PlayStation 5 ilk dört konsoldan beri ilk kez ezber bozan teknolojilerle çıkışını yapmıştı. Bunların en önemlilerinden biri şüphesiz yüksek hızlı yüklemeler sunan SSD iken özellikle oynanış tarafını etkileyen teknolojiler ise kontrolcümüz Dual Sense’te bulunan dokunsal geri bildirim ve uyarlanabilir tetiklerdi. Öyle ki bu teknolojileri bize en iyi şekilde hissettirmek için Team Asobi, Astro’s Playroom adında konsolda ücretsiz şekilde yüklü gelen bir oyun dahi sunmuştu. 3-4 saatlik bu minik tecrübe oyuncular tarafından o kadar beğenildi ki Astro için çok daha büyük bir maceranın yolları göründü. Astro Bot inceleme yazımızda sizleri sevimli kahramanımızın artık galaksilere taşınan dev macerasına davet ediyoruz!

Biz sizi dost bilirdik?

Astro Bot’un hikayesi kahramanımızın uzay yolculuğu ile başlıyor. PlayStation 5 ile birebir aynı görünümde olan uzay gemisi bir ufo ile karşılaşıyor ve sevimsiz, iri kıyım bir uzaylı tarafından gemimizin işlemcisi çalınıyor, ardından oluşan bir patlama nedeniyle geminin kalan parçaları ve 300 mürettebatı da galaksinin çeşitli köşelerine savruluyor. Artık hurda kıvamındaki gemimizin ıssız bir gezegene çakılmasının ardından iş başa düşüyor ve Dual Sense kontrolcüsü şekilli uzay aracımıza (oyundaki adı Dual Speeder) atlayarak kayıp botları ve konsol, pardon “gemi” parçalarını aramaya başlıyoruz.

Astro Bot, 5 ana galaksiye dağılmış bölümler (ya da gezegenler) üzerinden ilerliyor. Her bölüm bulunmayı bekleyen kayıp botlar, yapboz parçaları ve bazen de Kayıp Galaksi adlı altıncı gizli bir galaksiye açılan portallar içeriyor. Oyunu ilerletmek için mümkün olduğunca çok bot bulmalısınız, zira galaksi sonlarındaki boss kilitlerini ve zamanla hub bölge haline dönüşen ilk gezegendeki çeşitli gizli rotaları belirli sayıda bot toplayarak açabiliyorsunuz.

Bot kullanma kılavuzu

Üç boyutlu platform türünde olan Astro Bot’ta başlığa adını veren kahramanız Astro’nun kontrolleri büyük ölçüde Astro’s Playroom’a benziyor. En temel iki fonksiyonumuz olan zıplama X tuşuyla, düşmanlara karşı mücadele için ilk başvuracağımız yöntem olan yumruk atma da kare tuşuyla gerçekleşiyor. Kareyi basılı tuttuğumuzda ise kısa bir şarjın ardından özel bir dönen saldırı yapabiliyoruz. Zıpladığımızda ikinci kez X tuşuna basarak ayaklarımızdan lazer çıkartıp biraz daha yükselebiliyoruz. Bu lazerler ayrıca düşmanlara zarar verebiliyor. Kalan oynanış unsurları ise bölümlere bağlı olan özel güçler ile şekilleniyor. Yeri geldiğinde sırtımıza bir roket alıp R2 ile gaza basıyoruz, yeri geliyor boks eldivenleri ile L2 – R2 kombinasyonunu kullanarak karşımıza çıkan her şeyi yumruk manyağı yapıyoruz. Kontrollere etki eden bir güçlendirme ya da oyun mekaniği ile karşılaştığınızda oyun hızlı ve anlaşılır bir şekilde sizi yönlendiriyor.

Astro’nun galaksi rehberi

Astro Bot barındırdığı her detay ile bize PlayStation markasının yaklaşık 30 yıllık geçmişini yaşatan bir oyun. Kurtardığınız özel kategorideki botların tamamı PlayStation konsollarında yer almış bir klasiğin ana karakteri olabilir; örneğin Metal Gear Solid’den Solid Snake, Legacy of Kain’den Raziel, Persona’dan Aegis, Bloodborne’dan Hunter, Resident Evil’dan Leon ya da Crash Bandicoot… Say say bitmeyecek ama gördüğünüzde tatlı anılarınızı canlandıracak bir sürü oyun karakteri…

Oyunda en beğendiğim kısımlar ise boss kapışmalarının ardından açılan V.I.P. Bot bölümleri. Bu bölümler için PlayStation markasını farklı kulvarlarda temsil eden, kimi nostalji olarak kimi ticari başarı kimi de güncel nesli temsil eden beş ağır fikri mülkiyetten derlenmiş: Ape Escape, God of War, Uncharted, Horizon Zero Dawn ve Loco Roco. Bu bölümlere girdiğinizde mevzubahis oyunun ana karakterinin şekline bürünüyorsunuz ve oynanış mekanikleriniz ona göre şekilleniyor. Örneğin Uncharted bölümünde Nathan Drake oluyorsunuz ve tabanca ile çatışmalara giriyorsunuz, God of War temalı bölümde Kratos’un görünümüne bürünerek baltanızı savuruyorsunuz ya da Loco Roco’da tamamen gyro ile çalışan kontrollere geçip dual sense kontrolcünüzü sağa sola yatırarak karakterinizi yuvarlıyorsunuz.

Her bölümde tamamen kendine has mekanikler olmasa dahi hepsi kendisini özel hissetirmeyi başarıyor. Oyunlara olan göndermeler, bölümün kendi içindeki dinamikleri, bazen de sadece güzel bir manzara sizi bir şekilde konsolun başında tutmayı başarıyor.

Teknik detaylar

Astro Bot tıpkı Astro’s Playroom gibi hem konsolun hem de Dual Sense kontrolcünün tüm teknik kabiliyetlerini dibini sıyırarak kullanan bir oyun. Artık teknik demo olmaktan sıyrılmış devasa bir macera haline dönmüş olan oyunda grafikleri incelediğimizde ilk dikkatimizi çeken bol partiküllü efektler, zengin çevre detayları ve etkileşim oluyor. Yansıma ve kırılmalar, obje detayları ve kaplama kalitesi titiz bir işçilikle işlenmiş. Zaman zaman karşımıza çıkan sıvı dinamikleri gerçek zamanlı etkileşime geçilebilen ve oyunun kendi görsel yapısı içinde gayet iyi duran bir yapıda.

Oyunda grafik ayarı bulunmuyor, bizzat yapabileceğinin en iyisini yaparak sabit saniye başı 60 kare hızı ile çalışıyor. Dinamik çözünürlük 1440p altına inmiyor ve genellikle 2160p, yani 4K değerinde oluyor. Yeri geldiğinde 300 botu canlı olarak tek ekran içinde görüntüleyebiliyor ve performansta zerre tekleme hissetmiyorsunuz. Oyunda tek gözüme çarpan detay gölgelerin bazı bölümlerde hafif pikselli gibi görünmesi oldu, dinamik ışıklandırma altında ağaç yaprakları gibi yarı geçirgen nesnelerin gölgelerinde özellikle farkettiğim bu ince ayrıntıyı yakından incelemediğiniz takdirde görmeniz ise oldukça zor. Özetle genele baktığımızda elimizde kusursuza yakın bir performans var.

Müzik konusunu da es geçmeyelim. 2004 yılından beri Little Big Planet, Tearaway, Heavenly Sword gibi yapımlarda çalışmış ve Astro’nun geçmiş oyunlarında da ses tasarımı ve müzik tarafında imzası bulunan Kenneth Young bu oyuna da harika bestler yapmış. Bölümlerin temasına uygun tatlı ve tekrara bindiğinde sıkmayan güzel parçalar oyunun keyfini katlıyor adeta.

Mini analiz & kapanış

Astro Bot’un keyifli yapısında şüphesiz büyük bir nostalji faktörü var. Bazılarının fanboy oyunu diye nitelendirebileceğine bile şimdiden eminim. Ancak işin aslı Team Asobi çalışanlarının nereden geldiğine baktığımızda belli oluyor. Yüzeyde Team Asobi 2012 yılında kurulmuş, Astro oyunları dışında da bir şey yapmamış gibi görünen bir stüdyo. Ama durumu biraz kazıdığımızda stüdyonun eski Japan Studio çalışanlarından oluştuğunu görüyoruz.

PlayStation markasıyla aynı yıl doğmuş olan Japan Studio yıllar boyunca hem başarılı hem de keyifli ve ilgi çekici oynanış mekaniklerine ev sahipliği yapmış oyunlara imza atan bir firma. 90’lardan faaliyetlerini sona erdirdiği 2021 yılına kadar başlıca oyunlarını kısaca bir analım: Arc the Lad, Parappa the Rapper, Wild Arms, Alundra, Ape Escape, Ico, Shadow of the Colossus, Loco Roco, Rogue Galaxy, Patapon, Forbidde Siren, Soul Sacrifice, Gravity Rush, The Last Guardian… Eğer konsol oyunculuğuna dün başlamamış bir PlayStation oyuncusuysanız listeyi gördüğünüz an aydınlanma yaşamanız kaçınılmaz. PlayStation’ın 30 yıllık ruhu bir bakıma Japan Studio üzerinden Team Asobi’ye, oradan da Astro Bot’a geçmiş durumda. Bunu da oyunu oynadığınız her an, dolaylı ya da dolaysız bir şekilde özümseyeceksiniz.

GENEL BAKIŞ
Görseller
9
Oynanış
9.5
Ses / Müzik
9.5
Performans
10
Önceki İçerikSony duyurdu: PS5 Pro tanıtımı 10 Eylül’de gerçekleşecek
Sonraki İçerikPlayStation aslında farklı bir isimle piyasaya sürülecekmiş
Emre Ozan Şirin
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 1984 doğumlu. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.
astro-bot-incelemePlayStation 5'in şu ana kadar çıkan en iyi özel oyunu olma potansiyelinin yanısıra PlayStation markasının 30 yıllık nostaljisini de sırtlayıp getirmiş, keyifli ve bol sürprizli bir oyun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz