Hunt Showdown inceleme

Hunt Showdown inceleme kısmına geçmeden önce içimi dökmek istiyorum sevgili okur. Crytek ile yıldızımız bir türlü barışmadı. Aslında oyunlarını kötü bulduğumdan değil, oyunları bana hitap etmedi bir türlü. Crysis‘i 2 saatten fazla oynayamadım. İlk FarCry’da ise açıkçası korktum. (Çaktırmayın.) Türk oyun sektörü için yaptıklarını ise zamanında takdir etmiştim. Dönemine göre çok iyi iş başarmışlardı. Hem ucuz fiyattan kutulu oyun sattıkları gibi bir de Türkçe dublaj yapmışlardı. Yalnız yıllar ilerledikçe oyunlar konusunda aldıkları kararlar Crytek’in rüzgarını ters estirmeye başladı. Oyunları kesinlikle çok güzel gözüküyordu ama oynanış, hikaye gibi unsurlarda büyük eksiklikler bulunuyordu. Bir türlü bel doğrultamadılar Yerli kardeşler. CryEngine ise can simidi gibi firmayı ayakta tutmayı başardı.

Crytek ile ilgili düşüncelerimi hiç yazıya dökmemiştim, o yüzden biraz uzun bir giriş oldu. (Yıllardır içimde tutuyormuşum.) Hunt Showdown, Crytek’in yıllardır yapmaya çalıştığı ama bir türlü başarılı olamadığı “modaya ayak uyduralım” çabasının son hali… değil. Evet, “battle royale” temeline oturuyor oyun ama zannettiğiniz gibi değil.

Battaniyemi getirin.

Hunt Showdown en kaba özetle korkutucu bir hayatta kalma oyunu. Ancak onu özel kılan çok hoş detaylar var: Oyun içinde sadece PvP değil, PvE elementleri de bulunuyor. Etrafta sizin gibi avcılar olduğu gibi zombiler ve yaratıklar da var. İşte bu noktada oyun bambaşka bir hal alıyor.

Genel amaç olarak haritada bulunan bölüm sonu canavarını öldürüp, ruhunu harita dışına çıkartmak gerekiyor. Ancak bu yazıldığı gibi kolay bir şey değil. Öncelikle bu canavarın nerede olduğu kabak gibi ortada değil. İpuçları yakalamaya çalışıp canavara öyle ulaşmaya çalışıyorsunuz. Bunu yaparken de etrafta bulunan zombilerle, kargalarla (Evet, karga karga gak dedi.) da uğraşıyorsunuz. Kısa kesmek istiyorum: Bu çok iyi adamım! (İngilizce altyazı açık kalmış, pardon.) Öyle kafanızı estiğiniz gibi haldur huldur koşturamıyorsunuz. Zaten cephaneniz kısıtlı, silahınızı sağa sola pata pata sıkamıyorsunuz. (Sana demedim P.) Yok ben delikanlıyım mı diyorsunuz? “Shift” tuşuna bastığınız an sesten dolayı etrafınızdaki canavarlar direkt üstünüze üşüşüyor. Korkup silahınızı mı ateşlediniz? Geçmiş olsun. Daha uzaktakiler de duydu. Onlar da size doğru koşuyor. Diğer oyuncular da yerinizi öğrendi bu arada. GG WP.

Çelik’in de battaniyesini getirin.

Bir anda gaza geldim, oyunun detaylarına çok hızlı indim. Aslında bu bile size oyun hakkındaki heyecanımı biraz olsun yansıtmıştır diye düşünüyorum.

Oyundaki karakterlerimize avcı deniyor. Bu avcıları oyun başı oyun içi parayla kiralıyorsunuz. Kiralanabilen avcıların özellikleri ise rastgele bir şekilde oyun tarafından atanıyor. Kimisi uzun menzilli tüfek kullanıyor, kimisi daha uzun süre koşabiliyor vs. Kendinize uyan avcıyı parasını ödeyip kiralayabilirsiniz. Ayrıca çeşitli geliştirmeleri ekstra para vererek avcınıza satın alabilirsiniz.

Eğer avcınız ölmezse… Sıkıntı yok. Ölene kadar avcınızı aldığınız geliştirmelerle birlikte kullanabiliyorsunuz. Ancak avcınız ölürse, geliştirmeler de yanında mezara gidiyor. Oyunun şu anki halinde para kazanmak ne kolay ne zor. O yüzden biraz dikkatli davranmak isteyebilirsiniz.

Oyunda asıl amacın bölüm sonu canavarını öldürmekten ziyade, öldükten sonra ruhunu harita dışına çıkarmak olduğunu belirtmiştim. İşte bu nokta oyuna çeşitlilik katıyor. Çünkü canavarı siz öldürmek zorunda değilsiniz. Diğer oyuncuların öldürmesini bekleyip, stratejik noktalara pusu kurabilirsiniz. Tamamen size ve varsa takım arkadaşınızın kararına kalmış durumda.

Çelik’in battaniyesini yakın.

Oyun yavaş ve gerilimli geçiyor. Kafanıza göre koşamıyorsunuz, çünkü ses çıkıyor. Herkese ateş edemiyorsunuz, çünkü yine ses çıkıyor. Genel olarak elinizde pala, yürüye yürüye haritada yol almaya çalışıyorsunuz. İpuçlarını bulup, canavara bir adım daha yaklaşmak sanıldığı kadar kolay olmuyor.

İlk oyunumda ben yapılmaması gereken her şeyi yaptım mesela. Takım arkadaşım bir Yunandı. (Selam bu arada komşi.) Kendisine oyunu ilk defa oynadığımı ve hiçbir şey bilmediğimi söyledim. Sağ olsun çok sıcak yaklaştı ve her konuda yardım etti. Amacımızı anlattı, nasıl bir yol izleyeceğimizden bahsetti. Sonra ne mi oldu? İlk gördüğüm zombide telaşlanıp koşturmaya başladım. Koştuğum için zombilerin hepsi bize doğru gelmeye başladı. Ben telaşlanıp bu sefer zombinin kafasına ateş ettim. Bu sefer daha uzaktakiler de üstümüze gelmeye başladı. Büyük bir zamanımızı böyle kaybettik ne yazık ki. Zaten kısa bir süre sonra diğer oyuncular tarafından öldürüldük.

Oyunun PvP kısmı bölüm sonu canavarının olduğu yerde ve canavar öldükten sonra gerçekleşiyor. Canavarı bulsanız bile emin olun kesinlikle size pusu kuran birileri oluyor. Siz canavarı öldürmek için kırk takla atarken, başkası gelip emeğinize konabiliyor. Ve bu çok can sıkıcı adamım!

Ağlayan motor (ing. CryEngine)

Maalesef oyun kusursuz değil. Özellikle performans konusunda yerlerde sürünüyor. CryEngine’in eski bilgisayarlara hitap etmediğini hepimiz biliyoruz. Ancak bahsetmek istediğim bu değil. Oyunda kare düşüşleri çok sık yaşanıyor. Bazı güncellemeler durumu daha berbat hale getirebiliyor. Yani oyunu akıcı oynamak 1080’e sahip olsanız bile imkansız olabiliyor.

Bunun dışında ise yükleme süresi… Oyun yüklenirken tuvalete gidebilir, üstüne kahvenizi hazırlayabilirsiniz. Döndüğünüzde ise oyunun hala yükleniyor olduğunu göreceksiniz. Belki de yeni doğmuş çocuğunuz liseye başlamış bile olabilir.

Ava giderken avlanmayalım.

Hunt Showdown gelecek vaat eden ama geleceğinden emin olamadığım bir oyun. Crytek oyunun bir sene daha erken erişimde kalacağını söylüyor. Bu çok uzun bir süre. Oyun bana göre performans kıstasından dolayı da çok oynanabilir durumda değil. Kafam çok karışık durumda.

Bu oyunun başarılı olmasını gönülden istiyorum. Ama çevrim içi temelli bir oyun için oyuncu topluluğun bu oyunu ne kadar bağrına basacağı oyunun kaderini belirleyecek. Bunun için de yazılım kısmının halledilmesi çok önemli. İnşallah bu sefer olur be Yerli kardeşler.

Oyunu Steam’den almak isterseniz ise buraya tıklayabilirsiniz.