LA Noire inceleme

Rockstar Games başarılı açık dünya oyunları ile oyuncuların çok sevdiği bir firma. Grand Theft Auto’nun popülaritesi biraz ağır bassa da Bully, Red Dead Redemption gibi harika oyunlara da imza atan firma bize karikatürize gangsterler olmadan da eğlenceli anlar yaşatabileceğini kanıtlamıştı. Kah okulun kabadayısı kah atıyla dört nala koşturan bir kovboy olduktan sonra 2011 yılında L.A. Noire ile bu sefer 1940’larda bir dedektif olmuştuk. Açıkçası şu ana kadar saydıklarım içinde L.A. Noire’ın yeri biraz daha özel olsa da  özellikle başarısız PC portu nedeniyle zamanında PlayStation 3 sahibi olmayan oyuncular bu mücehveri pas geçmiş ya da farkedememişti.  Aradan geçen 6 yılın ardından Rockstar bize bir kıyak yapıp oyunu yeniden elden geçirmiş ve yeni nesil konsollara bir daha çıkarmış. LA Noire inceleme yazımızda yeni nesil sürümün ne derece başarılı olduğu konusunu masaya yatıracağız. Ayrıca Nintendo’nun hibrit konsolu Switch için çıkan sürümü hakkında da biraz bilgi vermeye çalışacağım.

 

Dedektif Cole Görev Başında

Eski nesil Holywood suç dramalarından esinlenilerek yaratılan L.A. Noire bizi 1947’de 2. Dünya Savaşı’ndan dönen Cole Phelps’in Los Angeles polis departmanında yaşadığı maceraların merkezine koyuyor. Burada başarıyla çözdüğü bir davanın ardından dedektifliğe yükseltilen Cole suçun her türlüsüne karşı mücadele vermeye başlıyor. İnişli çıkışlı kariyerinde kontrol ettiğimiz Cole ile ola mahalline el atıyor, insanları sorguya çekiyor ve yeri geldiğinde suçlular ile araba takip, kovalamaca, çatışma gibi aksiyonlara giriyoruz.

Oyun bir önceki nesilde dahi 1940’ların atmosferini başarıyla verebiliyordu. Döneme oldukça sadık hazırlanmış çevre detaylarından tutun, 1940’ların Holywood yıldızlarından esinlenilmiş karakter tasarımlarına dek en ince ayrıntısına kadar her şey adeta “yaşıyordu”.  Ancak L.A. Noire’ı özgün kılan bir şey daha var: Oyunun yapıldığı 2011 yılında yeni geliştirilen ve detaylı yüz taraması yapabilen MotionScan teknolojisi ilk kez L.A. Noire’da kullanıldı. O döneme dek Motion Capture ile halihazırda gerçekçi vücut hareketleri yakalanabiliyorken yüz ifadeleri, mimikler aynı başarı ile oyunlara aktarılamıyordu. MotionScan sayesinde henüz L.A. Noire’ın ilk fragmanını izlediğimizde ağzımız açık kalmıştı. Aktörlerin mimikleri oyuna inanılmaz bir canlılık katmakla kalmamış, oyunun sorgu sekanslarında bu yüz ifadelerinden yola çıkarak soracağınız sorular ve sıkıştırmalar ile oynanışa da büyük katkı sağlamıştı. Kısacası oyun sektöründe yeni bir çağa geçilmişti ve buna L.A. Noire önderlik etmişti.

Oyunun yenilenmiş sürümünde aradan geçen 6 yıla rağmen özellikle yukarıda değindiğim karakter mimikleri etkileyici yapısından hiç bir şey kaybetmemiş.  Görseller ise yeni nesil ile daha yüksek çözünürlüğe terfi ettiğinden ötürü artık daha etkileyici durmakta. Tek yenilik elbette çözünürlük değil. Daha iyi ışıklandırma,  geliştirilmiş renk paleti, yeni sinematik kamera açıları (sinematik bir oyuna yakışır şekilde), daha kaliteli kaplamalar gibi gözlerinizi okşayacak yeniliklerle de donatılmış durumda L.A. Noire.

 

Avuç İçi Dedektif?

Önceki paragraflarda PlayStation 4 ve Xbox One sürümüne değindiğim L.A. Noire aynı zamanda Nintendo Switch için de piyasaya sürüldü. Konsol hibrit olmanın avantajı ile hem TV’de hem de avuç içinde Los Angeles sokaklarına davet ediyor. Almayı düşünenler için bu sürümün de artılarını ve eksilerini kısaca değerlendirmek istedim.

L.A. Noire’ın bolca artısı olmasına karşın iki negatif yanı mevcut. Bunlardan ilki oyunun dosya boyutu. 29GB olan oyun dijital olarak satın almak isterseniz konsolun 6’sı sistem tarafından kullanılan 32 GB’lık dahili hafızasına maalesef sığmıyor. Kutulu olarak satın almak da pek çözüm getirmiyor, zira kartuşu konsola taktığınız an sizi 14 GB boyutunda bir güncelleme dosyası bekliyor.  Yani SD kartınız yoksa her iki sürüm de size hafıza konusunda sıkıntı yaşatacak.  Ayrıca bu sürüm PS4 ve Xbox One gibi geliştirilmiş görsellere sahip değil. PS3 sürümüne daha yakın. Özetle oyunu TV’de oynamak istiyorsanız  size bu sürümü tavsiye etmiyorum.  Ancak avuç içi modda oynamak istiyorsanız durum değişiyor. Daha ufak ekranda çözünürlük farkını pek hissetmemekle birlikte oyununuzu istediğiniz gibi yanınızda taşımanın avantajını alıyorsunuz. “Bu çok önemli mi ki?” demeyin. Doom’da da olduğu gibi taşınabilir bir cihazda bu tür oyunları taşınabilir bir sistemde oynamak gerçekten farklı bir keyif veriyor. Sorgu sekanslarında dokunmatik kontrol gibi ekstralar da cabası. Hem negatif hem de pozitif yanlarını tartarak size ağır gelen taraftan yana kararınızı verin.

Perde İniyor

Bazı güzel detayları da kapanışa sakladım. Rockstar Games farkıyla eski nesil ile birlikte bu nesilde de oynayabileceğiniz en başarılı dedektilik oyunu olan L.A. Noire’ın yenilenmiş sürümü tüm indirilebilir içerikleri bünyesinde barındırıyor. Bu içerik 5 davadan oluşuyor ve bu da ortalama 20-25 saat süren oyuna fazladan 5 saat civarı oynanış süresi ekliyor. Ülkemizde tahminen en çok satacağını düşündüğüm PlayStation 4 sürümü 169 gibi fena sayılmayacak bir fiyat etiketine sahip. Açıkçası oyunu daha önce oynama şansı bulamadıysanız ve polisiye yapıda oyunlar ilginizi çekiyorsa kesinlikle bu sürümü öneriyorum. Daha önce oynamış olanlar ise şöyle biraz fragmanlarına filan baksın, nostalji damarınız biraz bile kabarırsa almaktan pişman olmayacağınızı garanti ederim. Zira oyunu PlayStation3’te oynamış bendeniz için de çok keyifli bir nostalji oldu.

DEĞERLENDİRME
Görseller
8
Oynanış
8
Hikaye / Sunum
9
Ses / Müzik
8
Eğlence Faktörü
8
Paylaş
Önceki İçerikPlayLink Nedir? Nasıl Kullanılır?
Sonraki İçerikSöz Dizisi Mobil Oyunu ilk Haftada Rekor Kırdı!
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 33 yaşında. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.