- Advertisement -

Kara tahtaya adımızı yazmışlar.

Sokak yarışları ve modifiye konsepti çok tutunca, Electronic Arts –tabii ki– bu yolda ilerlemeye devam etti ve serinin en çok satan oyunu olan Need for Speed: Most Wanted‘ı çıkardı. 2005 yılında çıkan oyun 16 milyon kopya sattı.

Most Wanted ile birlikte polis kovalamacaları tekrar geri döndü. Yeraltı konseptinde en büyük değişiklik bu yönde oldu. Bu sefer sadece yarışlarda değil, serbest dolaşırken de polisler kovalamaya başlayabiliyordu. Ayrıca oyunda polislerle ilişkinizi gösteren bir seviye vardı ve oyunun kariyer modunda ilerleyebilmek için bu ününüzü arttırmanız gerekiyordu. Bunu ise radarlardan hızlı geçerek, etrafa zarar vererek ve tabii ki polisleri peşinizden koşturarak yapıyordunuz. Kovalamacalar ilk başta bir polis aracıyla başlarken, eğer yeteri kadar polisleri kızdırabilirseniz, helikopterlerle ve yol engelleriyle devam ediyordu. En son kaçmak isterseniz ise gözden kaybolmanız gerekiyor ve “cooldown” denen bir süreç başlıyordu. Eğer yeteri kadar ortalıkta gözükmezseniz kaçış sona eriyordu. Aynı arabayla belirli sayıda yakalanırsanız aracınıza el konuyordu.

need-for-speed-tarihi-bolum-4-yine-mi-aynasizlar-yaziici1

Ayrıca bu sefer oyunda Underground’ın aksine gece yerine gündüz yarış yapıyorduk. Hava durumu da değişkenlik gösteriyordu.

Kariyer modu ise yine oyunun ana modunu oluşturuyordu ve bu sefer önümüze serpilmiş yarışlar yerine bir “Blacklist“imiz vardı. Sırasıyla bu listedeki arkadaşları yenmeye çalışıyorduk. Bir yarışçıya ulaşmak için bazı yarışları bitirmek zorundaydınız ve belirttiğim gibi polisler arasında belli bir üne sahip olmanız gerekiyordu. Listedeki bir kişiyi yendiğinizde ise size belli ödüller verilebiliyordu: Benzersiz özelleştirmeler, para, hatta yarıştığınız kişinin arabası…

Oyun çok iyi ve serinin en çok satan oyunu olmasına rağmen, en büyük eksilerinden biri özelleştirme seçeneklerinin azaltılmış olmasıydı. Underground 2 ile özelleştirmenin dibine vurduktan sonra, Most Wanted’da bunların birkaç alt başlığa indirilmesi ve fazla da seçenek olmaması canımızı bir hayli sıkmıştı.

256 MB RAM’li ve 64 MB ekran kartlı ilk bilgisayarımla açılması için abartısız 5 dakika ilk yükleme ekranında beklediğim (Oyunun simgesine tıklayıp içeri gidip gelirdim.) bu oyun benim için de serinin en iyi oyunudur.

Tutun kollarımdan düşerim şimdi

2006 yılında ise Need for Speed: Carbon piyasaya çıktı. Serinin onuncu oyunu olan Carbon, Most Wanted’ın da devam oyunuydu.

Bu sefer oyunun odak noktası çetelerdi. Kendimize bir çete kuruyor ve belirli özelliklere sahip olan yarışçıları yanımıza alıp polislerle ve diğer çetelerle uğraşmaya başlıyorduk.

Çetemize dahil ettiğimiz yarışçıların bir yarış içi bir de yarış dışı olmak üzere iki yeteneği bulunuyordu. Kendi stratejimize göre istediğimiz yetenekteki yarışçıları seçiyorduk. Ayrıca bu yeteneklerden kariyerin başında kendimize de seçiyorduk. (Ve bir daha değiştiremiyorduk.)

Araçlar ise 3 ana başlığa ayrılmıştı. “Tuners, Muscles ve Exotics” olarak geçen –ve Türkçe’ye birebir çeviremediğim– bu kategorilerdeki arabaların kendine has karakteristik özellikleri vardı. Tuners tarzı arabalar yol tutuşunda çok iyiyken, Muscles dediğimiz Amerikan kaslı arabaları çabuk hızlanıyor, egzotik arabalar ise çok yüksek hızlara ulaşıyordu.

need-for-speed-tarihi-bolum-4-yine-mi-aynasizlar-yaziici2

Ayrıca Carbon serinin çoklu oyuncu olarak özel seçenekler sunan ilk oyunudur. Ekran görüntüleri paylaşabildiğimiz kendi sosyal mecrası (Senenin 2006 olduğunu unutmayın.), oyuncuları hem yarışçı hem de polis olarak oynama imkanı sunması gibi özellikler ile seride çoklu oyuncu tarafında fark yaratmıştı.

Carbon fena bir oyun değildi ancak önceki oyunlar kadar satmadı. Underground, Most Wanted gibi de heyecan uyandırmadı. Bu düşüşü fark eden EA zaten bir sonraki oyunun da bambaşka bir konseptle karşımıza çıktı.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Gelecek hafta NFS gününde tekrar görüşmek üzere.

Önceki Bölüm

Need for Speed tarihi yazı dizimizin şu ana kadar yayımlanmış bölümleri:

Bölüm 1 – Bir efsane doğuyor.
Bölüm 2 – Polisler harekete geçti.
Bölüm 3 – Burası Yeraltı
Bölüm 4 – Yine mi aynasızlar