Into the Breach inceleme

Sıra tabanlı oyunları sevdiğimi bilmeyen kalmadı sanırım. (Yoksa siz daha bilmiyor musunuz? Eski yazılarıma şuradan ulaşabilirsiniz!) Gerçek zamanlı oyunları beceremediğimi de bilmeyen kalmadı sanırım. (Yoksa siz daha…) Küçük ama etkili oyunlardan olan Faster Than Light (FTL) rastgele mekanikleriyle kendini hem çok sevdirmişti hem de saç baş yoldurtmuştu. Sevgi-nefret ilişkisi yaşadığımız bu oyunun yapımcılarından sıra tabanlı yeni bir oyun geldi. Into the Breach inceleme Başlat Tuşu ‘nda karşınızda.

Böceklerden hiç haz almam.

Subset Games yine beni heyecanlandırıp coşturdu sevgili okuyucu. FTL’nin (Evet, “eftiel” diye değil “fetele” diye okudum.) mirasını devam ettiren Into the Breach, yine piksel görsellere sahip ve roguelike temelleri üstüne kurulmuş durumda. Böcekler bölgelerimize saldırıyor, biz ise robotlarımızla birlikte sivil insanları ve binalarımızı korumaya çalışıyoruz.

Oyunun temeli sıra tabanlı mekaniklerden oluştuğunu söylemiştim. (İki cümle önce.) Üç adet robot seçerek takım oluşturuyoruz ve mide bulandırıcı böceklerle savaşıyoruz. İlk başta tank, topçu ve yakın dövüşen robotlara sahip bir takımla başlıyor; oyunda ilerledikçe takımınızı değiştirebiliyorsunuz. İlerlemek ise oyunun başarımlarını tamamlamanıza bağlı, başarım aldıkça yıldız kazanıyor ve yıldız sayınıza göre oyundaki özellikleri açabiliyorsunuz.

Böcekleri sevmiyorum.

Oyun doğası gereği bazı yönlerden rastgele işliyor. Oyun size belli bölgeler veriyor ve bu bölgeler tehdit altında. Bizim görevimiz ise bu tehditleri böceklerden temizlemek. (Böcek spreyi işe yarar mı belki?) Görevler bazen bir özel istasyonu korumak, bazen şehirden geçen bir treni korumak, bazen robotlarınızı hiç hasar almaması gibi oluyor. Bazı görevler size yıldız kazandırırken, bazıları ana güç kaynağınıza can ekliyor. Şimdi tabii ki doğal olarak ana güç kaynağı nedir diyeceksiniz. Oyunda asıl görevimiz aslında ana güç kaynağımızı yok ettirtmemek. Ana güç kaynağımız şehirdeki binalar hasar aldıkça hasar alıyor ve eğer canı sıfırlanırsa “Game Over”. O yüzden sivilleri korumak önemli!

Köklerine kibrit suyu.

Oyun özellikle “Hard” zorluk seviyesinde çok zorlayıcı. Bir de aynı FTL’de olduğu gibi rastgele oyuncu düşmanı hamleleri denk gelince bazen saç baş yoluyorsunuz. Ama bazen de bölümler şansınıza çok kolay denk gelebiliyor. Yani neyle karşılaşacağınız tam bir muamma.

Savaşlar tur sınırlı oluyor. Bu şu demek, bütün böcekleri öldürmek zorunda değilsiniz. Atıyorum; eğer o savaş 5 turluk ise, 5 tur sonra böcekler kaçıyor ve siz kazanmış oluyorsunuz. Bu detay önemli, çünkü her zaman böceklere saldırmak ya da öldürmek iyi bir seçenek değil. Saldırılarını boşa çıkarmak da çok iyi bir seçenek olabiliyor.

Aslında bir sıra tabanlı oyuna göre çok basit mekaniklere sahip bir oyun Into the Breach. Ancak bir şekilde bu sıradanlıktan sıyrılmayı başarmış. Alt tarafı üç adet robot yönetiyorsunuz ama bazı turlar oturup uzun uzun düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Böceklerin bir sonraki tur nereyi saldırmak için hedef aldığı, yeni böceklerin nerede doğacağı gibi bilgileri tur sıranızda görüyorsunuz ve bu nedenle birçok değişkeni belirlemek sizin elinizde olduğu için bazı durumlar detaylı düşünmeyi gerektiriyor.

Böceklerden haz almıyorum.

Böcekler, tiksinç varlıklar… Bazıları yakından vuruyor, bazıları uzaktan tükürüyor, bazısı da diğer böceklere “buff” dediğimiz artı özellikler veriyor. O böceği öldürmedikçe o fayda böceklerden gitmiyor. Ona dikkat edin. Ama bazıları suya düşünce direkt ölebiliyor, salaklar.

Robotlarımızı yöneten pilotlarımız her başarılı savaşından sonra ise deneyim puanı alıyor. Bu deneyim puanlarıyla birlikte daha fazla hasar verme, daha uzak yerlere hareket etme gibi yeteneklere kavuşabiliyorlar. O yüzden pilotlarınıza iyi bakın, onları sevin ve ölmelerine izin vermeyin.

Bir günde 27 ısırık.

Oyun genel bütüne bakıldığında ada ada ilerliyor. Her adanın ise kendi bölgeleri oluyor. Bölgeleri tek tek güvenli hale getirilmeniz patronlarınız tarafından bekleniyor. Dediğim gibi her bölgenin belli görevleri oluyor, yıldız ve ana güç kaynağınıza can alabilmek için bu görevleri tamamlamanız gerekiyor. Yine de görevleri yapmak zorunda değilsiniz, bölgeyi güvenli hale getirmeniz de yeterli. Ancak bu durumda git gide güçlenen böceklerden ve can kaybeden güç kaynağınızdan dolayı çok çok daha zorlanacağınız aşikar. O yüzden görevler önemli.

Adada belli sayıda bölgeyi güvenli hale getirdiğiniz zaman ise böcekler direkt karargahınıza saldırabiliyor. Bu noktada bir sonraki bölge olarak karargahınıza gitmeniz gerekiyor. Bölüm sonu diyebileceğimiz bu son savaş tabii ki bir “boss” böcek de içeriyor. Yine bu ana kraliçe böceği öldürmek zorunda değilsiniz ama kendisi çok fazla hasar veriyor, çoğu zaman robotlara tek atabiliyor. Bir de dört bir yana tükürebiliyor namussuz!

Böceklerden nefret ediyorum.

Bir adayı tamamen güvenli hale getirdikten sonra ise yıldızlarınızı çeşitli katkılara harcayabiliyorsunuz. Ana güç kaynağınıza can ekleyebilir (Canı tamamen doluysa savunmasını arttırabilirsiniz.), yeni silahlar ve donanımlar edinebilirsiniz. Ada sonrası yıldızlarınızı harcamayı unutmayın!

Gel valla öpcem.

Into the Breach harika bir oyun. Özellikle FTL’yi sevenler bu oyuna da bayılacaklar. Zaten 25 lira gibi ucuz fiyatı var, bir de oyunu 6 Mart tarihinden önce alırsanız FTL’yi de yanında bedava veriyorlar! (FTL sahibiyseniz envanterinize ekleniyor. Böylece arkadaşınız böyle muhteşem bir oyundan mahrum bırakmayabilirsiniz.) Ben olsam bu yazıyı okumaya devam bile etmem, şuradan oyunu satın almaya giderim. Yoksa sen hala yazıyı okumaya devam mı ediyorsun? Bak hala devam ediyor…