Ana SayfaOyun İncelemeleriThe Duskbloods kapalı beta izlenimleri

The Duskbloods kapalı beta izlenimleri

FromSoftware’in Nintendo Switch 2’ye özel olarak duyurduğu ve Bloodborne’a oldukça benzeyen yapısı nedeniyle oldukça ilgi çeken The Duskbloods kapalı beta etkinliği bu sabah sona erdi. FromSoftware’in Elden Ring Nightreign’in ardından multiplayer odaklı ikinci projesi olan The Duskbloods, selefine kıyasla bu kez PvP ve PvE’nin birbirine karıştığı çok daha farklı bir deneyim sunmakta.

The Duskbloods ilk bakışta Bloodborne’u hatırlatan gotik atmosferi nedeniyle oldukça tanıdık görünüyor. Ancak kontrolü elinize aldığınız andan itibaren bunun FromSoftware’in klasik Souls yapısının farklı bir versiyonu olmadığını anlamak uzun sürmüyor. Sekiz oyuncuya kadar destek veren PvPvE karşılaşmaları, oyuncuların hem yapay zekâ tarafından kontrol edilen düşmanlarla hem de birbirleriyle mücadele ettiği, sürekli değişen bir oyun alanı ortaya çıkarıyor.

The Duskbloods kapalı beta izlenimleri: Bildiğimiz FromSoftware, bambaşka kurallarla

The Duskbloods’ın karşılaşmaları Nightreign’in aksine yalnızca canavarları alt etme üzerine kurgulu değil. İşin diğer oyuncuları ortadan kaldırma kısmı da yazının devamında değineceğim hassas bir dengeye sahip. Oyunun temelinde Virtue adı verilen puanları toplamak bulunuyor. Haritadaki düşmanları yenmek, farklı hedefleri tamamlamak, diğer oyuncularla geçici ittifaklar kurmak veya uygun fırsatta rakiplerinizi ortadan kaldırmak bu puanları kazanmanın farklı yollarından bazıları.

Bu nedenle bir karşılaşmaya girer girmez gördüğünüz ilk oyuncuya saldırmak her zaman en mantıklı hareket değil. Aynı oyuncuyla birkaç dakika boyunca ortak bir düşmana karşı savaşabilir, ardından şartlar değiştiğinde birbirinizin rakibi haline gelebilirsiniz.

FromSoftware’ın özellikle Dark Souls döneminden beri oyunlarına yerleştirdiği güvensizlik hissi burada doğrudan oynanış mekaniğine dönüşmüş durumda.

Dusk Battle adı verilen karşılaşmalar üç faza bölünmüş durumda ve fazlar ilerledikçe yeterli Virtue toplayamayan oyuncular eleniyor ve oyun alanındaki dengeler sürekli değişiyor. Son aşamaya gelindiğinde ise karşılaşmalar çok daha doğrudan bir rekabete dönüşüyor.

Souls savaşlarından çok daha hareketli

The Duskbloods’ın belki de en şaşırtıcı tarafı hareket sistemi. Souls oyunlarındaki daha ölçülü ve yere bağlı mücadelelerin aksine burada karakterler oldukça çevik. Peş peşe zıplamalar, havada gerçekleştirilebilen saldırılar ve hızlı pozisyon değişiklikleri savaşların temposunu ciddi şekilde artırıyor.

Stamina yönetimi ve doğru saldırı zamanını seçme gibi FromSoftware oyunlarından aşina olduğumuz bazı temel prensipler hâlâ mevcut. Ancak ortaya çıkan sonuç Dark Souls veya Elden Ring’den ziyade çok daha hareketli ve kaotik bir aksiyon oyunu hissi veriyor.

Bloodsworn isimli, her biri kendine has yeteneklere sahip karakterlerin birbirlerinden ciddi şekilde ayrılması da bu tempoyu destekliyor. Farklı silahlar ve özel yetenekler yalnızca istatistik değişikliklerinden ibaret değil; seçtiğiniz Bloodsworn, karşılaşmaya yaklaşımınızı doğrudan değiştirebiliyor.

The Duskbloods kapalı beta

Her karşılaşmanın kendi hikâyesi var

Oyunun en ilginç fikirlerinden biri ise Sigil sistemi. Sigil’ler oyunculara karşılaşma içerisinde özel amaçlar veriyor. Bunların arasında belirli bir oyuncunun peşine düşmekten başka oyuncularla sıra dışı ilişkiler kurmaya kadar oldukça farklı hedefler bulunabiliyor.

Böylece sekiz kişinin aynı haritaya bırakıldığı standart bir battle royale yapısından farklı olarak herkesin aynı amacı takip etmediği karşılaşmalar ortaya çıkıyor. Bir oyuncunun neden size yardım ettiğini veya neden özellikle sizi takip ettiğini her zaman bilmiyorsunuz. Bu belirsizlik de The Duskbloods’ın sosyal tarafını mekaniklerinin önemli bir parçasına dönüştürüyor.

Hidetaka Miyazaki’nin masaüstü ve kutu oyunlarından ilham aldığını söylemesi de oyunu oynarken çok daha anlamlı hale geliyor. The Duskbloods yalnızca reflekslerinizi değil, karşılaşmadaki diğer oyuncuların ne yapmaya çalıştığını okuyabilmenizi de istiyor.

Kapalı test PvP’nin oyunun merkezinde olmasına rağmen her şeyin doğrudan oyuncu öldürmekten ibaret olmadığını gösteriyor. Haritada bulunan PvE düşmanları, boss mücadeleleri ve Virtue kazanmanın farklı yöntemleri sayesinde doğrudan PvP konusunda çok başarılı olmayan bir oyuncunun da karşılaşmada ilerlemesi mümkün. Bu açıdan FromSoftware’ın yalnızca düellolardaki mekanik beceriyi ödüllendiren bir sistem kurmaması doğru bir tercih gibi görünüyor.

Nintendo Switch 2 tarafı

The Duskbloods’ın Nintendo Switch 2’ye özel olması ilk duyurudan bu yana projenin en çok tartışılan kararlarından biriydi. Kapalı testte gördüğümüz oyun ise görsel açıdan FromSoftware’ın karanlık sanat tasarımını korurken, Nintendo’nun yeni donanımında oldukça hareketli savaşları ekrana taşıyabilecek şekilde tasarlanmış görünüyor. Oyun, bu tarz bir oyunda olması gerektiği gibi saniye başı 60 kareyi hedefliyor ve akıcı bir performans sunuyor.

Bununla birlikte The Duskbloods her şeyden önce çevrim içi bir oyun ve kapalı ağ testinin ilk oturumu bununla ilgili bazı sıkıntıları da ortaya çıkardı. Yoğun talep nedeniyle sunuculara bağlanamayan oyuncular oldu ve FromSoftware ilk test oturumunu planlanandan önce sonlandırmak zorunda kaldı. Ancak sonraki seanslar son derece pürüzsüz geçti ve karşılaşmalarda hiç teknik bir aksaklık gözlemlemedim. 

FromSoftware’ın en büyük kumarlarından biri

The Duskbloods kapalı beta testi sonrasında en dikkat çekici tarafı, oyunun Souls formülünü çevrim içi ortama taşımakla yetinmemesi. FromSoftware bunun yerine PvP, PvE, karakter tabanlı aksiyon, geçici ittifaklar ve oyunculara özel hedefleri aynı karşılaşma içerisinde bir araya getirmeye çalışıyor.

Sonuç ilk etapta oldukça karmaşık gelebiliyor. Arayüzde takip edilmesi gereken çok sayıda bilgi bulunuyor ve birkaç karşılaşma boyunca tam olarak ne yapmanız gerektiğini anlamaya çalışmakla geçiriyorsunuz. Ancak sistemler yerine oturmaya başladığında The Duskbloods’ın en güçlü tarafı da ortaya çıkıyor: Her karşılaşma birbirinden çok farklı hikâyeler üretme potansiyeline sahip. Bir oyunda sizi kurtaran oyuncu birkaç dakika sonra en büyük rakibiniz haline gelebiliyor. Haritada karşılaştığınız bir boss, birbirini öldürmek üzere olan birkaç oyuncunun geçici olarak aynı tarafta savaşmasına yol açabiliyor. Kendi görevinizi gerçekleştirmeye çalışırken başka bir oyuncunun hedefinin parçası olduğunuzu sonradan fark edebiliyorsunuz.

Bütün bunların uzun vadede dengeli ve eğlenceli bir oyuna dönüşüp dönüşmeyeceğini söylemek için henüz erken. Betada sadece tek harita vardı ve tam sürümde üç harita daha olacağı paylaşıldı. Ayrıca final fazı sadece pvp olmayan başka modlar da olacak.

The Duskbloods kapalı beta sonrasında kesin olan bir şey var. Bu oyun Bloodborne 2 bekleyenlerin istediği oyun olmayabilir; fakat FromSoftware’ın bugüne kadar geliştirdiği en farklı ve en merak uyandırıcı projelerden biri olma potansiyeline sahip. Bunu özellikle Nightreign ile saatler geçirmiş bir oyuncu olarak yazıyorum. İki yapımın birbirine bu kadar benzemesi ama bir o kadar da ayrışması kolay becerilebilecek bir şey değil. 

Emre Ozan Şirin
Emre Ozan Şirin
Başlat Tuşu Genel Yayın Yönetmeni Emre Ozan Şirin, oyun incelemeleri ve analizlerinde anlatı tasarımı ve görsel sanatı birleştiren uzman bir içerik üreticisidir. İngilizce Öğretmenliği ile Resim ve Animasyon eğitimini, oyun dünyasının teknik ve estetik yönlerini çözümlemek için kullanır. Sitenin editoryal stratejisini belirleyen Emre, çok disiplinli yaklaşımıyla nitelikli oyun gazeteciliğine odaklanmaktadır.
Abone ol
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler