Need for Speed benim için çok geride kalan bir seri. Senelerdir oyunları biraz deneme dışında cidden başına oturup oynamadım. Yıllardır araba tutkumu simülasyon oyunlarıyla devam ettiriyorum. Need for Speed ise buna bir ara yaklaştı ama tutmayınca bıraktı. Seri  bana yıllardır çamurda debeleniyor gibi geliyor. Oyun dünyası değişti, dinamikler değişti, indirilebilir içerik furyası başladı… Need for Speed nedense bir noktadan sonra hiç değişmeye çalışmadı. Need for Speed Payback ‘te de aynı hissiyatı oyuna girer girmez yine yaşadım. Undercover’dan bu yana hiçbir şey değişmemiş gibi… Bol veryansınlı girişimizin ardından Need for Speed Payback inceleme Başlat Tuşu’nda karşınızda.

 

Need for Story

Need for Speed Payback tamamen arcade yapıda bir yarış oyunu. Bu sefer seri karşımıza önceki senelerde The Run ile birlikte denenilen hikaye odaklı bir oyun olarak çıkıyor. Ancak bu sefer hikaye cidden süre olarak uzun tutulmuş. Anlaşılan o ki seriyi ayakta tutmak için büyük bir çaba var. Ben ne kadar kendilerine yenilemediklerinden dem vursam da, kendi değişkenleri içinde bir dönüşüm var diyebiliriz.

Bir önceki oyunda eleştirilen yanlar düzeltilmeye çalışılmış, eksikler giderilmiş… gibi duruyor. Ama üzgünüm, Need for Speed’in hammadesindeki bileşenlerin formülü artık tutmuyor. Bu konuya oyunu anlattıktan sonra daha derinlemesine gireceğim.

Şimdi gelin ilk önce oyunun nasıl bir yapıda olduğundan bahsedeyim, sonra bu tartışmaya devam ederiz.

Tyler arabamı getir!

Dediğim gibi oyun hikaye bazlı ilerliyor ve bu oyunu “sinematikten sinematiğe araba sürmece” yapıyor. Ara sinematik, araba sür, sinematik girsin, hikaye devam etsin, sonra yine araba sür… Bu benim hiç hoşuma gitmedi. Sanki seçenek seçmek yerine araba sürdüğümüz bir Telltale oyunu oynuyormuş gibi hissettim.

Hikayeden dem vurmuşken kabaca bahsedeyim. Bir grup arkadaş ortaklarının ihaneti  sonucu başarısız bir soygun girişiminde bulunuyorlar. Sonrasında ise ana karakterimiz hapis ya da soygun yaptığı kişiye yardım ederek intikam peşine düşme arasında bir seçim yapmak durumunda kalıyor ve olaylar gelişiyor. Hikaye o kadar klişe, o kadar bayat ki hiç ilgimi çekmedi. Bir noktadan sonra sadece araba sürmek için sinematikleri geçmeye başladım. Ek olarak GTA V gibi farklı karakterler yönetmeyi getirmişler. Bu farklı karakterler de aslında farklı yarış türlerine odaklanmış durumda. Tyler başarım odaklı araçlarla sokak yarışçılığı yaparken, sevgili siyahi arkadaşımız drift odaklı bir araca sahip. Aslında şehir bölgelere ayrılmış ve her bölgede yönettiğimiz karakterle farklı yarış türlerine adım atabiliyoruz.

Şimdi başta demiştim ki hikaye uzun. Böyle olduktan sonra hikaye ne işe yarar ki? Hiçbir işe yaramıyor tabii ki. Bu noktadan sonra da oyunu kurtarabilecek araba sürüş dinamikleri belki oyunu kurtarabilir. Acaba kurtardı mı? Bir sonraki bölümde!

Kardeş sen kutu musun araba mı?

Tamam, Need for Speed’den gerçekçilik beklemiyorum doğal olarak. Ama arcade yapısının da bazı gerçekçi tarafları olmalıdır diye düşünüyorum. Burada amaç, zor olan araba sürme işlevini oyuncuya daha kolaylaştırarak onu araba sürdürebilir hale getirmektir. Simülasyon oyunlarında bu sürüş yardımlarıyla sağlanır. Oyun kendisi fren yapar, daha da süremiyorsanız direksiyonu da kendisi döndürür. Bir şekilde sizin oynayabilmenizi sağlar. Ama bu oyuncunun “oynama” hissiyatını azaltan bir unsurdur, bu nedenle de arcade oyunları kontrolü tamamen size vererek arabayı sürdürebilme amacı güder. Ancak fizik kurallarının oldukça dışına çıkmak, insanın gerçekçilik algısıyla dalga geçmek de artık oyun dünyasının literatürüne girmiş “kutu gibi araba” yorumunu bizlere yaptırıyor.

Bunu şöyle örneklendireyim: Her arabanın kendine has özellikleri vardır. Motorunun torku ve gücü, ağırlığı, aerodinamik yapıları vs. Siz bu ve çevre değişkenlerinin hepsini kullanıp bir arabanın ne kadar hızlandığını, maksimum hızını, hangi yokuşu nasıl çıkabileceğini… aklınıza gelebilecek her şeyi çok düşük hata oranlarıyla hesaplayabilirsiniz. Bir arcade yarış oyunu yaparken, normalde 200 km/sa ile alamayacağınız bir virajı oyuncuya aldırabilirsiniz. Oyuncu “Ben bu virajı normalde alamazdım hacım, yapacağınız oyuna puuu.” demez. Zaten anlayamaz. Bu örnekte gibi çeşitli şekillerde araba sürüşünü kolaylaştırabilirsiniz ve ortaya birçok kişinin oynayabileceği bir yarış oyunu çıkarabilirsiniz.

Ama bu Need for Speed’de benim okuduğum bölümü bırakasım geldi. Tamam, her şeyi geçtim, normalde daha hızlı olmam gereken yarış çizgisinde nedense daha yavaş kalabiliyorum. Çünkü oyunun benden istediği şey illa drift yaparak virajları alayım. Ya niye arkadaş? Neden bana böyle bir zorunluluk dikte ediyorsun? Ben usul usul çizgimde gidiyorum işte, niye illa el freni kullandırtmaya çalışıyorsun? İsteyen yanlaya yanlaya dönsün, benim ona lafım yok ancak burada oyuncuya dikte edilen şeyden yakınıyorum.

Yavrucum sen de tabletimi getir bana.

Oyun bu anlattığım yapısıyla kocaman bir mobil oyun gibi duruyor. PC veya konsol için çok hafif kalmış durumda. Arcade oyun istiyorsak, bunun en güzel örneğini Forza yapıyor. Hatta son Forza mükemmel bir örnek. Benim gibi simülasyoncuları mutlu etmedi ama diğer oyuncular için biçilmiş kaftan. Yatarken kontrolcü ile araba sürmek istiyorsanız Forza’dan iyisi yok.

Pist konsepti dışına çıkmak isterseniz de yine Forza’da karşılık bulabileceğiniz gibi Burnout gibi eski ama hala günümüzdeki oyunlara kafa tutabilecek bir oyun var. Vur, kır, parçala konseptiyle hem de arcade dinamikleriyle çok başarılı ve benim de çok keyif aldığım bir oyundu.

İşte bu anlattıklarımdan sonra yarıda bıraktığım konuya dönebilirim. Need for Speed artık bu yapıda olmuyor, tutmuyor ve zayıf. 20 yılı aşkındır hayatta olan bir seriden bahsediyoruz, hala tutmamış şeyleri ısrarla denemeye çalışıyorlar. Bu seriyi ısrarla yaşatmak istiyorsan, çok uzağa gitmene de gerek yok; Underground’un remake’ini yap, çok daha fazla iş görür. Hikayen vasatın altında, araba sürüşü berbatın altında, araba modellemeleri de bildiğin oyuncak araba gibi duruyor. Ben bu oyunu bir yerden kurtarmaya çalışsam da olmuyor.

Çeşitlilik eklemeye çalışmışlar, işte arada polis kovalıyor bizi falan. Ya bir kaçış sahnesini bu kadar lineer yapmayı becerebilmek herhalde çok daha faza efor gerektirir. Yıllardır bize yedirmeye çalıştığınız yapay zekayı artık bırakın, cidden yeter. Ne kadar iyi oynarsan oyna arkadanki arabanın sana bir şekilde yaklaşması, çok geride kalırsan öndekilerin de yavaşlaması, atlattığın polisin bir anda poponun dibinde belirmesi… Gerizekalı mıyız biz? Oyun oynarken anlamıyor muyuz bunu? Zekamıza resmen hakaret ediyorlar ve yıllardır da utanmadan aynı şeyi yapıyorlar.

Seneeeee 1997.

Oyunun teknik başarımı da vasat. Sen git yarış oyunun konsolda 30 kare/saniye yap. Ahahaha. Arkadaşım, 300 km/sa hızla ilerliyorum ben, 30 kare/saniye’de etraf nasıl gözüküyor hiç mi bakmadın ekrana? Bir yarış ve spor oyununun minimum 60 kare/saniye yapılması gerektiğini yıllardır öğrenemedin mi? Yıl olmuş 2017, hala ben bunun eleştirisini yapıyorum ya, cidden inanamıyorum.

Görseller konusunda ise çok uğraştık falan demişlerdi bu oyun için ama yıllardır Need for Speed’in klasik “ıslak şehir” hissiyatı tam gaz devam ediyor. Şehir sanki çok nemli yerde kalmış, yerler kaygan gibi bir görüntü var. Bu sefer bir önceki oyundan farklı olarak gündüz de var ama geçişler hiç hissedilmiyor. Bunun sebebi de sinematik döngü. Gündüz yarışıyorsunuz, sinematik görüyor ve sürpriz! Gece olmuş bile. Bir de genel olarak her şey oyuncak gibi duruyor. Sanki minyatür bir şehir içerisinde oyuncak araba sürüyoruz gibi…

PC tarafında ise durduk yere atlamalar yaşanıyor. Normalde akıcı şekilde oynuyorum ama virajın ortasında çat kare atlıyor. O sırada duvarla selamlaşmışım zaten.

Görsel hatalara falan girmeme gerek yok, yarış oyunu yapıyorsan ilk önce doğru düzgün kare/saniye sunacaksın. İlk onu hallet, diğer konuları sonra devamını da konuşuruz.

Otur yavrucum, sıfır.

Yani anlayacağınız serinin eski oyunlarını oynamış bir oyuncuysanız Need for Speed Payback’i gönül rahatlığıyla tavsiye edemem. Oyunu “şu yüzden belki oynayabilirsiniz.” diyeceğim hiçbir tarafı yok. Ne hikaye, ne araba dinamikleri, ne görseller… Müsaadenizle şimdi ben Alt+F4 yapıp, oyunu SSD’mden kalıcı olarak silmeye gidiyorum. Sanırım baytlarım ağlıyor. Ben de bayılmadan gidip biraz Gran Turismo oynayım da, kendime geleyim.

Bu arada eskiden Need for Speed’ten ne efsaneler çıkmış ve sonrasında marka nasıl çöküşe geçmiş, Need for Speed Tarihi yazı dizimizle serinin hikayesini okuyabilirsiniz.

Oyunun PC sürümünü Playstore üzerinden temin etmek için tıklayın.