Nioh inceleme

Koei Tecmo ve Team Ninja’nın uzun zamandır üzerinde çalıştığı Nioh nihayet konsollarımızı şenlendirdi.  Sadece PlayStation 4 için piyasaya çıkan oyun özellikle Souls ve Diablo serilerinden içerdiği mekaniklerle oyunculara zorlu ve keyifli bir macera vaad ediyor.

 

 

Tatminsizliklerle Dolu, Uzun Bir Yapım Süreci…

Son iki yıldır, özellikle PlayStation 4 için yayınlanan alpha ve beta demolarıyla gündeme gelen Nioh aslında çok uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.  2004 yılında Koei tarafından ünlü Japon yönetmen Akira Kurosawa’nın Yojimbo ve 7 Samurai gibi filmlerinden esinlenilerek başlanan yapım aslen klasik bir japon rol yapma oyunu olarak tasarlanmış ve 2008 yılında firma yollarını Tecmo ile birleştirene dek devam etmiş.  4 senelik bu ilk versiyon “içeriğinde yeterince keyifli element bulunmadığı” nedeniyle iptal edilmiş. Yapım sürecine sıfırdan başlanan proje bu sefer yeni adıyla Koei Tecmo olan firmanın yan kolu olan Omega Force’a devredilmiş. Dynasty Warriors gibi musou oyunlarıyla bilinen Omega Force’a geçişiyle birlikte Nioh’un oynanış yapısı da köklü şekilde değişmiş… ve evet, en azından demoyu oynayanların tahmin edeceği üzere bu versiyon da iptal edilmiş. Her iki sürümün de iptalinde yapımcı Kou Shibusawa’nın büyük payı olduğunu not düşelim.

 

… Ve Team Ninja Günü Kurtarmaya Geliyor!

2 kez sil baştan yapılan projenin çehresi bir kez daha değişir ve bu sefer aksiyon rol yapma yönüne doğru kayar. 2010 yılında Dead or Alive, Ninja Gaiden gibi oyunları bilinen Team Ninja oynanış elementleri konusunda yardımcı olmaları için projeye dahil edilir, 2012 yılında ise projenin kaderi tamamen kendilerine bırakılır. İşte Nioh’un gerçek hali de tam olarak bu yıllarda şekillenmeye başlar. Temel konseptler haricinde tamamen değişen yapım devam eden yıllarda bünyesine tarihi ve fantastik öğelerin güzel bir harmanını da katarak son halini alır.

Altın Saçlı Samuray’ın Uzak Doğu Çıkarması

Nioh’ta William adında “altın saçlı“ bir samurayı kontrol ediyoruz. Yani en azından senaryoda sık sık kullanılan tasviri bu. Oyunda ise gümüş saçlı, Witcher serisinden Geralt’ı andıran bir William tasarımına gidilmiş. 1600’lü yıllarda geçen öyküde William, izini sürdüğü bir düşmanın peşinden Japon topraklarına ayak basmış bir yabancı (nam-ı diğer: Gaijin). Shogunların mutlak güç için savaş halinde olduğu, aynı zamanda da yokai olarak adlandırılan ruhani varlıkların da ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde tamamen yabancı olduğu bu topraklara ayak basan William’ın yolu başta Hattori Hanzo olmak üzere bir sürü tarihi figürle de kesişiyor. William özel güçleri sayesinde yokailer ile mücadele edebiliyor ve bir yandan bu topraklarda hain planlar peşinde koşan düşmanının izini sürmeye çalışırken bir yandan da halka yardım ediyor. Bir süre sonra japonlar tarafından Anjin adıyla çağırılmaya başlanan William feodal lordların büyük mücadelesinde yerini Tokugawa’nın tarafında alıyor ve olaylar iyice kızışıyor.

Oyunun hikayesi biraz ağır açılıyor, ancak ilerledikçe merak ettirici kurgusu ile sizi çok sıkmamayı başarıyor. Yine de Nioh’un en kuvvetli unsuru olmadığının altını çizmeliyim.

Diablo + Souls = ?

Oynanış olarak Souls serisi ile büyük benzerlikler gösteren oyunda aynı zamanda Diablo benzeri bir loot (eşya) sistemi de mevcut; düşmanlardan düşen ekipmanların da bir seviyesi, nadirliği ve rastgele oluşturulmuş yan nitelikleri var. Oyunun Souls serisi ile benzerlikleri ise say say bitmeyecek cinsten… Öncelikle Souls oyunlarında bonfire’ların yerini Nioh’ta shrine’lar almış durumda. Bölümlere serpiştirilmiş mabetlerde karakterimize seviye atlatabiliyor, koruyucu ruhumuzu değiştirebiliyor ya da diğer oyuncuları yardıma çağırabiliyoruz (bu oyunda oyunculardan yardım almak için soapstone gibi bir eşyaya ihtiyaç duymuyoruz). Bir de Nioh’a özgü olarak elimizdeki eşyaları bu mabetlere sunabiliyor ve karşılığında amrita (Nioh’ta experience / tecrübe puanı yerine kullanılan terim) kazanıyor, bazen ekstra olarak da tüketilebilir eşyalar elde ediyoruz. Öldüğümüz zaman ruh…pardon amritalarımız bizi koruyan ruh ile birlikte öldüğünüz noktada kalıyor ve tekrar o noktaya ulaşabilirsek kaybettiğimiz amritayı geri alabiliyoruz. Eğer koruyucu ruhumuza ulaşamadan tekrar ölürsek tüm amritayı kaybediyoruz.

Buraya kadar anlattıklarım sanırım klasik bir Souls oyuncusuna tanıdık gelmiştir. Hızlı ve ağır olmak üzere iki saldırı tuşumuz bulunrken alçak, orta ve yüksek olmak üzere üç tane de silah tutuş stilimiz var. Bunların arasında geçiş yaparak saldırılarımızı çeşitlendirebiliyoruz. Ek olarak Nioh’ta öğrenebileceğimiz yetenekler de mevcut, genellikle gard alırken hızlı ya da ağır saldırı tuşlarına basarak aktif edebileceğimiz bu yetenekler de oynanışa ayrı bir lezzet katıyor. Katana, mızrak, balta, tokmak gibi yakın menzil silahların yanısıra yay ve tüfek gibi uzak menzil silahlar da emrinize amade.  Benim favorim ise oyunun son demosu ile birlikte gelen kusarigama oldu. Zincir ve orak ikilisinden oluşan bu geleneksel Japon silahı ile hem uzak hem de yakın menzilde düşman ile mücadele edebiliyorsunuz. Kusarigamaya kadar favorim ise katanaydı. Her silahın farklı bir hissi ve yetenek ağacı var, “Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır.” diyerek hepsini mutlaka denemenizi ve size uygun olanı keşfetmenizi tavsiye ederim.

Ruhani Güçler Yanımızda

Önceki paragrafta koruyucu ruhlardan bahsetmiştim, biraz da o konuyu detaylandırayım.  William’a oyun boyunca yardımcı olan çeşitli koruyucu ruhlar (guardian spirit) bulunmakta. Bunların bize kazandırdığı pasif bonusların yanısıra sağlık çubuğumuzun yanında bulunan ibre dolduğunda üçgen ve yuvarlak tuşlarına aynı anda basarak savaşlarda da geçici bir süre güçlerinden yararlanabiliyor ve kuvvetli saldırılar yapabiliyoruz. Bunlar haricinde ninjutsu (genellikle shuriken fırlatma gibi nesnelere dayalı ninja teknikleri) ve onmyo magic adlı büyüleri de öğrenebiliyoruz.

Belanın İki Türü

Oyundaki düşmanlar iki tipe ayırlıyor: insanlar ve yokailer. İnsanlar özellikle oyunun başlarında en çok rastlayacağınız düşman tipi, çeşitli silah ve zırh kombinasyonları ile daha tahmin edilebilir hamlelerle size saldıran ve genellikle kolay yorulan ve size açık veren insan tipi düşmanlar bazı önemli düellolar haricinde sizi pek zorlamayacak.

Ancak iş yokailerde oldukça değişiyor. Gerek tasarım gerekse tahmin edilemeyen saldırıları şemalarıyla yokailer insanlara göre çok daha sağlam hasar veriyor ve aynı kolaylıkla alt edilemiyorlar… Bu da yetmezmiş gibi belirli hamlelerde etrafa kara bir aura bırakan yokailer Ki gücünüzün (Souls oyunlarındaki stamina.  Hamle yapmanıza olanak tanıyan değer, enerji) hızla düşmesine sebep oluyor ve hamle yapamaz hale getiriyor.  Bu durumda yapmanız gereken şey ise saldırı sonrasında iyi bir zamanlama ile R1’e basarak Ki Pulse adlı hamleyi yapmanız. Bu şekilde hem harcadığınız Ki’nin kısmını hızlı şekilde geri kazanıyor ve kara aurayı yok ediyorsunuz. Ki pulse’ın zamanlamasını ne kadar erken çözerseniz o kadar yararınıza, zira kontrolsüz şekilde Ki enerjinizi harcarsanız savaşlarda çok zorlanacaksınız.  Ayrıca Ki barınızı tükettiğinizde darbe yerseniz karakteriniz kısa bir süre savunmasız kalıyor ve bu esnada rakibiniz size ölümcül bir hamle yapma şansına sahip oluyor. İşin iyi tarafı ise bunu düşmana biz de yapabiliyoruz. Rakibin ölümcül vuruş için müsait olduğunu ise düşmana kilitlendiğinizde beliren imlecin beyazdan kırmızıya dönmesi ile anlayabilirsiniz.

Az Gittim, Uz Gittim, Dere Tepe Düz Gittim

İlerleyiş bakımından ise Nioh biraz Souls türü oyunlardan sıyrılıyor: Haritalar ve görevler üzerine dağılmış bir oynanış söz konusu.  Yani birbirleriyle bağlantılı mekanlardan oluşan açık dünya bir oyun değil Nioh. Açıkçası bu durumun hakkı verilemediği zaman sert sevilen serilerin bile sert eleştirilere maruz kaldığını düşünürsek (bakınız: Dark Souls 2) Nioh’un yapımcılarının aldığı karar yerinde olmuş diyebiliriz.  Özellikle ana görevler bir çırpıda bitmeyen, uzun soluklu bir yapıya sahip ve kendi içlerinde başarılı bir bütünlüğe sahipler; aynı zamanda çeşitlilik açısından da gayet tatmin ediciler. Yan görevler de genellikle ana görevler ile aynı bölümde geçen ama çoğunlukla içeriği ve erişebileceğiniz bölgelerin değiştirilmiş olduğu tasarımlara sahipler. Bunların haricinde oyuncuların demoda da deneme şansı bulduğu  twilight missionlar da tüm zorluğuyla sizi bekliyor. Bütün bunları tamamlamak istediğinizde 30-40 saatinizi harcayıp halen oyunun ortalarında olduğunuzu farkedeceksiniz. Yani ek içerikleriyle oyunun ömrü oldukça uzun.

 

Bir Samuray Bir Samuray’a “Gel Beraber Bir Co-op Yapalım” Demiş

Zorlu mücadelenizi her zaman yalnız başınıza vermek zorunda değilsiniz.  Mabetlerdeki “summon visitor” opsiyonu ile yanınızda savaşması için başka bir oyuncuyu daha oyununuza dahil edebilirsiniz. Zorluğu baltalamamak adına yapımcılar yanınıza sadece bir oyuncu alabilmenize olanak tanımışlar. Özellikle Dark Souls 3’te 4 kişi toplanınca en zorlu bossu bile dalga geçercesine yenilgiye uğratabiliyorduk. Elbet bir kişi dahi oyunun zorluğunu belirli bir düzeyde azaltmayı başarıyor, ama belirli bir dozda oyuncuları sınamayı da başarıyor. Özellikle yardımcı oyuncu boss savaşının ortasında ölünce güzel bir panik yaşayabiliyorsunuz. Nioh hem yabancı oyuncular hem de arkadaşlarınızla eşleşmenize olanak tanıyor.

Yüksek Çözünürlük mü Yüksek FPS mi?

Bu soruyu PC oyuncuları sık sık aralarında tartışır, değil mi? Kimi oyuncular için iyi görseller önemli iken bazıları ise saniyede 60 kare görmezse rahat edemez.  Konsollarda ise durum biraz farklıdır, özellikle son jenerasyon ile birlikte çoğu oyun 30 kareye sabitlenmiş bir şekilde önceden ayarlanmıştır. Nioh ise oyunculara bu konuda biraz özgürlük sunuyor;

Action Mode: Saniyede stabil 60 kare sunan mod.  Daha akıcı görseller isteyen oyuncular için.

Movie Mode: Daha yüksek çözünürlük, kaşılığında ise oyunu saniyede 30 kareye kilitleyen mod. Oyunu daha iyi görseller ile oynamak isteyen oyuncular için.

Movie Mode (variable): Movie mode ile aynı, ancak duruma göre 30 karenin biraz üstüne çıkabiliyorsunuz. Açıkçası inişli çıkışlı bir kare değeri yerine stabil kare değeri gözlerinizi daha az rahatsız edecektir.

 

Oyunu PlayStation 4 Pro’da oynayacak oyuncular için ise biraz daha detaylı durumlar söz konusu;
HD TV’ye bağlı iken:

Action Mode: 1920 x 1080 (1080p) çözünürlükte  görseller, saniyede 60 kare oynanış.

Movie Mode: 1080p görseller, yüksek kalite kenar yumuşatma, saniyede 30 kare oynanış.

UHD (4K) TV’ye bağlı iken:

Action Mode: 1920×1080 çözünürlük ve saniyede 60 kare oynanış.

Movie Mode: 3840×2160 çözünürlük ve saniyede 30 kare oynanış.

 

Kıyaslama açısından: PlayStation 4 Pro’nun Action mode’u ile Normal Ps4’ün movie mode’u denk görsellere sahip. Özetle Nioh’un Pro model konsolları gayet verimli kullandığını söyleyebiliriz.

 

Bu Maceranın Sonu

Nioh içerik açısından çok zengin, ek detaylar ile ilgilenmeyi seven oyuncular için en azından 100 saati aşacak bir oynanış vaad eden, dolu dolu bir oyun olmuş. Akıcı oynanışı, Souls serisi ile benzerlik içermesi ama kendi çapında da özgün nitelikler taşıması ile bir oyunseverler için kısa bir zamanda ayrı bir yere sahip olacağını düşünmekteyim. Belki türünün en iyi görsellere sahip örneği değil ama kuvvetli, sizi içine çekebilen bir atmosfere sahip. Türü sevenlerin yanısıra PlayStation 4 sahibi tüm oyuncuların deneyim etmesi gereken bir yapım olan Nioh kesinlikle Team Ninja’nın bugüne kadar emek verdiği en başarılı oyun.

- Advertisement -
GENEL BAKIŞ
Oynanış
9.5
Görseller
8.5
Ses / Müzik
9
Hikaye / Sunum
8
Eğlence Faktörü
9.5
Önceki İçerikDouble Dragon 4 – PC İnceleme
Sonraki İçerikHere They Lie – İnceleme
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 33 yaşında. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.

5 Yorum

  1. Çok iyi bir inceleme olmus. Teşekkürler. Nioh ile ilgili tüm çıkan demoları oynadıktan sonra deluxe edition aldim. Merak ettigim uzun olup olmayan oynanış süresiydi ki siz de bundan bahsetmişsiniz.

      • Aleykümselam. 9 ay önceki konuyu hortlamışsınız. Arkadaşın avukatı falansın herhalde. İnternette türkçe karakter kullanmamaya özen gösteririm. El alışkanlığı sanırım. Ama sana cevap yazarken kullandım gördüğün gibi, belli ki yazım yanlışıyla, doğru ve anlamlı cümle kurma kuralını karıştırıyor olmalısın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz