NBA 2K20 inceleme

Herkese merhaba arkadaşlar, ben İzzet Can ve geleneksel NBA 2K incelemesiyle karşınızdayız. Bu incelememizde serinin son üyesi NBA 2K20’yi irdeleyip, sinirlerimize hakim olmaya çalışacağız. Ayrıca tekelleşmenin nasıl tüketici için büyük bir tuzak olduğunu dair bir yüksek lisans tezi yazacağız. Bir girdaptayız, dönüp duruyoruz ve dibe batıyoruz. Bunun iki taraflı sebepleri var, sadece 2K’ye de sallamayalım. Koskoca EA’de afedersiniz ama eşek başı değil, doğru düzgün bir NBA oyunu yapsın. Oyuncular da seçici olsun. Dünya barış içinde yaşasın. Ördekler vaklasın. Duramıyorum, daha da yazasım geliyor. Neyse, NBA 2K20 inceleme yazımıza geçelim bir an önce.

Ayva çiçek açmış, NBA mi gelecek?

Biliyorsunuz senenin bu aylarında NBA 2K’ler baş verir ve çiçek açar. Bu sene çiçekler biraz daha güzel, biraz daha kokulu… Artık oyunlar çok büyükler ve çoğu oyun belli bir yüklemeden sonra oyunun belli bir kısmını oynamanıza izin veriyor. Kimisi ilk bölümü oynatıyor, kimisi “tutorial” kısmına izin veriyor. NBA 2K20’de ise oyunun yüklenmesi bitene kadar antrenman yapabiliyorsunuz. Bu hem oyun mekaniklerine alışmak için hem de yapabileceğiniz hareketleri görebilmek için çok iyi bir seçenek. Tüm hareketleri nasıl yapacağınıza dair bilgilendirmeler var. İlk gördüğünüzde görsellerin geliştiğini fark edebiliyorsunuz. (Ki bunu ben fark ettim, grafik körü olduğumu bilirsiniz.) İyi güzel derken şut attığınız an bir şeylerin garip olduğunu hissediyorsunuz: Atış mekaniği çok çok yavaşlamış. Tutturamıyorum bir türlü, boş şutları sokamıyorum falan. Neyse alışıyorsunuz bir şekilde ama gerçek dışı bir hissiyatla size rahatsızlık veriyor. Sonra dedim acaba ben mi abartıyorum ya da öyle hissediyorum, biraz Reddit’teki yorumlara baktım. Çoğu insan benim gibi ilk fark ettiği şey bu olmuş. Belki biz 2K’in bildiği bir şeyi bilmiyoruzdur, çok takılmadan devam edelim.

E tabii ki duymuşsunuzdur, olayın bir de piyasaya bomba gibi düşen kumarhane kısmı var. Biz daha CS: GO kutusu açmayı tartışaduralım, adamlar spor oyununa kumarhane eklediler ya… Hiç lafı dolandırmadılar helal olsun. Bizde kumar var dediler, seviyorsanız böyle. 18 yaşını geçmiş bireyler için bir şey demek bize düşmez, kendi kafalarını kullanıp karar versinler ama hepimiz biliyoruz ki bu tür spor oyunlarının çok büyük bir şekilde çocuk kitlesi var. Çok yanlış bir hareket, çok.

2K bu sevdadan vaz mı geçecek?

Konu NBA 2K olur da mikro ödemeler konuşulmaz mı? Her sene aynı şeyi konuşuyoruz: Evet mikro ödemeler olmadan da oyunu oynayabiliyorsunuz, eğlenebiliyorsunuz, aylarınızı harcayabiliyorsunuz. Ancak bu dediğim kısım tekli oyun modları için. İşin içine çevrimiçi rekabet girince olay değişiyor. Yine ilk günden 90+ adamlarla karşılaşıyorsunuz. Ben mi yanılıyorum söyleyin: Bir oyun alıyorsunuz, sonra o oyunu daha az oynamak için para veriyorsunuz??? Şu an çoğu mobil oyunun yapısını söyleyip milyon dolarlık sırrı bozdum ama mantıksızlık abidesi geliyor bana. Ya ben cidden anlamıyorum artık, şu MyPlayer’ı bedavaya çıkarın, parayı ödeyen düdüğü çalar deyin hepimiz rahatlayalım. Diğer uzun soluklu tekli oyunculu modlar için de verelim 60 doları geçelim. Eyyy 2K, sana sesleniyorum.

Çok kızıyorum bu işe ama ekonominin çarkları da böyle dönüyor onun da farkındayım. Mikro ödemelerden bu kadar gelir gelmez belki NBA lisansı bile zora girecek. Ama öbür türlü de pay-to-win’e dönen bir çevrimiçi yapıya dönüyor oyun. Uykularım kaçıyor.

Boyunu boyuma ölçtüm de geldim.

Neyse oyunu indirdik. Tabii ki ilk olarak MyPlayer’a dalmak adetten. Her sene olduğu gibi yüzümü taratıyorum, yine doğru düzgün bir sonuç yakalayamıyorum. (Çok da sıkıntı değil.) Bu sefer direkt karakter yaratmaya giriyorsunuz, havalı sunum falan yok. Böylesi çok daha iyi olmuş. Gereksiz muhabbetler dönüyordu. Detaylı olarak her zaman olduğu gibi boy, kilo, kol uzunluğu vs. seçiyorsunuz. Özelliklerinizi belli bir dengede dağıtmaya çalışıyorsunuz. Nasıl bir pozisyonda hangi özelliklerde olmak istediğiniz tamamen size kalmış. Artık şöyle bir kolaylık da var, oyuncunuzun ortalamasını simule ederek deneyebiliyorsunuz. Böylece ileride oyuncunuz nasıl olacak önden görebiliyor ve baştan yapabileceğiniz bir hatanın önüne geçebiliyorsunuz. Çoğu kişi yaşamıştır, bazen kötü bir dağılım yapıyorsunuz ve bunu uzun bir süre farkına varamıyorsunuz. Sonra yanınıza bir kutu peçete ile göz yaşlarınızı silerek oyunu oynamaya devam ediyorsunuz. Elveda gözyaşları. (Kağıt mendil üreticileri bunu beğenmedi.)

Yine kendinizi gösterebileceğiniz bir maçla başlayan macera her sene bildiğiniz gibi ilerliyor. Maçlarda iyi işler başarıp daha çok puan toplamaya çalışıyor ve bu puanları harcayarak bir yerlere varmak için uğraşıyorsunuz. Asistti, clutch’tı, bloktu derken ver elini puanlar. Sıkıldınız mı? Oradan bir tam bir öğrenci uzatabilirsiniz.

Dediğim gibi ilk oyuna başladığım yer burası oluyor. Tekrar artan görselliğe dikkat ettim, animasyonlara animasyonlar eklenmiş her sene olduğu gibi. Sonra oyunda bir şeyler ters gidiyor gibi hissettim. Şut ağırlaşmış demiştim ya, oyunda da garip bir ağırlık var. Animasyonlar sanki akıcı değil, istediğiniz her şeyi tak tak yapamıyorsunuz. Kaç senedir NBA 2K oynuyorum, kaç senedir de eleştiriyorum ama hiç oynanış ile ilgili böyle bir şey hissetmemiştim. Bu bence kötüye bir işaret. Böyle hissettirmemesi lazım, acaba güncellemeyle düzelecek bir şey midir onu da bilemiyorum. İnşallah öyledir, ne kadar kızsam da sonuçta oynayabileceğiniz en iyi basket oyunundan bahsediyoruz. Onu da kaybetmek istemem.

Uzunlar içinden seni seçtim de geldim.

Diğer modları pek oynamam ama tabii ki her sene göz atıyorum ne var ne yok diye. MyLeague birkaç alt seçenekten oluşuyor. Biri yine aynı adlı MyLeague, klasik bir takım seçip lig oynuyoruz. MyGM ise işin daha detaylı kısmı. (Benim hiç beceremediğim.) O kadar ince detayla uğraşmak beni geriyor ama böyle bir şey arayanlar için biçilmiş kaftan. Rakipsiz. Bir de artık bunları yeni eklenen kadınlar ligi olan WNBA ile de yapabiliyoruz. Hoş.

Her zaman olduğu gibi MyCareer yine hikayesiyle bizi bekliyor. Bu sefer konuk olarak İdris Usta (Ehehe.) pardon Idris Elba var. Hikaye tabii ki bir başyapıt değil ama ben FIFA’da da seviyorum bu olayı, NBA’de de güzel güzel gidiyor. Düz giden oyun yapısından ziyade etkileşim içinde bulunmak eğlenceli olabiliyor.

Diğer modlar da bildiğiniz gibi. Çok bir farklılık yok. Çevrimiçi sezonlar, play-offlar… Hemen sahaya atladığımız Play Now. 2K TV var yine bayağı detaylandırılmış, ben çok takılmıyorum ama isteyen için bayağı bir içerik var. Göz atmanızda fayda olabilir. Bir de sorulara cevap vermece falan var, kredi kazanıyorsunuz. Oyun açısından da zamanınızı boş geçirmemiş oluyorsunuz.

NBA 2K20’de kendi takımımızı oluşturabildiğimiz gibi, oyuncu ve ayakkabı da oluşturabiliyorsunuz. Tabii ki diğer oyuncularla paylaşma seçeneğiniz var. Detayların sınırı yok. Yaratacılığınıza kalmış. Belki ben de gelecekte Air Can diye bir marka çıkarabilirim, kim olmaz demiş? Ayağınızı yumuşacık saran bu ayakkabı ihraç fazlası koşun…

Seviyorum diyerek kandırma beni.

Şimdi gelelim yıllardır aynı sonuca bağladığımız kısma. Vallahi başka basketbol oyunu yok. Olsa onu da düşünün diyeceğim bu kadar sinir harbinden sonra ama yok. Anlattığım gibi, bu sefer oynanışta bir gariplik sezdim ve geçici olduğuna inanmak istiyorum. Normalde bu paragrafı her şeye rağmen iyi bir basketbol oyunu, alın oynayın diye söylüyordum ama bu sefer çok daha karmaşık duygular içindeyim. Ama en yakın rakibi de NBA Live da bu oyuna yaklaşamıyor. Ben ne yapayım, nerelere gideyim… NBA hayranıysanız başka seçenek yok, alabilirsiniz. Ben de gideyim kayınbiraderi yenip geleyim.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz