Code Vein inceleme

Dark Souls bir dönem niche bir kitlenin favorisi olsa da From Software‘in azimle seriyi devam ettirmesi ile artık popüler bir oyun haline gelmiş durumda. Eh, başarıyı yakalayınca da peşinden bir çok türevi geldi. Bunların içinde Lords of Fallen gibi artık hatırlamakta bile zorlanacağınız başarısız örneklerin yanısıra Nioh gibi çok başarılı örnekler de gördük. Bandai Namco Entertainment imzalı Code Vein de Souls serisinden ilham almış gibi görünen, Japon animasyonlarından fırlamış gibi duran görselleri ile “Anime Souls” olarak anılan bir yapım. Henüz çıkışını gerçekleştirmeyen oyun için geçtiğimiz haftasonu bir kapalı beta seansı düzenlendi. Ben de Code Vein Beta deneyimim sonrasında izlenimlerimi sizlerle paylaşmak için klavyemin başına geçtim… demiştim yaklaşık 1 ay önce. Şimdi tam sürümü ile Code Vein inceleme yazımız huzurlarınızda!

Distopik Vampirella

Code Vein başlarda Queen lakabıyla duyacağınız bir varlığın kıyamete sürüklediği tuhaf bir dünyada geçiyor. İnsanların bir kısmı üstün güçlere sahip olup kana ya da Blood Tear adı verilen, kaba tabirle kan meyvelerine muhtaç hale gelirken dünya zehirli bir gazla sarılı durumda. Bu gaza maruz kalan insanlar ve vampirler delirmiş yaratıklara dönüşüyor ve bu tehdit her iki taraf için de büyük bir problem haline gelmiş durumda.

Bu çılgın dünyada harabelerin içinde Io adlı bir kadının kucağında uyanan karakterimiz hafızasını yitirmiş durumdadır. Kalbindeki yarayla güçlükle yürüyen karakterimiz Io’nun da yardımıyla kısa bir süre sonra Blood Tear kaynaklarını yeniden canlandırabildiğini keşfeder. Bunun ne anlama geldiğini çözemeden bir çete tarafından tutsak edilir. Çete tarafından yaratıklar tarafından istila edilmiş yer altına, Blood Tear toplamaya yollanan karakterimiz kısa bir macera sonrasında gizemli güçlerinin bir tanesini daha keşfetme şansı bulur ve Louis adlı bir savaşçının yardımıyla özgürlüğüne kavuşur.
İnsanlık için bir çare arayan Louis bize davasında yardımcı olmamızı rica eder ve gizemler ve hüzünlü anılarla dolu tehlikeli dünyada bir kez daha yollara düşeriz. İnsanlığın kurtuluşu bizim elimizde olabilir mi?

Animeleyin Beni!

Code Vein’in karakter yaratma ekranı ilk bakışta çok zengin görünüyor. Size saç ve yüz stilleri, giyisiler, ten rengi, aksesuarlar gibi zengin detaylara sunsa da en nihayetinde anime tarzı, stilize görsellere sahip bir oyun olduğu için karakterinizi çok özgün hale getiremiyorsunuz.  Yine de animesever bir oyuncuysanız Code Vein’in sunduğu şablonlar ile sevdiğiniz bir tiplemenin çok benzeri bir karakter oluşturabilirsiniz. Sadece atası Dark Souls’un tarzında detaylar beklemeyin.

Ana karakterimize eşlik eden tipler de gayet havalı duran ancak klişe tipler. Eğer tasarımlara çok takılmazsanız size iyi bir hikaye anlatabiliyorlar. Örneğin oyunun başlarında tanıştığımız Oliver çok kısa bir süre öyküde bulunsa da geçmişi ile ilgili detaylar ortaya çıktıkça sizi etkilemeyi başarıyor. Benzer bir durum ana öyküde bize yaverlik edecek diğer arkadaşlar için geçerli. Yani oyunumuz yine bir anime klişesi olan “flashback” anlatı yönetimini dibine kadar, çoğunlukla başarılı olarak kullanıyor.

Code Eater

Oynanış  konusunda ise biraz ikilemde kaldığımı söyleyebilirim. Her ne kadar Souls tarzı bir his vermeye çalışsa da bir süre oynadıktan sonra aslında Code Vein yapımcı ekibin bir önceki serisi, God Eater’ın çok ötesinde bir yapım değil. Hafif ve ağır olmak üzere iki tip temel saldırınız var. Ancak bunları tetik tuşlar yerine gamepadinizdeki kare ve üçgen tuşları ile (xbox için X ve Y)  gerçekleştiriyorsunuz. Tetik tuşlar ise yeteneklerinizin kısayol tuşlarına köprü görevi görüyor. Bir adet de düşmanın gücünü sömürmeye yönelik, basılı tutarak daha da kuvvetlendirebildiğiniz bir vuruşumuz var. Bu da God Eater’daki ile birebir aynı bir hareket.

Code Vein’i özgün kılan en büyük özelliği istediğiniz an değiştirebileceğiniz sınıflar. Oyunda Blood Trait olarak geçen bu sınıflar hem statlerinizi değiştiriyor hem de kendine özgü yetenekler barındırıyor. İşin daha da güzeli yetenekleri kullandıkça ustalaşıyor ve ustalaştığınız yetenekleri başka trait’ler ile birlikte kullanabiliyorsunuz. Oyunda bu şekilde bir sürü yetenek kombinasyonu yapmanız mümkün.

Code Vein inceleme 01

Genel olarak dövüş mekaniklerine gelince… Açıkçası oyun burada oldukça sönük kalmış. Karakter animasyonları genel olarak vasat. Vuruş hissi zayıf, bu konuda Souls serisinin yanına bile yaklaşamıyor Code Vein. Özellikle başlarda çok yavan şekilde standart iki saldırınızı cansız animasyonlar eşliğinde tekarlayıp duracaksınız. Ancak birkaç saat sonra biraz daha renkli bir hale gelen dövüş mekanikleri bende büyük bir etki bırakamadı. Hatta çoğu zaman oyunu God Eater ile kıyaslamama sebep oldu. Oynanış neredeyse o oyundan bir adım öte gitmemiş.

Yaşayan Oyuncuların Şafağı

Code Vein inceleme yazısı bir yerde oldukça yorucu oldu. Beta fazını oynarken tam sürümde çok daha fazlası olacağını umuyordum. Ama maalesef bu durum gerçekleşemedi. Özellikle mekan tasarımlarını vasat bulmuş ve tam sürümde daha başarılı bölüm tasarımları olacağını hayal etmiştim. Bu da gerçekleşmedi. Açık dünya bir oyun var elimizde ama koridor mantığında hazırlanmış kargacık burgacık bir rotadan ilerliyoruz. Kıyamet sonrası darmadağın bir dünyada oynuyoruz, evet, ama her şey o kadar tekdüze tasarlanmış ki… Bu tekdüzeliğe maalesef düşman tasarımları da eşlik ediyor. Bazı boss tasarımları çok hoşuma gitti ama geneli ile standart düşman tasarımları sınıfta kalmış.

Code Vein inceleme 02

En azından performans açısında akıcı bir oyun var elimizde. Arada sırada fps düşüşleri oluyor elbet ama geneli ile akıcı bir deneyim yaşıyorsunuz. Bu zaten ağır aksiyon içeren bir oyun için önemli bir kriter. Ses efektleri çok başarılı olmasa da müzik konusunda atmosphere uygun, yeri geldiğinde gerginliğinizi katlayan yeri geldiğinde dramı buram buram hissettirebilen besteler mevcut. Ancak bu konuda da şöyle bir sıkıntı var, başarılı olsalar da parçalarda pek çeşitlilik yok. Sahneye hakim olan duyguya göre aynı parçayı tekrar tekrar duyacaksınız.

Code Vein için geneliyle iyi bir oyun ile vasat bir oyun arası gidip gelen bir yapım. Zaten anime tarzı görselleri her oyuncuya hitap etmiyor, Souls serisinden aldıklarının üzerine de pek bir şey katmamış. Ama yine de büyük beklentileriniz yoksa eğlenerek oynayabileceğiniz karanlık bir fantezi size bekliyor.  Aşağı yukarı 20-30 saat arası bir oynanış süresine sahip ve ilerledikçe açılan hikaye size kendine bağlayabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz