Özellikle yakın dönem Life is Strange ile tanıdığımız Dontnod Entertainment şu ana kadarki en hırslı projeleri Vampyr ile karşımızda. Firmanın ilk rol yapma oyunu denemesi olan Vampyr, duyurulduğu günden bu yana merakla beklenen bir projeydi. 80 kişilik bir ekibin eseri olan oyun bizi gotik Londra sokaklarına davet ediyor, ancak gerek atmosfer, gerekse vampir mitosu gibi mevzuların hakkını verebiliyor mu?  Vampyr inceleme yazımızda oyunun tüm detaylarını masaya yatıracağız.


 

1918, Londra…

İngiltere’nin ispanyol gribinin pençesine düşmüş olduğu dönemde geçen oyunda, ana karakterimiz Jonathan Reid insanlara şifa dağıtmaya çalışmış olan bir doktor. Kendisi özellikle kan nakli konusunda çalışmalarıyla bilinen bir şahıs. Orduda sıhhiyeci olarak hizmet veren Jonathan'ın annesini tedavi edebilmek için Londra’ya dönmesi başına gelecek talihsiz olayların başlangıcı oluyor. Bir gece bir vampir tarafından saldırıya uğrayan ve ısırılan karakterimiz gözlerini açtığında kendini bir ceset yığınının içinde bulur. Oyunumuzun tam olarak başladığı bu noktada bir vampire dönüşmüş olduğumuzu fark ediyor ve gözlerimizi kör etmiş olan kan emme arzumuzu bastırmak için ilk kurbanımızın boynuna dişlerimizi geçiriyoruz… ama… o da nesi? Bu kişi kız kardeşimizden başkası değil! Pişmanlık ve öfkeyle yanıp tutuşan Jonathan bizi kimin vampir yaptığı, bu eylemin arkasında hangi nedenin yattığı gibi soruların cevabını aramaya koyuluyor. Bir yandan da ahlaki değerlerimiz doğrultusunda yeni yaşam biçimimize alışmaya çalışıyor ve insanların bizi bir canavar olarak gördüğü dünyada hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Oyunun dünyasına değinmişken, hikayede etkin olarak üç ırk karşımıza çıkıyor: Vampir, insan ve kurt adamlar. Vampyr’ın başarılı bir atmosferi olduğunu söyleyebilirim. Gerek ana hikayesi, gerekse araştırmayı ön planda tutan yan hikayeleri ile güzel bir bütünlük yakalanmış. Oyunda boş NPC yok denebilir. Dontnod Entertainment’tan beklenecek düzeyde sizi oldukça zorlayacak seçimler de bolca karşınıza çıkacak. Geneliyle iyi giden senaryo kurgusu, oyun boyunca gizemini ve temposunu da korumayı başarıyor. Zaten şu ana kadar hikaye odaklı oyunlar geliştiren bir firmadan da daha azı beklenemezdi. Bu konuda geçer not alan firma teknik konularda ise maalesef bu kadar parlak değil.


Mekanikler

Vampyr kağıt üzerinde bize bir rol yapma oyununun verebileceği her şeyi sunuyor. Yaşayan bir dünya, iyi hazırlanmış NPC’ler, seçimler ve karakter geliştirme… Ancak oynanış mekanikleri konusunda her oyuncuyu memnun edebilme potansiyeli yok. Öncelikle savaş mekanikleri çok detaylı değil, açıkçası yapımcılar bu konuda çok deneyimli olmadıkları için güvenli bir rotadan gitmeyi tercih etmişler gibi görünmekte. Kabaca Dark Souls benzeri; düşmana kilitlen, stamina harcayarak saldırı ve savunma yap şeklinde temelleri olan bir dövüş sistemi söz konusu. Oyunun başında tabanca ve kılıcımız ile savaşırken, kazandığımız tecrübe puanları ile pasif ve aktif yeteneklerimizi açıyor, oynanışı biraz daha farklı şekillere sokabiliyoruz. Bu yetenekleri açtıkça kan metremiz önem kazanmaya başlıyor, bir nevi MP barı da diyebiliriz, çeşitli yetenekleri kullanmak için bu barı harcıyoruz.  Çok detaylı olmayan yetenek ağacımız maalesef çok farklı tipte karakterler yapmamıza olanak tanımıyor, ancak eğlenceli yetenekler mevcut.

 

Özetle oyunun en çarpıcı mekanikleri hikaye ve karakterler üzerine kurgulu olanlar. Oyunun dünyasında yer alan her karakterin sosyal ilişkileri, ailesi ve bolca sırları var. İletişim, bir rol yapma oyununa yakışır şekilde ön planda ve bu karakterlerden öğrenebileceğiniz her şey oyunda size belirli konularda avantajlar getirebiliyor. Yani güç uğruna gelişigüzel insanların kanını emip öldürmek gibi bir yaklaşımınız olursa hem şehri terörize ediyor hem de keşfedebileceklerinizi sınırlamış oluyorsunuz. Bu durum da ana karakterimiz Jonathan’ın senaryo bazında içine düştüğü çelişkilere bir oyuncu olarak empati duymanızı sağlıyor.

Görseller & Performans

Net olalım, Vampyr görseller konusunda çok etkileyici değil. İyi bir atmosfere, derdini anlatacak kadar görsellere sahip. Yani grafik konusunu önplanda tutan oyuncuları çok etkileyemeyebilir, tabii rol yapma oyunu oynadığının bilincinde olan oyuncular için bu faktör çok önem taşımayacaktır. Yine de 3 sene önce çıkmış Witcher 3 gibi görsellerin de hakkını harika şekilde verebilmiş örnekleri hesaba katarsak bu konuda bir iç geçiriyoruz. Görsel kalitesi kadar, animasyonlar ve kapmalamar da zaman zaman vasat seviyesine inebiliyor maalesef. Oyunu test ettiğimiz süre boyunca firmanın deneyimsizliğini en çok bu konularda, üzülerek gözlemledik.

Performans konusu ise biraz piyango gibi. Konsollarda kaplama ve kare sayısı düşmesi gibi sıkıntılar raporlanırken PC tarafında ise kullandığınız sistem, oyunu HDD yerine SSD’ye kurmanız gibi durumlara bağlı olarak benzer şekilde yükleme süreleri, texture sıkıntıları yaşayabilirsiniz. En azından Steam’de gördüğümüz kadarıyla böyle. Biz GTX 1080 ekran kartı ve SSD kurulumu ile gerçekleştirdiğimiz testlerde 2k çözünürlükte oyunu sorunsuz şekilde deneyim edebildik.

 

Perde Kapanırken

Vampir mitosu üzerine yeterince güzel oyun gelmiyor sevgili okurlar. Açıkçası bu konuda tam anlamıyla memnun kalabildiğim son oyun, Vampire: The Masquerade – Bloodlines’ın çıkışı üzerinden tam 14 yıl geçmiş! Bilemiyorum; Blood, Legacy of Kain desem artık hatırlayan çıkmayacak neredeyse… Nedense çok ilginç şeyler çıkartılabilecek, ancak yapımcıların girişmeye çok cesaret edemediği bir tema. Sektör de zaten yaratıcılıktan git gide uzaklaşmaya başladı ki, bu da başla bir yazının konusu olur. Piyasadaki boşluğu tam manasıyla dolduramayacak olsa da karanlık teması, iyi hikayesi ve yaşayan dünyası ile öne çıkan Vampyr, özellikle bu tür oyunları seven oyuncuların bir şans vermesini hakediyor.

İncelememizi yaptığımız PC sürümünü satın almak için tıklayın.

DEĞERLENDİRME
Görseller
7.5
Oynanış
7
Hikaye / Sunum
9
Ses / Müzik
8.5
Eğlence Faktörü
7
Önceki İçerikSekiro: Shadows Die Twice nasıl bir oyun?
Sonraki İçerik“Henüz duyurulmamış PS4’e özel oyunlar var”
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 33 yaşında. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.