Call of Duty Modern Warfare inceleme

Call of Duty: Modern Warfare’in bende büyük bir yeri var. Defalarca senaryosunu, çok uzun saatler de çoklu oyuncu kısmını oynadım. Üstünden kaç sene geçmesine rağmen hala tadı damağımdadır. Oynadığım bütün FPS’lerde bu tadı arasam da bulamadım. Titanfall ile çoklu oyuncu kısmında yaklaştığımı düşünsem de yerini alamadı. Çok değil, daha yeni elden geçirilmiş oyun şimdi de reboot olarak karşımıza çıktı. Heyecanlı mıyım? Hem evet hem hayır. Evet, bende büyük bir yere sahip böyle bir oyunun tekrar karşıma gelmesinden dolayı merak içindeyim. Hayır, her sene birbirinden neredeyse hiçbir farkı olmayan CoD çıkıyor ve artık baydım. Acaba oyun hayal kırıklığı mı yoksa kötü beklentilerimi boşa mı çıkaracak, gelin Call of Duty Modern Warfare inceleme ile cevabına bakalım.

Puro ve Gemi

Kafalardaki soruya baştan cevap verelim. Oyunda YPG falan yok. Türkiye ile bir bağlantı da yok. Hatta oyun uydurulmuş bir yerde geçiyor ve ana düşmanımız yine Rusya. Bize uydurulmuş Urzikstan ülkesinde yardım eden taraf ise Araplar. Bu konuya açıklık getirdiysek incelememize başlayabiliriz. (Tersi olsaydı da incelemeye bu konuyu dahil etmeden devam edecektim, en son paragrafta yorumumu yapacaktım.)

Hikâyemiz yukarıda bahsettiğim üzere hayali bir ülke olan Urzikstan’da geçiyor. Rusya burada bir işler çeviriyor, halka kötülük yapıyor. Bir grup ayaklanıyor. Amerika demokrasi getiriyor. İngiltere Brexit’i erteliyor. (Yok, öyle değildi galiba.) Yani hiç şaşırmayacağınız bir senaryo örgüsü yine bizi karşılıyor. Hollywood senaryo temellerine birebir oturuyor. Zaten kısa da sürüyor.

Sürpriz! Oyun sizin geçmiş anılarınızı canlandırmak için Cpt. Price’ı başkahramanlardan biri olarak önünüze atıyor. Zaten oyunun temelde kendini sattırma mantığı da bu. Ancak anlamadığım şey orijinal Modern Warfare ne kadar nostaljik oldu da oyun reboot yapıldı? Dün gibi oyunu oynadığım günler aklımda. Görseller bile hala bütün oyunlarla benzerlik gösteriyor. Evet, her sene daha güzel görseller oluyor ama temeli –herhangi bir kısımda olduğu gibi- hiç değişmedi. Yani bence bu reboot işi fikir çıkmazına giren yapımcının çakallığından başka bir şey değil… Elden geçirip tekrar sattın bir de orijinal oyunu. Onu da bilerek başka oyunun yanına ek yaptın ki, orijinal Modern Warfare’i özleyenlere o oyunu da yanında gagalamak için… Neyse, sakin kalmaya çalışıyorum.

Klasik CoD inceleme atarımı yaptıktan sonra incelememize devam edelim. Hikâye yine fena değil. Evet, klişe ama kendini oynatıyor. Zaten yıllardır CoD’u Battlefield’ten ayıran şey de buydu, hala öyle olmaya devam ediyor.

Sabun ve Fiyat

Oyunun klasik temel mekaniklerine bu sefer siperden nişan alma özelliği gelmiş. Hatta öyle ki oyunu normal zorlukta açsanız bile ilk bölümlerde bir zorlanma yaşıyorsunuz. Çünkü oyun sizi siperden nişan almanız için zorluyor, Allah Allah diye düşmanların üstüne koşmanızı istemiyor. Ha sonunda yine olay oraya geliyor, o ayrı. Ancak sipere sırtınızı dayamak, kör atış yapmak gibi bir durum yok. Sipere yaklaşıp silahınızın arpacığından bakarsanız R3 tuşuna basınca siperden nişan almış oluyorsunuz. Eski oyunlar gibi istediğiniz yöne belirli tuşlarla eğilmek yok.

Dediğim gibi, oyun tek başınıza mehter marşlarıyla ilerlemenizi istemiyor gibi davranıyor. Sonra hem yanınızdaki karakterler hem de oyunun yapısı sağ olsun her zaman olduğu gibi buna itiyor. Ya bu yan karakterlerden çektiğimiz nedir artık. Zekâdan hiç mi nasip almıyorlar kaç senedir anlamıyorum. Yine ben ilerlemeden affedersiniz ama mal gibi bekliyorlar. Nefret ediyorum. Her şey bana bağlı ilerliyor, en geriden 150 adam da vursanız ilerlemezseniz hiçbir anlamı olmuyor. Yani ileri doğru ölmeden koşmak adam vurmaktan daha mantıklı hale geliyor. (Senelerdir olduğu gibi.)

Yine farklı karakterlerin gözünden hikayemiz devam ediyor. Bir ABD kanadını, bir Birleşik Krallık timinde kendimizi buluyoruz. Ayrıca Arap direnişçilerinin başında bulunan ablamızın da geçmiş anılarını görüyoruz. Bu kısımlar hoşuma gitti. Çocukken Rusların nasıl işgale başladığını, ailesinin nasıl etkilendiğini, küçücük yaşta nasıl silah tutmaya başladıklarını, kardeşiyle beraber büyüyünce nasıl bir ilişkide olduklarını… Hepsini ve daha fazlasını karakterimizin gözünden oynayarak deneyimliyoruz. Klasik aksiyon tekrarcılığından bir nebze kurtarıp, oyunu daha çekici yapıyor.

Sniper ve Rusya

Yalnız ben şu gizlilik bölümlerinden nefret ediyorum. Bunun en önemli sebebi de hala konsolda FPS oynamaya alışamamış olmam! Sevgili okuyucu, hala beceremiyorum bu işi. Konsola geçtiğim zaman PC ile kıyasladığım yazı yazmıştım ve o yazıda da en çok zorlandığım durumun bu olduğunu belirtmiştim. 3 seneye yaklaşıyoruz hala bocalayabiliyorum. Gizlilik görevlerinde yakalanıp üstünüze karanlıkta onlarca asker koşunca heyecandan analogları anlamsızca çeviriyorum. Yılların fare-klavye alışkanlığı beni çok zorluyor. Normalde FPS oyunlarına PC incelemesi yapıyordum ama PC de eskidi artık yeni oyunları kaldırmıyor… Konsolda oynamak aşırı rahat üstelik, zorluyorum kendimi bu yüzden. Ya da konsollara fare-klavye desteğini en baştan donanım desteği olarak versinler de hep beraber kurtulalım.

Güya grafik motoru değişmiş ama görseller yine temel de aynı. Bu görseller kötü demek değil, aksine ben başarılı buldum. PS4’te ara sıra blur’laşma ve FPS düşüşleri yaşasam da oyun gayet güzel duruyor. Özellikle sinematiklerin görselliği gerçekçi boyutta. Hatta bir sahnede cidden kapalı alan korkum tetiklendi. (Sürpriz bozulmasın diye hangi kısım olduğunu söylemiyorum.)

Çoklu oyuncu kısmı ise her zamanki gibi CoD’un can damarı. Elden geçirilmiş Modern Warfare’de maalesef aradığımı bulamamıştım. Çünkü oynayan oyuncu diğer oyunlara göre nispeten çok daha azdı. Önceki farklı konseptlerde oyunlarda ise ben PC’de bile başarı gösteremedim. Özellikle uzayda geçen CoD oyunlarında beni darma duman etmişlerdi. Reflekslerim mi yavaşladı yaştan dolayı, nedir, millet çatır çutur oradan oraya zıplayıp bam güm vuruyorlardı. Halbuki fena Titanfall da oynamam ama, bilmiyorum. Şimdi ise hem orijinal oyunun izlerini ve temelini taşıyan hem de daha da geliştirilmiş bir çoklu oyuncu kısmı görüyoruz. İşte bu noktada gerçekten heyecanlanmaya başladım.

Kolsuz adam

FPS oynadığımıza ve bir de bu oyun günümüzde geçtiğine göre silahlar önemli bir nokta halini alıyor. Oyunda eskisine nazaran özelleştirme ve silah çeşitliliği daha da artmış. Normalde eski oyunlarda silahınıza belli sayıda eklenti yapabilirken, şimdi dokuz kategoride istediğiniz beş eklentiyi ya da özelliği ekleyebiliyorsunuz. Bu dokuz kategoride kendi içinde ayrılıyor ve güzel bir yelpaze ortaya çıkıyor. Tabii ki silahın yapısına göre her şeyi ekleyemiyorsunuz, o gerçekçilik de sağlanmış.

Eski CoD’a göre çoklu oyuncu yapısı biraz daha “Arcade” kısmından kurtulup gerçekçi yöne doğru kaymış ve bence CoD’a yakışmış. Tamamen gerçekçi bir durum söz konusu değil ama aradaki denge iyi oturtulmuş. Her yandan bir yazı, bilgi fışkırmıyor; ekran sade tutulmuş. Ben daha iyi bir vuruş hissiyatı edindim. Aferin Activision.

Oyun modları olarak klasikler yanında yeni fikirler de bulunuyor. İki takımın birbirine girdiği Team deathmatch, belli noktaları ele geçirmeye çalıştığımız Domination, vurduğumuz kişinin künyesini topladığımız Kill Confirmed, herkesin serbestçe takıldığı Free for All, bir nevi Counter-Strike modu görevi gören Search and Destroy yerli yerinde duruyor. Bunlara ek olarak ise ilk olarak favorim olan Gunfight’ı anlatmak istiyorum.

Gunfight benim en sevdiğim mod. Çünkü maçlar 2’ye 2 olarak küçük alanlarda dönüyor! Böylece hedef almadaki eksikliğimi bir nebze de olsa kapatabiliyorum. Bu modda sınıf seçmece yok. Herkes belirlenmiş silahlar ile ele başlıyor. Bu keskin nişancı tüfeği de olabilir, pistol da olabilir.  İki el sonra ise silahlar tekrar değişiyor. Eli kazanmak içinse kısa bir süre var. Eğer kimse birbirini vuramazsa ortadaki bayrağı ele geçiren kazanıyor. Bayrak da ele geçirilmezse en çok canı olan takım eli alıyor. Toplamda altıya ulaşan kazanıyor. Süre kısa, harita küçük hemen tadımlık oynayabiliyorsunuz. Harika!

Battlefield sevip CoD oynamak isteyenler için ise Ground War modu oyuna eklenmiş. 18 kişinin savaştığı bu modda tam olmasa da Battlefield sevdanızı giderebilirsiniz. Normalde de Battlefield’ın büyük savaşlarını sevmeyen birisi olarak bana çok çekici gelen bir mod değil. Realism ise tek kurşunda öldüğünüz, radarınızın ve göstergelerin kısıtlı olduğu mod. Eskiden çok oynardım ama konsolda şu an o seviyede oynayamıyorum. Headquarter ise bildiğimiz King of the Hill.

İlerleyen dönemde daha çok mod ekleyecekler ama kaç liraya satarlar hiçbir fikrim yok.

İhanet

Call of Duty anlayacağınız üzere her zamanki gibi. Geçmişte ne oynadıysanız daha cilalı olarak karşımızda. Ben uzun süreden sonra ilk defa bu kadar keyifle oynadım. Hikayesi sıradan fakat kısa ve aksiyon dolu olduğu için çoklu oyuncu tarafından önce iyi bir ısınma turu oluyor. Çoklu oyuncu kısmı ise benim eskiden beri aradığım eğlenceyi sağlıyor. Bu kadar serinin suyunun çıkarılmasından hiç hoşlanmasam da, serinin benim istediğim kıvama gelmesi beni mutlu etti. Daha uzun süre oyunu oynamaya devam edeceğim gibi duruyor. Ancak siz benim gibi orijinal Modern Warfare’e özlem duymuyorsanız size tavsiye etmiyorum. Çünkü oyun geçen senenin lacivertinden başka bir şey değil.

To be continued…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz