- Advertisement -

Little Nightmares inceleme

Bu senenin en iyi oyunlarından biri, gece yarısı yatak odamızda sessiz sedasız kıpırdayan bir gölge gibi yaklaştı ve tepemizde bir anlığına dikilip göz kapaklarımızdan en derin rüyalarımıza doğru aktı.

Little Nightmares inceleme: Ne olur tut ellerimi...
Ne olur tut ellerimi…

 

Little Nightmares... Adını bu kadar iyi yansıtan çok fazla oyun olduğunu düşünmüyorum. İsveçli Tarsier Studios (LittleBigPlanet 3, Tearaway Unfolded) tarafından geliştirilen, Bandai Namco tarafından dağıtımı yapılan oyun çocukluk kabuslarımızdan fırlamış görsellerle ve gerilimi sürekli en tepede tutan ses tasarımıyla bize gündüz vakti ufak kabuslar gördürmek için elinden geleni ardına koymuyor.

Little Nightmares inceleme: Yatağın sahibi geldi
Yatağın sahibi geldi

İyi Saatte Olsunlarla Yakınlaşmalar

Hikayelerini görselliğiyle ve hatta sesleriyle anlatan oyunları severim. Uzun uzun açıklamalara, ara sahnelere, diyaloglara gerek kalmadan, hayal dünyamızı zorlayarak zihnimizde olası hikayeler canlanmasını sağlayan oyunlar yapmak ustalık ister. Little Nightmares’te de son dakikalarına kadar durum bu şekilde ilerliyor. Rüyasında beyaz maskeli ürkütücü bir kadının kendisine baktığını gördükten sonra bir bavulun üstünde uyanan ana karakterimiz, kabuslardan elde edilmiş gibi gözüken malzemelerden üretilmiş devasa bir oyuncak evinde buluyor kendisini. Yüzü dahil vücudunun büyük bir kısmını saklayan şirin mi şirin sarı yağmurluğu ve incecik bacaklarıyla etrafta gezinen bu kırılgan arkadaşımızın ismi Six. Kendisi bir şekilde Maw isimli, büyük kısmı denizin altında yer alan devasa bir yapıda gözlerini açıyor. Bu isimler oyunda geçmiyor fakat oyunun resmi sitesinde yer alıyor. Maw’ın soğuk koridorlarına, acayip mobilyalarla döşenmiş yüzlerce odasına ve buranın hiç de tekin olmayan sakinlerine doğru ilk adımlarımızı atıyoruz. Tüm bu deliliğin içinden sıyrılıp geçmeli, özgürlüğümüze uzanan bu yolda hayatta kalmalıyız.

Little Nightmares inceleme: Her kapının ardında başka bir kabus
Her kapının ardında başka bir kabus

“Acaba ne tür bir yapının içinde, hangi nedenle kısılı kaldık? Burada neler oluyor? Peki buradan kurtulursak neler olacak?” gibi sorularımız oyunda ilerledikçe artarken, bazı sorularımıza da yavaş yavaş yanıtlar bulmaya başlıyoruz. Bu çarpık bir zihnin ürünü olan tekinsiz dünyada hiç kimse masum değil. Hatta sarı yağmurluğuyla etrafta koşturan şu kızcağız bile…

Little Nightmares inceleme: Paylaşmak güzeldir
Paylaşmak güzeldir

Kabuslardan Kaçış

Bu hastalıklı gerçeklikten kaçışımızda birbirinden farklı mekanları geride bırakırken ufak platform bulmacalarını çözmemiz gerekiyor. Bu bulmacalar Limbo kadar olmasa da Inside‘takilerle eş değer düzeyde. Tuzaklardan kurtulmak, gideceğimiz yolu bulmak, kilitli kapılar için anahtar bulmak ve en önemlisi de mekanın korkunç sakinlerinden uzak durmak… Benzer “ilerlemeli” oyunlarda olduğu gibi, Little Nightmares’in de çok tanıdık bir kontrol şeması bulunuyor. 2D bir düzlemde geçiyor gibi gözüken oyunda sağa ve sola hareketin yanında aslında kameraya doğru veya tam ters yönde gidebilme olanağı da mevcut. Yani tam olarak bir 2D düzlemden ziyade LittleBigPlanet benzeri bir oynanıştan bahsediyorum. Hareket dışında, basılı tutarak koşmamızı sağlayan bir tuş, zıplama tuşu, bir şeylerin altına veya havalandırma deliklerine girebilmek için eğilme tuşu, tutunma/tutma tuşu ve bir de karanlıkta önümüzü görmek ve gaz lambalarını yakmak için küçük zippo çakmağımızı yakmamızı sağlayan bir tuş bulunuyor. Büyük bir boşluktan atlamak için koşma tuşuna basılı tutuyoruz, ardından zıplama tuşuna basıyoruz ve karşı tarafa tutunmak için tutunma tuşuna basılı tutmamız gerekiyor. Yani, zıplamakla iş bitmiyor. Bu tutunma tuşu, yine basılı tutarak belirli yerlere tırmanmamızı veya çevredeki objeleri yerden alıp taşımamızı sağlıyor. Ayrıca, örneğin boyumuzun yetmediği bir asansör düğmesine basabilmek için yerden aldığımız bir terliği veya oyuncağı zıplama tuşuna basarak bu düğmeye doğru fırlatabiliyoruz.

Bu tür platform öğelerinin yanı sıra, uzun kollu bekçi veya ikiz aşçılar gibi mekanın sakinlerinin yanından geçmeye çalışırken gizlilik yeteneklerimizi kullanmamız gerekiyor. Oyundaki bu tipler günlük işlerini yapan ama bunları yaparken bile korkunç olmayı başarabilen tipler. Ayrıca yabancılardan ve küçük kaçaklardan hiç hoşlanmıyorlar. Bu yüzden yanlarından eğilerek geçmeli, sehpaların altına saklanmalı ve işimizi gizlice halletmeliyiz. Koku alma ve duyma konusunda çok yetenekli olduklarından, etrafta olduğumuzu kolayca anlayıp peşimize düşebiliyorlar.

Little Nightmares inceleme: Akşam yemekte ne var acaba?
Akşam yemekte ne var acaba?

Platform bulmacalarını çözmek epey kolay. Bir kez öldüğünüz yerde bir daha kolay kolay ölmüyorsunuz. Yani oyun sizi çok uğraştırmıyor. Fakat hem oyunun geneline başarıyla yedirilmiş korku hissi, hem de heyecanlı kovalamaca sekansları oyuncuyu diken üstünde tutmaya yetiyor.

Burada Hepimiz Deliyiz

Little Nightmares’in en güçlü olduğu noktalardan birisi, muhteşem bir sanat yönetimiyle harmanlanmış grafikleri. Oyunu oynarken sanki ürkütücü bir animasyon filminin içinde hissediyorsunuz. Sıradan mekanlar ve eşyaların abartılı ve grotesk biçimlerde tasarlanması, tedirginlik yaratan renk paleti, çeşitli filtre ve efektlerin ustalıkla kullanımı oyunu başka boyutlara taşımış durumda. Ayrıca gerilimi üst seviyede tutan ses efektleriyle de oyun tüm övgüleri hak ediyor.
Little Nightmares inceleme

Bu türün öncülerinden Limbo ile oldukça benzerlik gösteren Little Nightmares, sonlara yaklaştıkça belirginleşen hikaye parçaları ve şok edici sahneleriyle iyiden iyiye Inside’a benzemeye başlıyor. Oyun, Playdead’in geçen sene çıkarttığı ve büyük beğeni toplayan Inside’da yaşadığımız şoka benzer sürprizlerle bizleri unutulmaz bir deneyime çağırıyor. İçerdiği rahatsız edici temalar, karakter gelişimi ve görsel tasarım seçimleri; aslında görünenden çok daha fazlasını anlatıyor. Hatta bana göre oyun, son bölümlere doğru Miyazaki’nin ünlü filmi Ruhların Kaçışı‘na benzer bir havaya bürünüyor. Sarı montlu küçük kızımız bu yolculuğun sonlarında, artık en baştaki masumiyetini kaybetmiş oluyor. Mekanlarla, olaylarla ve bizimle birlikte o da değişiyor. Maw’ın gerçek yüzü ortaya çıktıkça, dış dünyanın da aslında gerçek yüzünü görmeye başlıyoruz. Maw’dan kurtulduğumuzda bizi karşılayacak dış dünya da aslında bu kabusun bir uzantısından başka bir şey olmayabilir. O yüzden bu gerilimli yolculuk belki de bir bakıma bizi dış dünyaya ve hayatımızın geri kalanına hazırlama işlevi görüyor. İşte tam bu noktada, bu tür düşüncelere dalmışken bir de bakıyoruz ki oyun bitmiş…

Little Nightmares inceleme: Ünlü olmak kolay değil
Ünlü olmak kolay değil

Evet, bu oyun çok kısa. O kadar kısa ki “acaba verdiğim paraya değdi mi?” dedirtiyor. Belki de oyunun en büyük eksisi oyunun 3 saat sürmesi. Fakat bu 3 saat içinde bize yaşattıklarını düşündüğümüzde ve bir de oyunun oldukça uygun fiyatını göz önünde bulundurduğumuzda kısalığın bu kadar da önemli olmadığını düşünüyorum. Inside da aşağı yukarı bu kadar sürüyordu ve çok fazla kişi bunu sorun etmedi. Tek canımı sıkan şey bu harika işlenmiş çarpık dünyanın geri kalan kısmını ve bize sunabilecek başka deliliklerini göremeyecek olmamız.

Bir diğer affedilebilir eksi ise; kontrollerin bazen sinir bozucu derecede sapıtması olabilir. Özellikle kovalamaca sekanslarında son anda zıplayıp bir delikten içeri geçmeniz gerekirken, Six’in o deliğin kenarlarına takılması ve arkamızdan gelen korkunç varlığın bizi anında yakalayıp öldürmesi sinir bozucu olabiliyor.

Uyanmadan Önceki Son Sayıklamalar

Little Nightmares, vermek istediği korku öğesini “böh” diye korkutmadan sağlam atmosferiyle verebilen; sanat eseri sayılabilecek kalitede görsel ve işitsel ustalığa sahip; kısa fakat yoğun bir deneyim sunan mütevazı bir oyun. Bandai Namco’nun orta halli reklam çalışmalarına rağmen gözünüzden kolayca kaçabilecek bir hazine. Aslında geçen senenin Inside’ı gibi yılın oyunu olmaya aday gösterilebilecek bir eser. Fakat 2017’nin ilk yarısı dolmadan o kadar çok kaliteli oyun gördük ki, maalesef Little Nightmares kendisini bu devasa rakipleri arasında gösteremeyecek. Ni-Oh, Nier, Resident Evil VII, Zelda, Persona 5, Horizon gibi büyük oyunların içerisinden sıyrılması bence çok zor. Fakat yine de kısacık kalan oynanışına rağmen cesaretini kaybetmeden boyundan büyük işlere kalkışmış ve iyi de etmiş.

Limbo, Inside, Never Alone, Monochroma gibi oyunları ve Silent Hill benzeri atmosferleri seviyorsanız buna bayılacaksınız. Tarsier Studios’u gelecekte bu kalitede fakat daha uzun ve daha iddialı oyunlarda görmek için sabırsızlanıyorum.

Little Nightmares’i uygun bir fiyata Playstore’dan alabilirsiniz.