Korku oyunlarını çok seven bir oyuncu olarak Bloober Team’in çalışmalarını uzun süredir takip ediyorum. 10 yıl önce sitemizde incelemesine de yer verdiğim Layers of Fear’dan beri yakın takip ettiğim, potansiyel sahibi firmalardan diyebilirim. 2008’de kurulan Bloober Team, projelerinde de net şekilde gözlemlenebileceği üzere uzun yıllardır korku türündeki köklü yapımlara saygı duyan ve onların izinden giden bir firma. Son dönem Konami’nin Silent Hill 2 yeniden yapım projesiyle büyük övgüler toplayan Bloober Team, şimdi de özgün projeleri ile karşımızda. Cronos: The New Dawn inceleme yazımı hazırlarken bir konuda özellikle heyecanlıydım: Nintendo’nun en yeni hibrit konsolu Switch 2’de ilk kez yeni Unreal Engine 5 oyun motoru ile geliştirilmiş bir oyun deneyim etme şansı bulmuştum. Oyunun korku türünde olması ise tabiri caizse kremanın üzerindeki çilekti. Bakalım Bloober Team bu sefer bizi nasıl bir kabusa sürüklüyor…
Polonya’da karantina
Cronos: The New Dawn, tıpkı firmanın önceki oyunu The Medium gibi Polonya’da geçiyor. Ancak Medium’daki gerçeğine yakın Polonya tasvirinin aksine Cronos’ta göreceğimiz Polonya ölümcül bir virüs nedeniyle post apokaliptik bir şekilde tasvir edilmiş. Oyunda kontrolünü devraldığımız Traveller (Gezgin) adlı karakter, 20. yüzyıldan fırlama bakır miğferli bir dalgıç kostümünü andıran kaba zırhı ve tuhaf teknolojik araçlarıyla alıştığımız korku oyunu kahramanlarından çok farklı bir sima. İlk etapta Dead Space’teki Isaac’e benzetebilirsiniz, ancak hem karakterin yapısı hem de oyunun genel atmosferi çok kısa bir süre içinde Cronos: The New Dawn’ın farklı bir oyun olduğunu size hatırlatmayı başarıyor.
Senaryosundaki bilimkurgu altyapısına rağmen gizem ve psikoloji unsurları ile kafanızı neredeyse Silent Hill kıvamında karmakarışık eden Cronos: The New Dawn’da “değişim” adı verilen bir olay sonrası insanlar “yetim” (Orphan) adı verilen canavarlara dönüşmüştür. Aradan bilinmeyen bir zaman dilimi geçer ve Collective (Kollektif) adlı bir organizasyon için çalışan Gezgin, zaman yolculuğu yaparak 1980’lere dönüp dünyanın sonunu getirmiş bu olaya şahitlik etmiş kilit isimleri bulmak üzere görevlendirilir. Gezgin’in bu şahıslara ulaşması için öncelikle canavarlarla dolu rotaları takip ederek zaman yırtıklarına ulaşması gerekmektedir.
Karanlıklar içinde
Cronos: The New Dawn bizi kıyametin süzgecinden geçmiş karanlık bir şehrin sokaklarına atıyor ve apartman, hastane, kilise gibi aslında Avrupa’da gündelik bir hayatta karşımıza çıkabilecek standart yapıların yıkık, insansız, karanlık ve alabildiğinde tekinsiz hallerini gezdiriyor. Yer yer organik oluşumlarla grotesk hale sokulmuş bu yapılarda her an bir tehlike ile karşılaşma olasılığının doğurduğu gerginlik oyun boyunca bizimle birlikte oluyor ve tesiri bir anlık bile azalmıyor. Silent Hill 2 Remake’i saymazsak uzun zamandır modern bir korku oyununda bu kadar köşeye sıkışmamıştım. Cephane ve envanter de oldukça kısıtlı. Bunları Dead Space’tekine benzer bir şekilde birazcık geliştirebiliyoruz ama en nihayetinde dikkatli davranmazsanız düşmanlarla dolu bir alanda bir anda savunmasız kalabiliyorsunuz. Haliyle keşif ve araştırma kritik bir önem taşıyor.
Oyunda mermi ve iyileştirici eşyaların yanısıra enerji ve eşya yapmanızı sağlayan bazı materyaller buluyorsunuz. Enerji oyunda para birimi gibi kullanılıyor ve terminallerde eşya almanıza ya da silahlarınıza geliştirmeler satın almak için kullanabiliyorsunuz. Bulabildiğiniz diğer eşyalar gibi enerji de kısıtlı olduğundan çok çok mecbur kalmadığınız takdirde eşya satın almak için değil, silahlarınızı geliştirmek için kullanmanızı öneririm. Materyaller ise mermi veya sağlık eşyaları üretmek için kullanılıyor.
Oyunda mermilerinizi çok dikkatli harcamanız gerekiyor. Özellikle tabanca ve tüfeğinizde bulunan şarj özelliğini ne kadar erken kullanmaya alışırsanız o kadar iyi oluyor. Şarj ile genellikle dar alanlarda karşılaştığımız canavarların size yaklaşması ve zarar vermesi riski doğsa da tam şarj edilmiş bir atış ile tek mermi ile büyük hasar verebiliyorsunuz. Canavarlar kolay kolay yere inmiyor ve başka canavar cesetleri ile temasa geçerlerse daha güçlü ve dayanıklı oluyorlar. Bunu engellemek için ikincil silahımız olan alev makinesini kullanabiliyoruz ancak yanımızda taşıyabileceğimiz en kısıtlı cephane onda olduğu için onu da mümkün olduğunca son çare olarak kullanmamız gerekiyor. Oyundaki bazı bölgeleri sadece yakarak açabildiğiniz için bunu canavarlara mı yoksa biraz ekstra eşya bulabilme ihtimaliniz olan gizli alanlara mı saklamanız gerektiği ise tamamen sizin belirleyeceğiniz stratejiye bırakılmış durumda.
Teknik mevzular
Cronos: The New Dawn’ın geliştirilme süreci 2021 yılında başlamış. Bu Silent Hill 2 Remake’in geliştirilmesinin başlangıcı ile aynı döneme denk geliyor. Bloober Team’in bir yarısı Konami’nin korku klasiğinin yeniden yapımı için kolları sıvarken ağırlıklı olarak firmanın bir önceki oyunu The Medium’u yapan ekip ise Cronos projesine aktarılıyor. The Medium potansiyel taşıyan ancak oyuncuların büyük beklentilerini tam anlamıyla karşılayamayan bir yapımdı. Bu nedenle Cronos’un neredeyse Silent Hill veya Dead Space gibi türevleriyle denk sayılabilecek bir yapıda olması takdire şayan ve firmanın gelecek oyunları için heyecanımı daha da yükseltti. Unreal Engine 5 ile geliştirilen oyun kuvvetli görsellere ve bir korku oyunu için büyük önem taşıyan sağlam ışıklandırmalara sahip. Tabii burada bir yıldız daha var, sadece 10 watt’lık gücüyle Nintendo Switch 2.
Oyun yapısı nedeniyle kaçınılmaz olarak Switch 2’de saniyede 30 kare hızına sabitlenmiş durumda. Diğer sistemlerdeki analizlerine göz attığımda PC tarafında son model ekran kartlarında ve PlayStation 5 gibi cihazlarda dahi her zaman stabil 60 kare elde edilemediğini gözlemledim. Unreal Engine 5 oldukça yeni ve talepkar bir oyun motoru. Haliyle 30 kare olarka bile portatif bir sistemde çalışması muazzam. Diğer platformlar ile kıyaslandığında birkaç noksanı var ama özellikle küçük ekranda farkedilmesi güç. Haliyle portatif bir sistemde güncel bir korku deneyimi isteyenler için oyunun Switch 2 sürümü ideal denebilir. Switch 2’de ayrıca gryo kullanımı seçeneği, isabetli nişan almanın büyük önem taşıdığı oyun için oldukça iyi olmuş.
Oyunda teknik tarafta canımı sıkan durumlar ise nadiren gözlemlediğim çevre modellerinin yüzeylerinde oluşan bozulmalar ve genellikle kör noktalarda karşıma çıkan düşük detaylı objeler gibi problemler oldu. Ancak genele vurduğumuzda artılar eksileri rahatlıkla bastırmış ve ürpertici atmosfer başarıyla aktarılmış. Ancak grafik kalitesini aşırı derecede önemseyen veya kare hızı sayan bir oyuncuysanız sizi PC ya da konsol tarafında PlayStation 5 Pro ancak kurtaracaktır. Oyunun Pro’ya özel bir sürümü olmasa da kare hızında düz PlayStation 5’e göre daha stabil bir performans elde edilebilmekte.
Kapanış
Cronos: The New Dawn, bilimkurgu temelleri üzerine inşa edilmiş, buhranlı, karanlık ve zaman zaman oyuncuyu tamamen çıkmazda bırakan bir yapıya sahip. Özellikle 90’lardaki mermilerimizi saydığımız “survival horror” oyunlarını özlediyseniz deneyim edebileceğiniz en sağlam modern korku oyunlarından biri karşınızda duruyor. Zorlu canavarlar, ürpertici bir atmosfer, kafa karıştırmaktan çekinmeyen gizemli bir senaryo Cronos: The New Dawn’ın temel formülünü oluşturyor. The Medium’dan sonra Bloober Team için büyük bir adım olan oyun gelecek projeler için de oldukça umut verici. Doğru yolda emin adımlarla ilerlemeleri dileklerimle…















