- Advertisement -

Yarışçılığın %90’ı kaçmaktır.

Dikişi tekrar tutturamayan EA, Shift 2‘den de umduğunu bulamayınca; bu sefer “yarış oyununa hikaye ekleyelim bir de öyle deneyelim” diyerek Kasım 2011‘de Need for Speed: The Run‘ı oyuncularla buluşturdu.

San Francisco’dan New York’a uzanan maceramızda özetle mafya bizi kovalıyor, biz de mafyadan kaçıyorduk. İlk defa “zamanı gelince doğru tuşa bas” (quick time event) olayını da bu hikayeyle birlikte NFS‘de görmüş olduk. Bundan kaynaklı olarak da yarış oyunu olması gereken oyun, macera oyununa dönüşmüş oldu. EA son çıkardığı yarış oyunlarından beklediğini bulamamasından dolayı bu sefer aksiyon severleri de hedef kitlesine dahil etmek istemiş, fena da bir iş çıkarmamıştı. Ancak bu durum oyunun ruhuna aykırı olduğu için istenen başarı –yine– sağlanamadı.

Bahsettiğim gibi yarış kısmı oyunun arka planında kalsa da, sürüş konusunda denge iyi sağlanmıştı. Arcade ile simülasyon karışımı tarzı gayet güzeldi, fakat bunu kullanacak malzeme maalesef elimizde yoktu.

need-for-speed-tarihi-bolum-7-damali-bayrakyaziici1

Bir daha beni sakın arama.

Bir önceki oyun başarısız olduğuna göre EA sizce ne yaptı? Doğru bildiniz, eski bir oyun yeniden yapılarak aynı isimle tekrar önümüze sunuldu ama çok fena “patladı“. Ekim 2012‘de çıkan Need for Speed: Most Wanted‘da EA saçmalamanın üst limitlerini resmen zorladı.

İlk çıkan oyun o kadar iyiydi ki, ismi duyunca bile ister istemez heyecanlandık ama çıkan oyunun ilk oyunla uzaktan yakından köşesinden, kısaca hiçbir yerinden alakası yoktu. Arabanın rengini yolda giderken güçlendirme alarak değiştirdiğinizi söylesem, gerisini anlatmama gerek kalmaz herhalde. Araba satın alma diye bir şey bile yoktu, yolda gördüğünüz an “çat” diye o araba sizin oluyordu. E yani? Oyunda ne amaç kaldı o zaman?

Oyunun arcade‘liğini geçtim, oyun resmen basit bir “mobil oyun” mantığıyla “casual” kitleye hitap etmek için yapılmış. Arabanın kontrolleri çok kolay, gördüğün her araba senin, rengini iki saniyede değiştir polisten kurtul… Yok kardeş, kalsın.

need-for-speed-tarihi-bolum-7-damali-bayrakyaziici2

Atın beni denizlere.

Efsane artık diz çökmüş durumda, ölmemek için çırpınıyor… Son bir hamleyle ayakları üstüne kalkmak istiyor ancak olmuyor, yere baygın şekilde düşüyor… Tarihler Kasım 2013‘ü gösterirken mezar taşında ise Need for Speed Rivals yazıyordu…

Harika grafikleriyle 160 km’lik yol sunan haritasıyla çok güzel bir dünya sunan oyun, az olan özelleştirme seçenekleriyle yine isteneni veremedi. Oyuncular daha çok özelleştirme için bas bas bağırırken, firmaların ısrarla bu konuya cevap vermemeleri çok ilginç. Bir de üstüne üstlük Underground gibi bir yapımın kırdığı rekorlar ortadayken…

need-for-speed-tarihi-bolum-7-damali-bayrakyaziici3

Nasıl bilirdiniz?

1994’te doğan efsane 2013’te can çekişir hale geldi. “Kapitalist” dünyanın “paragöz” firması Electronic Arts, zamanında muhteşem olan seriyi “az iş, çok para” mantığıyla sömürmek istedi ve serinin mezarını kazdı.

Bir ara senede iki NFS oyunu çıkarken, şimdi ise iki yıl ses seda çıkmadı. Yeniden başlamak isteyen EA, 2015 Kasım‘ında “Need for Speed” adıyla, hiçbir ek kullanmadan tekrar şansını denedi. İlk olarak konsollara çıkan oyun “çevrim içi olma zorunluluğu” ile birlikte, SimCity‘nin kaderini paylaşmış durumda.

Şimdi ise oyunun PC sürümünü bekliyoruz. Bakalım EA konsol oyuncularından aldığı geri dönüşlerle PC oyuncularını memnun edebilecek mi? Benim pek umudum yok ama

need-for-speed-tarihi-bolum-7-damali-bayrakyaziicison