Capcom imzalı Resident Evil ya da Japonya’daki adıyla Biohazard bu sene tam 30 yaşına basan köklü bir korku oyunu serisi. Ölümcül bir virüsün pençesinde dönüşüme uğramış zombiler ve mutant yaratıklarla sınırlı cephane ve bol adrenalin eşliğinde mücadele ettiğimiz seri, 2005 yılında çıkışını yapan Resident Evil 4 ile zirvesini yapmış ve teknik olarak oyun sektöründe üçüncü şahıs kamera açılı oynanış dinamiklerinde devrim gerçekleştirmişti. Bu büyük başarının sonrasında devam oyunlarının korku öğelerini bastıracak düzeyde aksiyona kayması oyuncuları mutsuz etmeye başladı. Serinin en başarısız oyunu kabul edilen 2012 yapımı Resident Evil 6 sonrasında ana seriye uzun süre dokunmayan Capcom, 2017 yılında bize büyük bir sürpriz yaşattı: Büyük bir değişikliğe gidilerek birinci şahıs kamera, aksiyondan uzaklaşmış ve korku faktörünü tekrar kucaklamış bir yapı ile Resident Evil 7, oyuncuların seriye olan inancını tazeledi. Ethan Winters adlı yeni bir karakterin hikâyesini konu alan Resident Evil 7 ve 8, harika oyunlar olmasına karşın seriyi uzun süredir takip eden oyuncuları muhtemelen bir konuda memnun edemiyordu: Nostalji faktörü. Özellikle ilk üç oyun Leon S. Kennedy, Jill Valentine, Chris Redfield ve Ada Wong gibi akılda iyi tasarlanmış, akılda kalıcı karakterlere ev sahipliği yapmıştı ki bu arkadaşları devam oyunlarında da bazen başrolde bazen de yan rollerde görmeye devam ettik. Elbette yine bu oyunların geçtiği Raccoon City’i de unutmamak lazım; korku oyunu denilince Silent Hill’in ardından aklıma ilk gelen lokasyondur. Yakın dönem gelen çeşitli yeniden yapım projeleri ile hem bu karakterlerle hem de Raccon City ile biraz özlem giderdik. Öte yandan Ethan’ın hikâyesi sona ermiş ve Capcom için ileriye doğru bir adım atma vakti gelmişti. İşte tam bu noktada uzun bir liste halinde birikmiş beklentilerimizi karşılama misyonunu üstlenecek olan o oyun geldi. Resident Evil Requiem inceleme yazımızda 30 yıllık serinin geldiği son noktayı tüm detaylarıyla masaya yatırıyoruz. Endişeli okur için not: Yazıda spoiler yer almayacaktır. 

Resident Evil Requiem - Reveal Trailer

Geçmişe ağıt

Resident Evil Requiem ilk duyurulduğu andan itibaren ilgimi fazlasıyla çeken bir proje olmuştu. Requiem, seriyi köklerine, yani dünyayı sarsan biyolojik felaketin başladığı Raccoon City‘ye geri götürüyordu. Tanıtılan ilk ana karakter Grace, ilk kez bu oyunda görünse de Resident Evil Outbreak’ten Alyssa Ashcroft’tu. Henüz ilk fragman oyuncuların heyecan dolu teoriler türetmesine olanak tanımışken ikinci ana karakterin serinin en popüler yüzlerinden Leon S. Kennedy olması da özellikle oynanış tarafındaki beklentileri yükseltti. Çömez bir FBI ajanı olan Grace ile oldukça çaresiz ve korku dolu anlar yaşayacak, Leon ile de ortalığı kırıp geçirecektik. Peki bu söz tutulabildi mi? Kesinlikle evet! Detaylarına yazının ilerleyen kısımlarında gireceğim. Önce hikâyemize bir bakış atalım:

Resident Evil Requiem’in hikâyesi, T-virüsü ve ondan türetilen G-virüsünün bir şekilde insanlara ve hayvanlara bulaşması sonra mahşer yerine dönen ve finalde de bombalanarak harabeye çevrilen Raccoon City olaylarının 28 yıl sonrasında geçiyor. T-virüsü gizemli bir şekilde Raccoon City vakalarından kurtulabilen insanları tekrar pençesine almakta ve onları ölüme sürüklemektedir. Olayların son gözlemlendiği terk edilmiş Wrenwood Oteli’ni incelemek için gönderilen Grace, bu uzun Umbrella şirketinin yarattığı bu uzun biyolojik terör sürecinin içinde olan ve hâlâ gizli çalışmalarına devam eden bilim adamı Victor Gideon tarafından kaçırılır. Leon ise vücudunu yavaş yavaş sarmaya başlayan T-virüsüne bir çözüm bulmak ve Gideon’un planlarını alt etmek üzere yollara düşmüştür. Gelişen olaylar çerçevesinde Grace ve Leon kendilerini Rhodes Hill Kronik Bakım Merkezi’nde bulurlar. 

Oyun teknik olarak iki büyük kısımdan oluşuyor diyebiliriz. Bakım Merkezi ve Raccoon City. Bakım Merkezi RE1’deki Trevor Malikanesi ve RE2’deki karakoldakine çok yakın bir his verirken Raccoon City’de geçen kısımlarda biraz daha özgür şekilde, çeşitli yapılara gire çıka ilerliyoruz. Özellikle ikinci yarıda eski oyunları oynayanlar ya da aşina olanlar için nostalji yüklü anlar tasarlanmış. 

Resident Evil Requiem - 2nd Trailer

Madalyonun iki yüzü

Requiem, hikâyenin gidişatına bağlı olarak Grace ve Leon arasında geçiş yapan bir yapıya sahip, yani istediğimiz an geçiş yapamıyoruz. Oyun çıkmadan önce geliştiriciler Leon ve Grace’in eşit bir oynanış süresine sahip olduklarını söylemişti. Bu teoride doğru ancak özellikle ilk yarıda Grace daha sık ve uzun soluklu oynanış sekanslarına sahipken Leon aralarda tadımlık dahil oluyor diyebiliriz. İkinci yarıda ise spot ışığı kesinlikle Leon’un üzerinde. Bu iyi bir tercih olmuş diyebilirim. Bakım merkezi şu ana kadar seride gördüğüm en keyifli üç haritadan birine sahip ve Grace bu bölge için en ideal karakter. Karanlık koridorlarda el fenerimizle korka korka ilerlerken sınırlı cephanemiz ve Leon’un bize emanet ettiği, eski oyunlardaki magnum’un daha gelişmiş ve modifiyeli bir versiyonu olan Requiem adlı silah ile kendimizi türlü tehditlere karşı korumaya ve bu bölgeden kurtulmaya çalışıyoruz. 

Grace ayrıca zombilerin enfekte kanını bir enjektörle toplayıp civarda bulacağınız hurda ve şifalı otlarla karıştırarak pek çok nesneye çevirebiliyor. Özellikle hemolytic injector ile düşmanları arkadan gafil avlayıp tek hamlede yok edebiliyorsunuz ki çok hayati öneme sahip. Bunun yanı sıra Grace’in silah kullanma becerisini ve sağlık değerini yükselten bazı kalıcı güçlendiriciler de bu şekilde elde edilebiliyor. Tabii hem enfekte kan hem de karışımda kullanacağınız nesneler çok az olduğu için aralarında tercih yapmanız ve sınırlı kaynaklarınızı içinde bulunduğunuz duruma göre en iyi şekilde değerlendirmeniz gerekiyor. Bazı kombinasyonları öğrenebilmek için kan örnekleri bulmanız ve bunları mikroskopla analiz etmeniz gerekiyor. Oluşturabileceğiniz eşyaların listesi ise şu şekilde:

  • Mixed Herb (G+G): 2x Green Herbs
  • Mixed Herb (G+G+G): 3x Green Herbs or 1x G+G concoction + 1x Green Herb
  • Med Injector: 1x Green Herb + 60x Infected Blood or 1x G+G concoction + 30x Infected Blood
  • 8x Handgun Ammo: 1x Scrap + 40x Infected Blood
  • 2x 12.7x55mm Ammo: 1x Rare Metal + 80x Infected Blood
  • Makeshift Knife: 2x Scrap
  • Hemolytic Injector: 1x Scrap and 60x Infected Blood
  • Molotov Cocktail: 1x Empty Bottle and 60x Infected Blood
  • Bottle of Acid: 1x Empty Bottle and 80x Infected Blood
  • Steroids: 1x Empty Injector and 120x Infected Blood
  • Stabilizer: 1x Empty Injector and 130x Infected Blood
  • Scrap: 1x Makeshift Knife, 1x Hunting Knife, or 5x Antique Coins

Sağlık değerinizi yükselten Steroid ve silah kullanma becerilerinizi yükselten Stabilizer için enjektör kapasitenizi yükseltmeniz gerekiyor. Bunu yapmanızı sağlayacak el kitabını ise bakım merkezinin giriş katındaki bir odada bulabilirsiniz. Oyunun çeşitli yerlerinde bulunmayı bekleyen antique coin’leri kullanarak açabileceğiniz cam bölmelerin birinde bulunan el kitabı sayesinde enjektör değeriniz 100’den 150’ye yükseliyor. Aynı odada ilk envanter geliştirmesi için gereken çanta ve birer tane steroid ve stabilizer da bulunmakta. Binayı iyi araştırırsanız bu dört eşyayı açacak kadar coin rahatlıkla bulunabiliyor. Bu oda haricinde kullanım alanları olmadığı için artanları bekletmenize gerek yok. En azından beş tane ekstra bulabilirseniz oyunun en kıymetli eşyası olan scrap’e çevirebilirsiniz. 

Grace Requiem de dahil olmak üzere oyun boyunca toplamda üç tabancaya sahip oluyor. Etrafta bulabileceğiniz ya da üretebileceğiniz bıçaklar ise düşmana çok hasar veremeyen, daha çok zor durumlarda kendinizi kurtarmanızı sağlayan ve kırılgan bir yapıda. Bu yönleriyle Resident Evil 2 Remake’teki bıçaklara çok benziyorlar. Bunların dışında Grace’in uzun bir süre peşinde dolaşacak olan The Girl adında normal şekilde öldürülmesi mümkün olmayan bir düşman da mevcut. The Girl ile karşılaştığınızda yapmanız gereken tek şey ışıklı bir bölgeye gitmek ve ortalık sakinleşene kadar burada beklemek.

Resident Evil Requiem - 3rd Trailer

Leon tarafında ise oynanış tamamen farklı bir yapıya bürünüyor. Leon’un tabanca, pompalı tüfek, keskin nişancı tüfeği, el bombaları gibi bolca silahı var. Bunların bazılarını bulabiliyor, bazılarını ise oyunun ikinci yarısında tanıtılan bir puan mekaniği ile elde edebiliyorsunuz. Yine ikinci yarıda elinizdeki silahları modifiye edip geliştirebiliyorsunuz. Haliyle Grace’e kıyasla çok daha kalabalık ve düşman grupları ile karşılaşıyorsunuz. Sadece Leon’lu kısımlarda göreceğimiz boss tipi kapışmalar da işin heyecan ve aksiyon dozunu daha da katlıyor. Leon ayrıca baltasıyla düşman saldırılarını savuşturabiliyor ya da yakalandığı anlarda kendini balta yardımıyla kurtarabiliyor. Baltamız kırılmıyor ama ara sıra törpülememiz gerekiyor. Bunların yanısıra Leon’un da barut (gunpowder) kullanarak üretebileceği bazı eşyalar var: 

  • Mixed Herb (G+G): 2x Green Herbs
  • Mixed Herb (G+G+G): 3x Green Herbs or 1x G+G concoction + 1x Green Herb
  • 10x Handgun Ammo: 1x Scrap + 1x Gunpowder (Small)
  • 3x Shotgun Shells: 1x Scrap + 1x Gunpowder (Large)
  • 5x Rifle Ammo: 2x Scrap + 1x Gunpowder (Large)
  • 40x Machine Gun Ammo: 2x Scrap + 1x Gunpowder (Small)
  • Hand Grenade: 1x Scrap + 2x Gunpowder (Large)
  • Stacked Hand Grenade: 2x Hand Grenade

Resident Evil 2’deki olaylardan beri biyolojik tehditlerle mücadele eden Leon artık 51 yaşında ve tek kişilik bir ordu. Bunu kendisiyle oynadığınız sekanslarda, özellikle de daha önce aynı yerden Grace ile geçtiyseniz çok net bir şekilde hissettiriyor. 

Grace ve Leon arasındaki denge çok ilginç. Oyunun ilk yarısında Grace tam anlamıyla eski Resident Evil oyunlarından özlediğim hayatta kalma / korku mücadelesini başarıyla sunuyor. Elleri titriyor, silahları kullanırken tepmelerle sendeliyor, The Girl ile ilk karşılaştığımız kısımlarda doğru düzgün kaçmayı bile beceremeyip tökezliyor. İlk birkaç saat tek başına bir zombi görsek bile çömelip kenardan sıvışmaya çalışıyoruz. Şifalı otlarımız ve cephane çok kısıtlı, crafting için yeterli malzeme yok. Bu kısımlar ve yukarıda da övgüyle bahsettiğim ilk haritamız oyunun nirvanası diyebilirim. Sonrasında kaçınılmaz şekilde mühimmat durumları rayına oturuyor, zorlu rakiplere karışılık verebilecek enjektörlerden kenara birkaç tane ayırabiliyoruz ve Grace’in kalıcı yükseltmelerini yapıp daha iyi duruma getiriyoruz. İşte tam buna alıştığımız anlarda Grace’ten koparılıp Leon’a geçtiğimiz kısımlarda biraz afalladım. Evet, Leon fırtına gibi esiyor ama benim aklım emek emek hizaya soktuğum Grace’te! Geliştirici ekip de bunu sinsice planlamış olacak ki Leon sekansları ilk yarıda oldukça kısa. 

Resident Evil Requiem PC NVIDIA DLSS4 desteği

Gel gelelim spoiler olacağı için bahsedemeyeceğim etkileyici bir kırılma noktasından sonra Leon’a geçip ferah bir Raccoon City haritasına. Buraya geçtiğimizde işler tamamen değişiyor. Öznel bir durum sayılabilir ama hikâyedeki kurgusunu da hesaba katarsam Leon’a geçtiğimiz bu kısımlar tam anlamıyla ilk yarıda hissettiklerimin tersini, bu sefer Leon’un lehine bana hissettirmeyi başardı. Fragmanlarda da ucundan gördüğümüz, Leon’un ilk büyük macerasının geçtiği karakola tekrar uğradığımda hissettiklerim nostaljiden de öteydi. İlk yarıda biraz ketum kalan Leon’un geçmişine dair pişmanlıkları ve kefaret arayışı, T-virüsüne karşı adeta zamana karşı umutsuz bir yarış içindeyken bile pes etmeyişi ve enerjisini yüksek tutması, Grace ile diyaloglarında içinde bulunduğu büyük baskıyı zerre hissettirmeyen şakacı tavırları muhteşemdi. Grace’in de hakkını verelim; o da travmalarıyla yüzleşen, tecrübesizliğine rağmen sınırlarını zorlayan ama gene de her halta üç buçuk atmaktan da geri kalamayan ilginç bir karakter sergiliyor. Ses sanatçısı ve motion capture aktöristi Angela Sant’Albano’yu tebrik ediyorum, muzzam bir iş çıkarmış. Geçtiğimiz yıl da Silent Hill f’te Konatsu Koto’nun performansından çok etkilenmiştim. Bir yıl gibi bir sürecin içinde favori iki korku oyunumun iki başrolünde de bu derece başarılı performanslar görmek de ayrı bir mutluluk kaynağı oldu.

Zombi ve ötesi

Requiem’deki zombiler hakkında da özel bir paragraf açmazsak çok ayıp ederiz. Yeni oyunda mutasyona uğramış T-virüslü zombiler anılarının belirli kısımlarını koruyor ve bunları davranışlarına yansıtıyor. Bu işleri hem biraz daha ürkütücü hale getirmiş hem de zombilere karakter kazandırmış. Özellikle oyunun ilk bölgesi olan bakım merkezinde genellikle üzerinde deney yapılan hastalardan oluşan zombilerin hemen hepsinin bir hikayesi var. Örneğin melodik bir şekilde mırıldanan ve çığlıklarıyla bizi anlık şoka sokan zombinin eski bir şarkıcı olması ya da temizlik görevlisi olan bir zombinin etrafı takıntılı şekilde temizlemeye çalışması gibi ilginç detaylarla karşılaşabiliyorsunuz, bununla da kalmayıp zaaflarını avantaja çevirebiliyorsunuz. Örneğin kulaklarıyla ilgili problemi olan bir hastanın dönüştüğü zombinin sese aşırı tepki vererek diğer zombilere dahi zarar vermesini sağlayabilir, açık ışık gördüğü an kapatmaya giden zombinin ışıkları açarak yerini değiştirmesini sağlayıp, etrafından çaktırmadan dolanabilirsiniz. Bakım merkezi haritasını bu denli beğenmemin bir sebebi de kesinlikle bu zombilerdi. Sayıca az ama her birinin karakteristik bir yapısı ve zaafları bulunmakta. 

Resident Evil Requiem - 4th Trailer

Teknik mevzular

Oyun sektöründe Japonya’nın en köklü firmalarından olan Capcom oyunlarında kendi geliştirdikleri motoru kullanıyor. Daha önceden MT Framework ile geliştirilen oyunlar, Resident Evil 7’den itibaren RE Engine ile hazırlanmaya başlandı ve hayır, açılımı Resident Evil Engine değil, Reach for the Moon Engine ama hınzırca hazırlanmış bir kısaltmaya sahip. Kullanılmaya başlandığı dönemden beri harikalar yaratan bu oyun motoru Resident Evil Requiem ile bugüne kadar gördüğüm en iyi performansı vermiş diyebilirim. Village da dahil olmak üzere yakın dönem çıkan tüm Resident Evil oyunları önceki nesil sistemler için de düşünülerek hazırlanmıştı ve yeni nesilde belli başlı avantajlara sahip olsalar da sürümler birbirinden çok farklı değildiler. Requiem ise 9. nesil konsollar için geliştirildiği için Ray Trace gibi teknolojileri tamamen merkezine alarak hazırlanmış. Üç boyutlu modeller de mevcut sistemlerin gücüne göre tasarlandığı için bugüne kadar en iyi görsellere sahip Resident Evil oyunu ortaya çıkmış. 

Peformans tarafında da övgüye değer bir sonuç ortaya çıkmış. Konsol tarafında oyun tüm sistemlerde saniye başı 60 kare değerinde çalışıyor. Sadece PlayStation 5 ve Xbox Series’ten bahsetmiyorum, Switch 2 de dahil bu sistemlere. İnceleme çalışmalarımızı PlayStation 5’te yapmış olsak da duyurulduğu andan beri Switch 2 sürümünü de takip ediyorduk ve dış kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre bazı geometri detayları ve ışıkta kayıp olsa da diğer konsollara yakın görseller ve oyunun genelinde 60 kare yakalanmış durumda. Capcom bu sürüm için özellikle uğraştıklarını belirtmiş ve bir şekilde işin hakkını vermişler. 

Mutfağa dönersek; inceleme çalışmamız için ana platform olarak PlayStation 5 Pro’yu tercih ettik. Eğer görseller konusunda en iyisini arıyorsanız üst düzey bir PC harici tek alternatifiniz bu konsol. PSSR’ın güncel bir sürümünden yararlanan Requiem, 4K’ya yükseltilmiş çözünürlük ve Ray Trace ikisilini saniyede 60 kare ile birleştirerek hem serinin tarihinde bir ilke imza atıyor. Buna en yakın performansı Resident Evil Village’da kısıtlı Ray Trace ve 40 kare ile görmüştük ve o bile oldukça etkileyiciydi. Requiem ayrıca yine PlayStation Pro’ya özel olarak saniye başı 120 kare performans alacağınız bir mod daha sunuyor. Bu mod ile Ray Trace’den feragat ediyorsunuz ama destekleyen bir ekranınız varsa 120 kare gibi çılgın bir değere ulaşabiliyorsunuz. Şahsen oyunun yapısını hesaba katarak ve görsellerin en iyi halini görmeyi tercih ederek Ray Trace’li grafik modunda oynadım. Hâlâ bazı oyunları hala 30 kare üzeri oynayamadığımız konsolda böyle bir kombinasyon zaten bulunmaz nimet. 

Oyunda isteğe bağlı birinci şahıs veya üçüncü şahıs kamerasıyla oynayabiliyorsunuz. İki kamera açısı arasında saniyeler içinde geçiş yapmanız da mümkün. 7 ve 8’de birinci şahıs kamera açısı zorunluydu ve 8’e sonradan güncelleme ile üçüncü şahıs kamera eklenmiş olsa da oyun buna göre tasarlanmamış olduğu için biraz sırıtıyordu. Requiem’de ise Capcom işi şova dökmüş. Her iki kamera açısının da kendine has bir tadı var ve neyi seçerseniz seçin yanlış bir seçim değil. Oyunu ilk kez başlatırken size Grace için birinci şahıs, Leon içinse üçüncü şahıs kamerası öneriliyor ama eğer görüş açısından avantaj isterseniz üçüncü şahıs kamera açısından şaşmayın derim. Bu arada Grace için birinci şahıs kamerası önerilmesine karşın, sadece üçüncü şahıs kamera açısında görebileceğiniz animasyonlar var ve Capcom’un bu tarz detaylara gösterdiği özen kesinlikle takdiri hak ediyor. 

Ses tarafında da Capcom her zamanki gibi harika bir iş çıkartmış. Surround destekleyen bir ses sistemi ya da kulaklık sahibiyseniz oyunun size işlemeye çalıştığı her detayı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Karakter seslendirmesi hakkında methiyelerimi zaten incelemenin önceki paragraflarında düzmüştüm. Müzik tarafında da işler fena değil ama atmosferi bastıracak kadar öne çıkan ya da aklımda kalan besteler de var diyemem. Aşırı başarılı ses tasarımını hesaba katarsak bundan şikayetçi de değilim, belki bilinçli bile yapılmış olabilir. Oyunun kapanışında çalan Through the Darkness’ı tek istisna olarak gösterebilirim; sadece bu oyunun özelinde değil, seri için hazırlanan vokalli parçalar içinde belki en iyisi olabilir. 

Kapanış

Resident Evil 7 ile başlayan büyük reform sanıyorum Requiem ile tamamlandı. 7 klasik yapıyı sağlam bir şekilde döndürmüştü, 8 modern mekanikleri tekrar eğlenceli hale getirmişti. Requiem ile seri hem modern hem de özlenen klasik yapıyı tek potada eritmeyi başarmış. Yeni karakterimiz Grace, önceki çömezimiz Ethan’a kıyasla çok daha gerçekçi ve derinlik sahibi bir karakter olmuş. Oyunun ilk yarısını üçüncü kez övüyorum sanırım ama tüm oyun o tarz olsa ve işin içinde Leon olmasa bile yine büyük keyifle oynarmışım. Capcom notlarını almış ve dersine iyi çalışmış. Terazide aksiyon ve korku arasında zaman zaman bir taraf diğerine ağır bassa bile genele baktığımızda oldukça dengeli bir deneyim yakalanmış. 

GENEL BAKIŞ
Görseller
9.5
Atmosfer
10
Ses / Müzik
9
Oynanış
9
Önceki İçerikResident Evil Requiem, 5 milyon satış rakamı ile rekor kırdı
Emre Ozan Şirin
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 1984 doğumlu. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.
resident-evil-requiem-incelemeBaşarılı aksiyon / korku dengesi ile Capcom Resident Evil 4'ten bu yana ana serideki en iyi oyuna imza atmış.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz