- Advertisement -

Open World (Açık Dünya) türü oyunlarıyla tanıdığımız Rockstar Games, Grand Theft Auto (GTA) serisi ile hayatımıza gireli 21 sene olmuş. Özellikle beşinci oyunla büyük rekorlara imza atan stüdyo, oyun sektöründe çıtayı hayli yükseltmiş durumda. Ancak Rockstar Games’in GTA dışında efsaneleşmiş ve devamı gelmek bilmeyen oyunları da vardır ki onların yeri apayrıdır. Manhunt, Bully, L.A. Noire ve Red Dead Redemption – mahşerin dört atlısı… İlk üçü, özellikle Bully’nin devamı için artık umutlarım tükenmiş durumdaydı. “Rockstar bu oyunları unuttu” derken, tam 8 yıl aradan sonra Red Dead Redemption’ın devamı konsollara teşrif etti. Üstelik bu sıradan bir devam oyunu projesi de değil. Red Dead Redemption 2 inceleme yazımızda Rockstar Games’in belki de en hırslı projesi olan yeni oyununu tüm detaylarıyla masaya yatırıyoruz.

Özgürlükler Ülkesi(!) Amerika, 1899…

Red Dead Redemption 2 (RDR 2) ilk oyunun devamını değil, öncesini ele alan bir oyun. RDR 1’de Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği 1911 yılında John Marston adlı eski bir haydutun hayatına yön veriyorduk. RDR 2 ise bu olayların 12 yıl öncesinde, 1899 yılında geçiyor. Amerika’da Old West dönemi kapanmak üzere… Teknoloji ve uygarlık vahşi topraklardaki yaşamı yavaş yavaş değiştirmeye başlamış.  Ana karakterimiz Arthur Morgan bu değişime ayak uyduramamış eski kafa bir haydut çetesinin en gözüpek üyesi. Dutch’ın liderliğinde göçebe bir şekilde sürekli mekan ve iş değiştiren çetenin tek umudu bir gün gerçek anlamda özgürlüklerine kavuşmak. Bu noktada, zorlu bir kış gününde kontrolünü devraldığımız Arthur ile maceralarda nasıl bir yol izleyeceğiniz ise tamamen size bırakılmış durumda.

RDR 2 yakın Amerikan tarihinden ve kültüründen beslenmiş bir yapım olmasına karşın GTA serisinde olduğu gibi öyküyü kurgusal eyaletlerde sunuyor. Bunların ikisi ilk oyunda da yer alan New Austin ve West Elizabeth. Bu ikisinin yanısıra üç yeni eyalet de bu RDR 2 ile birlikte eklenmiş durumda – New Hanover, Ambarino ve Lemoyne. Rockstar bu şekilde bize şu ana kadarki en büyük haritasını da sunmuş oluyor. Bu bölgelerden bazıları yeni yapılanması ile dikkatleri çekerken bazılarında ise sanayileşmenin ve modern hayata geçişin etkilerini görebiliyoruz. İlk oyundaki gibi vahşi yaşamın da tüm doğallığıyla sürdüğü RDR 2 bize yine hayvan avlama, deri yüzme ve bunlardan giyisi, araç gereç yaratma gibi mekanikler ile geliyor. Oldukça özgür olduğunuz açık dünyada tren soygunlarından kementle at kovalamaya kadar türlü kovboy fantezisini gerçekleştirebilirsiniz.

Biz Bir Aileyiz

Oyunun açılışı ile birlikte ilk dikkatinizi çekecek olan şey çete üyelerinin etkileşimi. Dutch’ın olanca babacanlığı ile yönettiği çete kampında ve zaman zaman da görevlerde oldukça başarılı şekilde karakterize edilmiş diğer üyeleri tanıyor ve onlara bağlanmaya başlıyorsunuz. Zor işlerin adamı Arthur bir nevi Dutch’ın sağ kolu. Biraz sivri dilli ve soğuk gibi görünen bir arkadaş. Ancak Dutch’ın ona verdiği her işe – ne kadar tehlikeli olursa olsun – korkusuzca atılıyor. Çete üyelerine de canını ortaya koyacak kadar değer verdiğini daha en başlarda gözlemleyebiliyorsunuz. Ekipte farklı nitelikleriyle varlık gösteren diğer üyeler ile birlikte hayatta kalmaya çalışıyoruz. Bunun için de herkes belirli uğraşlara girişip eline geçen üç beş doları, ya da bir av hayvanını getirip bağışlıyor. Oyunda HUB görevi görecek olan kampımızda yapacağımız bağışlar bize cephane, yiyecek olarak dönüyor. Hatta bazı kamp yükseltmeleri fast travel (hızlı seyahat) gibi oyunun kilitli mekaniklerini açmaya kadar gidiyor. Yeri gelmişken ondan da bahsedeyim:

Fast Travel’ı Aktif Hale Getirmek:

Hızlı seyahati açmak için oyunda kısa bir ilerleme yapmış olmanız gerekmekte. Ana hikaye görevlerinden Money Lending and Other Sins’i tamamladığınızda kampta bağış yapma seçenekleri aktif hale geliyor. Dutch’ın çadırındaki bağış kutusunun yanına gidip etkileşime geçtiğinizde iki seçenek sunulacak.  Donate ile para ya da eşya bazında bağış yaparak kampın para değerini artırıyorsunuz. Ledger ile de bağışlanan parayı kullanarak kampta çeşitli yükseltmelere erişim sağlıyorsunuz. Burada sırasıyla önce Dutch’ın sonra Arthur’un çadırını geliştirdiğiniz an hızlı seyahat aktif hale geliyor. Arthur’un çadırının arkasında bulunan haritayı kullanarak keşfettiğiniz bölgelere hızlı erişim sağlayabiliyorsunuz. Hızlı seyahat maalesef tek yönlü çalışıyor ama çok büyük olan haritanın özellikle uç noktalarındaki bölgelere seyahat ederken çok işinize yarayacak. O nedenle oyunun en başlarında aktif hale getirmenizi tavsiye ederim.

Hızlı seyahat için alternatifleriniz kasabalardaki tren istasyonları ve at arabaları. Trenle seyahat ucuz ama sizi sadece bir duraktan diğerine taşıyabiliyor. Tahmin edebileceğiniz üzere at arabası sistemi ise daha rahat, ancak mesafe uzadıkça daha pahalı bir seyahat opsiyonu.

Kampta ayrıca ara sıra Pearson’ın yanına da uğramayı ihmal etmeyin. Crafting konusunda size yardımcı olacka bu karaktere avladığınız hayvanların derilerini getirerek çantanızın taşıma  kapasitesini yükseltebilirsiniz. Verdiğiniz etler ile de size günlük sağlık ve stamina bonusu sağlayacak yemekler yapabiliyor kendisi.

Her biri işinde gücünde olan diğer karakterler ile zaman zaman masa oyunları oynayabilir, yeri geldiğinde dertleşebilirsiniz. Oldukça doğal şekilde gerçekleşen bu etkileşimler aile gibi olduğumuz çete üyelerini daha yakından tanımamızı ve onlara bağlanmamızı sağlıyor. Bu durum oyuncuya öylesine yansıyor ki bir süre sonra kampa her döndüğünüzde kendinizi sağa sola selam verip bakalım bugün nasıl bir olay dönecek derken buluyorsunuz.

Bang Bang!

RDR 2’nun senaryo modu yaklaşık 60 saatlik bir oynanış süresi vaad ediyor. Ancak oyun büyük dünyası içinde o kadar sürpriz barındırıyor ki 60 saatle kurtulmanızın imkanı yok. Örneğin gidip bir ceylan avladınız, derisini yüzüp atınızın sırtına attınız ve satmak üzere yola koyuldunuz. Avınızın kanı vahşi hayvanların ilgisini çekiyor ve bir anda etrafınızı bir kurt sürüsü sarıyor. Ya da olaysız bir şekilde ilerlerken her zaman güvenle geçtiğiniz köprü bir bakmışsınız haydutlar tarafından kapatılmış ve sizden paranızı istiyorlar. Ya da uzun bir yolculuğun ardından gece kamp kurdunuz ve ateşinizi yakarken ay ışığına dalıp gittiniz… o da nesi? İki tane tip silahını size doğrultmuş ilerliyor! Bunlar gibi sayamayacağım kadar çok, tamamen bulunduğunuz durumun doğallığı içinde olup biten o kadar çok olay var ki… Bazıları çatışmalara, bazıları ise yardıma muhtaç birilerinin imdadına koşmanıza kadar uzanıyor ve tekrarlıyorum, her şey inanılmaz doğal bir şekilde gerçekleşiyor.

Oyunun en övgüye layık kısmı doğallığı. Hiçbir şey yapmacık değil. NPC’ler ile kurduğunuz basit diyaloglardan senaryo görevlerindeki en alengirli olaylara kadar her şey oldukça inandırıcı ama bir o kadar da sinematik bir tatta size sunuluyor. Bir süre sonra kolduğunuzdan soyutlanıp oyunun içinde hissediyorsunuz kendinizi. Rockstar gerçekçilik hissini görsellerde dibine kadar vermiş,  RAGE oyun motorlarının gücünü sınırlarına kadar zorlamışlar. Ancak işin bir de mocap oyunculuğu faktörü var ki asıl o emek karşısında hayran olmamak elde değil. Tam 5 yıllık bir emekten bahsediyoruz. Oyunun mocap çekimleri 2000 gün kadar sürmüş ve çekimlerde 500 tane aktör kullanılmış. Oyunda tam 300.000 farklı animasyon var. Bunu zaten oyunu oynarken çok iyi hissediyorsunuz, önemli – önemsiz oyunda yer alan her canlı sadece tasarım olarak değil, vücut dili konusunda da tamamen kendi kimliğine sahip.  Bu durum 700 ses sanatçısı ve 500.000 satır diyalogla taçlandırılmış. Bunlar Rockstar gibi milyar dolarlık bir firmanın standartlarına göre bile baş döndürücü detaylar.

You Shot Me Dead

Anlata anlata bitirilemeyecek bir dünyası olan oyunun biraz da oynanış mekaniklerine değinelim. RDR 2, ilk oyunla benzer yapıda ama üstünde çokça yenilik ve düzenleme getirilmiş bir oynanışa sahip. Öncelikle temel oynanış diğer Rockstar oyunlarındakine benzer bir yapıda, hareket etme, koşma için tuş tokatlama (ps4’te X, Xbox one’da ise A tuşu), özellikle konsol oyunlarında silah seçimi konusunda tek kullanışlı sistem olan weapon wheel da RDR 2’da yerini almış durumda. Yanınızda taşıyabileceğiniz silah sayısı kısıtlı, bu nedenle atınız çok önemli. Çift el silah kullanmak için gerekli yükseltmeyi yaptıktan sonra iki tane yakın menzil, iki tane de uzak menzil silah taşıyabiliyorsunuz. Kalanları ise atınızda bırkmanız ve ihtiyaç duyduğunuzda seleden almanız gerekmekte.  Avladığınız hayvanların et ve derisini – bazen de yakaladığınız insanları atınıza yüklüyorsunuz.  Oyunda çeşitli şeylere weapon wheel’in yan menüsünden erişebiliyorsunuz. Ancak RDR 2 o kadar çok kullanılabilir eşya barındırıyor ki Rockstar durumu daha iyi idare etmeniz adına bir de çanta envanteri eklemiş.

Yeni oyunda core (çekirdek) mekaniği eklenmiş, yani sağlık, stamina ve zamanı yavaşlatarak isabetli vuruşlar yapmamızı sağlayan dead eye değerlerimizin bir çekirdeği ve onun etrafında ise çember şeklinde bir barı var. Bu barın harcandıkça kendini doldurabilmesi tamamen core durumunuza bağlı. Örneğin Arthur yeterince iyi beslenmezse sağlık çekirdeği kötüleşiyor ve zarar aldığınızda sağlığını yenilemesi zorlaşıyor. Ya da aşğırı soğuk ya da aşırı sıcaktan etkilendiğinizde stamina çekirdeğiniz boşalmaya başlıyor ve daha çabuk yoruluyorsunuz. Bu değerleri yükseltebilmeniz için çok fazla sayıda tüketilebilir yiyecek / içecek var. Kampta dinlenmek ve yemek pişirip yemek de durumunuzu daha iyi hale getirmekte yardımcı oluyor. Maceralarınız sırasında Arthur’a iyi bakın! 🙂 Envanter sistemi biraz karışık hale gelmiş olsa da kalan oynanış mekaniklerinde çok devrimsel bir değişiklik yok. Bazen gerçekçi hareket namına hantal hissettirebilen, ancak işini iyi yapan bir kontrol şeması söz konusu. Yine de size işinize çok yarayacağını düşündüğüm birkaç tüyo vereceğim.

Kontrol Tüyoları:

İlk vereceğim tüyo oyunda parmaklarınızı katletmeden hızlı hareket etmenize yardımcı olacak. Bildiğiniz üzere Rockstar oyunlarında koşma için PS4’te X, Xbox One’da A tuşuna basılı tutmanız, tempoyu artırıp depar atmak için de koşu tuşuna hızlı hızlı basmanız gerekmekte. Oyunun dünyası büyük ve çoğu yere koşarak gitmek isteyeceksiniz. Bunun için gamepadinizde deli gibi tuş tokatlamanıza gerek yok.  Hemen  seçenekler menüsünde Controls’a oradan da Accessibility’e gidin. Running Mode’u Toggle to Run yaparak tuşa basılı tutmaktan, Tap Assist’i On yaparak da peşpeşe tuşa basmaktan kurtulabilirsiniz. Yine aynı sekmede üstlerde yer alan Third Person Controls’u Standard FPS moduna getirirseniz de Arthur’u koştururken kamera yönünde mi yoksa sol analogla tayin ettiğiniz yöne doğru mu koşacağını ayarlayabilirsiniz. Bu özellik özgürce sağ analoğu kamerayı çevirmek isteyenlerin hoşuna gidecektir.

Oyunun auto aim ile geldiğini unutmayın. Konsolda analog çubuklarla PC’deki fare ile nişan almak arasında büyük bir fark var, biliyorsunuz. Konsol oyuncularının daha etkili nişan alması için geliştirilen auto aim sistemi nişan imlecinizi bir miktar kaydırarak hedefinizle buluşturmanızda yardımcı olur. Özellikle kalabalık çatışmalarda eliniz ayağınıza dolaşıyor ve imleci hedefe odaklamakta zorlanıyorsanız parmağınızı anlık nişan alma tuşundan (LT) kaldırıp tekrar basın, imleci tamamen götürmeye kıyasla daha hızlı ve etkili şekilde hedefe kilitlenebilirsiniz. Bu özelliği Targeting sekmesi altındaki Aim Assist Strength zevkinize uygun şekilde ile değiştirebilirsiniz. Hedef imleci hareketini ise Third Person sekmesi altında Aim Sensivity ve Aim Acceleration ile değiştirmeniz mümkün.

The Duel is On!

Hem Xbox One X hem de PlayStation 4 Pro’da test etme şansı bulduğumuz Red Dead Redemption’ın her iki sürümü de kendine has bazı sürprizler ve bir takım pürüzler barındırıyor.

Öncelikle oyunun her iki sürümünün de 30 fps modunda çalıştığını belirtelim.

Çözünürlük konusunda ise durumlar şu şekilde:
PlayStation 4 Pro 1920 x 2160’dan checkerboard tekniği ile 4K’ya yükseltiyor.
Xbox One X ise 3840 x 2160 yani doğal 4K desteği ile geliyor.

Çözünürlük konusunda Xbox One X’in çözünürlük bazında üstünlüğü bulunmasına karşına iki versiyon da gayet etkileyici durumda. Oyunun daha önce yayınlanan tüm tanıtım filmlerinin PlayStation 4 Pro’da kayıt edildiğini hatırlatalım.

Öte yandan PlayStation tarafında ise bazı avantajlar var. Bunlardan ilki çevrimiçi çok oyunculu moddaki içeriklere en erken PlayStation tarafının kavuşacak olması. PlayStation oyuncuları çeşitli içeriklere 30 gün daha erken erişebilecek. Mevzubahis içeriklerden ilk ortaya çıkanlar oyunun dünyasında keşfedilmeyi bekleyen arap atı ve Arthur için Grizzlies Outlaw kostümü.

Vee… şimdi kötü haberler.

RED DEAD REDEMPTION 2’DA HDR KULLANMAYIN! – Şimdilik.

Teknoloji ile iç içe olan oyuncular konsol oyunculuğunda HDR’ın önemini bileceklerdir. Çok daha zengin renkler ve kuvvetli kontrastlar sunan HDR modu özellikle yakın dönem çıkan God of War, Detroit: Become Human ve Forza Horizon 4 gibi oyunları görsel açıdan adeta uçuşa geçiriyordu. Haliyle Red Dead Redemption 2 gibi ağır emek verilerek ortaya çıkarılmış bir yapımda da HDR’ın nimetlerini görmeyi umuyorduk. Ancak bir şeyler maalesef ters gitmiş durumda. Oyunun çıkışını takip eden birkaç gün içinde önce forumlar, sonrasında ise analiz videolarında keşfedildiği üzere RDR 2 sahte bir HDR tekniği kullanıyor.  Bu da görüntüyü güzelleştirmek yerine tonlarda detay kaybı ve bulanıklık gibi negatif etkiler yaratıyor. Rockstar şikayetler üzerine bu konuda çalışmaları olduğunu duyurdu. Ancak nasıl ve ne zaman bir çözümle karşımıza gelecekleri henüz kesin değil.

Bir diğer problem ise açık dünya oyunların olmazsa olmazı buglar.  RDR 2 zamanla düzeltileceğine inandığım ufak tefek buglara sahip:  Örneğin yere düşen nesneler ile bazen etkileşiminizi kaybetmeniz. Zaman zaman karşılaşacağınız grafik ve animasyon uyum hataları gibi şeyler benim de gözlemleyebildiğim sıkça karşılaşılan buglardan birkaçı. Ancak bir bug var ki oyun deneyiminizi biraz baltalayabilir.

Bug Uyarısı: Money Lending and Other Sins Görevi

Oyunun ikinci bölümünde eriştiğiniz bu ana hikaye görevi sırasında retry (tekrar dene) seçeneğini seçtiğiniz an oyunda bazı NPC’ler kampınızdan kayboluyor. Hem de 4. Bölüme kadar! Çok detayına inmeyim, bu görev maalesef bir noktasında acele hareket etmezseniz sizi game over menüsüne götüren bir görev. Eğer bu durumu yaşarsanız göreve retry kaldığınız yerden değil, restart mission ile en başından başlamanız lazım. Aksi takdirde John Marston ve ailesi, ve ilk görevde tanıştığınız senaryo için kilit sayılabilecek bri karakter kampınızda uzunca bir süre kayboluyor ve bu sırada başlarına gelenleri, onlara ait olan yan görevleri göremiyorsunuz. Ana hikaye akışına bir zararı dokunmasa da hiçbir şey kaçırmayı sevmeyen oyuncular için kötü bir durum. Rockstar bu konuda da çalışmaları olduğunu ve yakında bir yama ile durumu halledeceklerini bildirdi.

Günbatımına Doğru

Doyurucu ana hikaye modu, kocaman ve yaşayan dünyası ile Red Dead Redemption 2 halihazırda uzun bir macera vaat ediyor. Kasım ayı içerisinde açılışını yapacak olan çevrimiçi çok oyunculu modla birlikte oyunun GTA V kadar uzun ömürlü olacağına inanıyoruz. Açık dünya türü seven, oyun kültürü oturmuş bir oyuncuysanız sevmeme imkanınız pek yok. Ancak türevleri arasında alışma süreci en zorlu olan oyun olduğu konusunda uyarımızı yapalım.