
HeroQuest ve Dungeons & Dragons gibi oyunlardan esinlenilerek yaratılan Dark Quest serisi, her oyununda farklı bir vizyonla karşımıza çıkıyor. Üçüncü oyundaki roguelike mekanikleri ve hikaye anlatımı odaklı yapısını biraz geride bırakarak kutu oyunu mekaniklerine dönen Dark Quest 4 bakalım nasıl olmuş?
İzometrik maceralar: Dark Quest 4 inceleme
Dark Quest 4, çok derin bir hikaye barındırmıyor. İllüstrasyonlu bir hikaye kitabı tarzında sunulan öykü kabaca kahramanlarımızı toparlayıp büyücü Gulak’ın peşine düşmemizden ibaret. Oyunun çok yalın olan Hub bölgesinde üç kahraman seçerek ihtiyar npc’den görevimizi alıyor ve zindanlara iniyoruz.
Her detayın el çizimi görseller ile hazırlandığı oyun ilk iki oyundan da ağır bir şekilde tam bir kutu oyunu hissiyatı veriyor. Karakterler ve düşmanlar sanki oyun pulları gibi, animasyon neredeyse hiç yok. Mümkün mertebe her şey sade tutularak sanki 80’lerden bir kutu oyununu dijital ortamda oynuyormuşsunuz hissi verilmeye çalışılmış. Özellikle ikinci oyundaki detaylarla kıyaslandığında çok net şekilde anlaşılıyor.
Oyunda genel olarak görevler zindanlardaki çıkışa ya da bölüm sonuna canavarına ulaşmak gibi unsurlar üzerine kurgulu. Her şey tur tabanlı ilerliyor ve hem keşif hem de savaş kısımları önümüze serilmiş ve bazıları kapalı kapılar ardında gizli tutulan zindanın içinde oluyor. Özellikle üçüncü oyuna kıyasla bu büyük bir değişim. Onda haritalar geri planda, hikaye anlatımı, tercihler ve roguelike elementler ön plandaydı. Savaşlar ise ayrı ekranlarda gerçekleşiyordu. Dark Quest 4’te ise karakterlerimizi masada ne kadar ilerlettiğimiz, kimin nerede durduğu ve düşmana ne şekilde yakalandığınız gidişat üzerinde çok etkili olabiliyor, evet, tıpkı bir kutu oyununda olduğu gibi. Yani amaç buysa yerini bulmuş.
Öte yandan, ben ikinci oyundaki daha detaylı çizim ve animasyonlara sahip olan görselleri ve bir kamptan ziyade kasaba modundaki Hub bölgeyi daha çok beğenmiştim. Dördüncü oyun Hub konusunda neredeyse üçüncü oyunla birebir aynı ve bu biraz vizyon meselesini gölgede bırakıp, asset tarafında kolaya kaçılmış olduğu hissini de uyandırmıyor değil.
Hub’dan bahsetmişken; zindanlarda topladığımız altınlarla Hub bölgedeki NPC’lerden yeni yetenekler öğrenebiliyor, iksir ve ekipman satın alabiliyoruz. Oyun kart sistemi üzerine kurulu. Her karakterde 4 yetenek ve 2 ekipman kartı slotu bulunuyor. Diğer NPC’ler bölümleri ilerlettikçe açıldığından ilk odağımız yetenekler oluyor. Her sınıf için farklı yetenekler var ve bunlar paylaşımlı olmadığı için hepsine ayrı ayrı yatırım yapmanız gerekiyor. Ayrıca maceralara soktuğumuz kahramanlar yoruluyor ve aynı tipi peşpeşe kullanmak bazı dezavantajlar getirdiği gibi maceradan uzak tuttuğunuz kahramanların kondisyonu ise daha avantajlı hale gelebiliyor. Bu nedenle her zaman ideal bir denge yakalamanız gerekiyor. Benim önerim en az bir tane uzak menzil saldırı yapabilen ve iki adet yakın menzil savaşçıyı kombine etmeniz yönünde. Yeteneklerde de mutlaka pasiflerde karşı saldırı, aktif olanlarda da birden fazla düşmana vurabilen ya da düşmanın hareket hakkını iptal eden tipte saldırılara ağırlık vermeniz zorlu savaşlarda size avantaj kazandıracak. Yine de oyunda zorlanırsanız karakter ve düşman sağlığını, saldırı gücünü modifiye etmenizi sağlayan bir zorluk ayarı da bulunuyor.
Dark Quest 4 için yazılabilecek çok şey yok. Özellikle bu oyunla birlikte tercih edilmiş yalın yapı ile neredeyse mobil oyun kıvamında bir iş çıkmış. Her oyun diğerinden farklı bir yapıda olduğu ve el çizimi eskimeyen görsellere sahip olduğu için ikinci ve üçüncü oyuna da bir bakıp kararınızı verebilirsiniz. Roguelite ve tercihlere dayalı değişkenlere sahip bir oyun isteyenler üçüncü oyuna, zindanlarda sürtmeli biraz daha karanlık tonda bir oyun isteyenler ikinci oyuna ve klasik bir kutu oyunu deneyimi arayanlar dördüncü oyuna bir şans verebilirler.








