevrimiçi ve çevrimdışı dövüşlerde kullanabiliyorsunuz. 16 ırktan birini seçerek fiziksel özellikleri, giysi ve aksesuarları, hatta dövmelerine kadar ince ayrıntılara kasarak hayallerinizdeki savaşçıyı oluşturabilirsiniz. Sevdiğiniz bir sinema ya da animasyon karakteri, ya da oyunda boy göstermemiş favori video oyun karakteri? Biraz zaman ayırabilirsiniz hepsinin benzerlerini yapabilmeniz mümkün. Tek handikapınız teknik ve silah seçimleriniz ana karakterlerinkiyle sınırlı. Bu da tabii ki çevrimiçi modda da kullanabileceğiniz bu karakterlerin adil olması için yapılmış bir düzenleme. Tekken’de olduğu gibi Soul Calibur’da da özelleştirilmiş kahramanlar özellikle çevrimiçi dövüşlerdeki monotonluğu kırmayı başarıyor.  Yazıyı tamamlayana kadar yaptığım müsabakalarda şimdiden çok renkli tiplerle karşılaşma şansı buldum.

Oyunun diğer modları hemen her dövüş oyununda bulunanlarla benzer olduğu için onları hızlı geçeceğim. Battle yapay zeka veya arkadaşlarınıza karşı dövüş ve arcade modlarını içeriyor. Network adından anlayabileceğiniz üzere çevrimiçi dövüşlerin yapıldığı bölüm; ranked maçlar size puan kazandırıp oyuncu sıralamasına sokarken casual’da ise daha az ciddi olabileceğiniz eğlencelik karşılaşmaları yapabilirsiniz. Museum da oyunun sanat çalışmalarını görebileceğiniz ve oyunda çalan parçaları dinleyebilceğiniz kısım. Buradaki bazı öğeleri açmak için diğer modlardan kazanacağınız SP (Soul Points) harcamanız gerekmekte. Options, ses / görüntü, raunt sayısı ve süresi gibi ayarları yapabileceğiniz sekme. Son olarak Store sizi indirilebilir içerikleri satın alabileceğiniz sayfaya yönlendiriyor.

Rivia’lı Geralt, Witcher

Soulcalibur 6 uzun süredir devam ettirdiği “konuk oyuncu” formatına deam ediyor. Daha önce Legend of Zelda’dan Link, Tekken’den Heihachi, Assassin’s Creed’den Ezio, hatta Star Wars’dan Darth Vader ve Yoda gibi ikonik karakterleri oynama şansı bulduğumuz seriye belki de en iddialı konuk karakter Soul Calibur VI ile eklenmiş durumda: Witcher serisinin karizkamatik ana karakteri Geralt. Hem Soul Chronicles hem de Libra of Souls modunda karşılaşacağımız Geralt oyuna harika bir şekilde uyarlanmış. Igni, Quen, Aard gibi özel güçleri, vücudunu savurarak gerçekleştirdiği kılıç hamleleri ve soul charge yaptığınızda iksir içerek kuvvetlenmesi gibi ince detayları ile Witcher hayranlarının mest edecek Geralt’ı orijinal serideki Doug Cockle seslendirmiş. Tabii oyunun ana dilini  Japonca yapmadığınız takdirde… Burada oyunun eksilerinden biri gözümüze çarpıyor.

Oyunda Asyalı ve Avrupalı çeşitli etnik kökenden karakterler var. Bu tür çok uluslu karakterlerin bulunduğu oyunlarda otantik yapıyı korumak adına genellikle iki yol izleniyor. Örneğin Tekken’de her karakter kendi ülkesinin dilini konuşuyor, Japon Japonca, İspanyol İspanyolca…  Ne konuştukları da İngilizce alt yazı ile oyuncuya aktarılıyor. Bu en beğendiğim, ama yapımcı için de masraflı olan yol. İkinci düzgün kullanım ise Street Fighter 4 ve 5’te yapıldığı gibi seçeneklerde karakterlere ayrı ayrı İngilizce ve Japonca ses atanabilmesi. Her ülkenin dili olmasa da en azından Asyalı karakterlere Japonca, Amerika ve Avrupa kökenli olanlara da İngilizce atayarak kabul edilir bir düzeyde karakterlerin daha kulağa hoş gelmesi sağlanabiliyor. Soul Calibur VI’da ise maalesef tüm karakterleri toptan etkileyen bir İngilizce ve Japonca seçiminden ötesi yok. Misal Japonca yaptınız, yukarıda örneklediğim gibi Asyalı tipleri kurtarıyor ama Geralt’ın meşhur İngilizce sesinden oluyorsunuz. Keşke SF örneğindeki gibi  karakterlerin ayrı ayrı hangi dilde konuşacakları ayarlanabilseymiş.

Bonus: Geralt’ın Samsun’da ne işi var?

Geralt’ın bahsi geçmişken Libra of Souls’da yaşadığım ilginç bir anıyı da not düşeyim. Dünya haritasında Asya dolaylarında başladığınız macera Semerkant, Kaşgar derken yolunuzu şu an Türkiye’nin bulunduğu topraklara doğru düşürüyor. Tam Samsun’dan geçerken yolumuz Geralt ile heyecanlı bir şekilde kesişiyor. Evet, Türkiye’de çok seveni olan Witcher serisinin karakteri bir portal ile kazayla Samsun’a geliyor ve onunla burada kapışıyoruz 🙂 Bu küçük sürprizi sizlerle de paylaşmak istedim:

Bir Sonraki Savaşa Dek…

Soulcalibur 6 akıcı oynanışı, başarılı yeni mekanikleri, çılgın karakter özelleştirme modu ve hikayeyi iki ayrı modda detaylı olarak toparlamasıyla harika bir hal almış. Görselleri halen Tekken ile kıyaslanabilir düzeyde değil, ancak parçalanabilen giysi ve aksesuarlar gibi etkileşim içeren elementleri ile ona fark atmayı başarıyor. Müzik konusunda yine harika iş çıkarılmış. 21 karakter ile açılış yapan oyun ileride indirilebilir içerik ile kadrosunu biraz daha artıracak. Öğrenmesi kolay, ustalaşması ise emek isteyen güzel bir dengeye sahip.  Hem tek oyunculu modu hem de çevrimiçi modları ile uzunca bir süre sizi oyalayabilecek bir yapıda. Eh, daha ne olsun? Dövüş oyunu severlere şiddetle tavsiye ediyoruz.